Gönderen Konu: Atatürk ne okudu?  (Okunma sayısı 2057 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Cσ∂єx

  • Site Sahibi
  • *
  • İleti: 7.083
  • Cinsiyet: Bay
  • Sus(muş)!...
    • Kalbim
Atatürk ne okudu?
« : 14 Ocak 2007, 12:29:38 Paz »
Anıtkabir Derneği Başkanı emekli Tümg. Turhan Olcaytu, Anıtkabir'deki Atatürk kitaplarının kullanıma açılacağını açıkladı.

77 yıllık Cumhuriyet'in hâlâ bir "Atatürk kitaplığı" yaratamadığının bilmem farkında mısınız? Bunca "Atatürk" lafı edilen bir ülkede Atatürk'ün kütüphanesinin hâlâ bir araya toplanamamış olması şaşırtıcı bir durum değil mi?

Resmi kayıtlara göre Aatürk'ün kütüphanesinde 4 bin 280 kitap var.

Lakin kütüphane, değişik adreslere dağılmış durumda...

Kitapların 2 bin 280'i halen Anıtkabir'de korunuyor.

Bin 900 kitap ise Çankaya Köşkü Atatürk Kitaplığı'nda bulunuyor.

Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde ve Sofya'daki Türk Büyükelçiliği'nde de 100 civarında kitap var.

Hem Anıtkabir hem de Çankaya Köşkü yetkileri "Kütüphane bizde olmalı" dedikleri için bu kitaplar bir araya getirilemiyor.

Bu anlaşmazlık, araştırmacılar için büyük sorun yarattığı gibi, aslında kamuya ait olması gereken bu mirasın halka ulaşmasını da engelliyor.

Oysa kitaplar Atatürk'e yaraşır bir kütüphanede toplanabilse, sayfaları dijital ortama aktarılabilse, tıpkı basımları yapılıp halka açılabilse, Atatürk'ün bu kitapların kenarına düştüğü notlar, altını çizdiği satırlar ve kitaplara ilişkin olarak -ATASE'de saklanan- not defterine yazdığı yazılar da aynı kütüphane içinde sergilenebilse, o zaman Cumhuriyet'in ilham kaynaklarına ulaşabileceğiz.

Olcaytu'nun açıklamasının bu yönde bir adım olmasını umuyorum.

 

* * *

 

Gelelim kitapların içeriklerine...

Resmi kaynaklarda adı pek geçmez, ama Atatürk'e neler okuması gerektiğini ilk öğreten kişi, liseden sınıf arkadaşı Ömer Naci olmuştur.

Ömer Naci şairdir. Askeri İdadi'de yatılı okurken Mustafa Kemal'e gelip okuyacak kitap istemiş, verdiği kitapları görünce hiçbirini beğenmemiş ve bunlar yerine başka kitaplar okumasını önermiştir. Atatürk anılarında "Şiir ve edebiyat diye bir şey olduğuna o zaman muttali oldum. Şiir bana cazip göründü" diyecektir.

Namık Kemal'le, "hürriyet" idealiyle ve ihtilalci fikirlerle o kitaplar sayesinde tanışır.

Henüz 15-16 yaşlarındadır ve imparatorluğun son yüzyılı kapıyı çalmak üzeredir. Uzunca bir süre, okumaya vakit olmayacaktır.

 

* * *

 

Atatürk'ün günlüğü incelendiğinde, onun düşünce dünyasında dönüşüm yaratan asıl kitapları 1916 yılında Doğu cephesinde okuduğu anlaşılır.

Artık 35 yaşındadır ve Paşa olmuştur.

Bitlis'te gündüzleri cephededir, geceleri ise çadır ışığında, öksürük nöbetleri içinde kitap okur.

Bu kitaplar arasında Alphonse Daudet'nin "Paris Adetleri" adlı aşk romanı da vardır, Mehmet Emin'in "Türkçe Şiirleri"i de...

Her biri ayrı bir iz bırakır Mustafa Kemal üzerinde...

Örneğin iki aşk arasında sıkışmış bir kadının özgürlük tutkusunu anlatan "Paris Adetleri"ni, 19 Kasım 1916 günü bitirir. 3 gün sonra Bitlis'ten Silvan'a dönerken yolda Kurmay Başkanı İzzettin Yarbay'la (Çalışlar) "kadınlara özgürlük verilmesi, örtünmenin kaldırılması" konusunda sohbet eder.

Kadınların sokağa bile çıkmadıkları bu uzak Anadolu köşesindeki sohbette "kadınlarla bir arada bulunmanın erkeklerin ahlakı, duygu ve düşünceleri üzerinde yapacağı olumlu etki"den söz edilir.

Yine Doğu cephesinde okunmuş kitaplar arasında en önemlilerinden biri Şehbenderzade Ahmet Hilmi'ye aittir. M. Kemal, "Allah'ı İnkar Mümkün Müdür" adlı bu kitabı 1 Aralık günü okumaya başlar ve 3 günde bitirir.

August Comte"la ve pozitivizmle tanışmıştır artık... Dini ideolojiye karşı fen bilimlerinin yükselişinin farkına varmış, "hayatta en hakiki mürşidin ilim olduğu" inancının temellerini atmıştır.

 

* * *

 

Atatürk'ü ve Cumhuriyeti daha iyi anlatabilmek için, bu kitaplar güzel bir kütüphanede toplanıp, yanına not düşülmüş satırlar sergilenemez mi?

 

 

29 Ekim-10 Kasım aralığının tarihi çağrışımlarına dayanarak "Atatürk'te Cumhuriyet fikrinin temellerini atan kitaplar" bahsini sürdürüyoruz.

Mustafa Kemal'in 1923'e kadar olan düşünce serüveni üç aşamadan geçer:

İlk aşama "hürriyet" fikriyle donandığı 20'li ve 30'lu yaşlarıdır.

1920'lere doğru, zihninde "milli hakimiyet" fikri filizlenir.

Ve nihayet Ankara'ya geldikten sonra "cumhuriyet" fikri olgunlaşır.

3 yıllık bu son dönemde okuduğu kitaplar ve o kitapların Mustafa Kemal üzerindeki etkisi özellikle incelenmeye değerdir.

BMM reisinin, bir yandan savaş haberleriyle uğraşırken öte yandan Ankara'nın ıssız, tehlikeli, soğuk gecelerinde şafak sökünceye kadar okuduğu kitaplar, kurmayı düşündüğü yeni rejimin ipuçlarını taşır.

O dönem Atatürk'ün başucu kitaplarından biri Fransız düşünürü Jean Jacques Rousseau'nun "Mukavele-i İçtimaiyye"si yani "Toplum Sözleşmesi"dir.

Fransız devrimine de kaynaklık eden bu kitap 1756'da yazılmış, Türkçe'ye ancak 150 yıl sonra çevrilebilmiştir.

Bugün Çankaya Köşkü'nün "Atatürk kitaplığı"nda saklanan kitabın 156. sayfasındaki birkaç satırın yanında Atatürk'ün "Mühimdir" notu vardır. Altı çizili bu satırlarda şu iki cümle yazılıdır:

"Egemenlik gücü basit ve tektir. Bu gücü bölmek, yok etmek demektir."

İlk Meclis'te savaşı yönetebilmek için bütün yetkileri kendisinde toplamaya çalışan Başkumandan'ın bu satırları neden "mühim" bulduğunu anlamak kolay.

Nitekim Mustafa Kemal Meclis'te olağanüstü yetkilerle donatılmasına itiraz eden ve "kuvvetler ayrılığı"nı savunan muhalefete karşı "egemenlik gücünün bölünemeyeceği" temasını sık sık kullanacaktır.

Bakın kitabın 169. sayfasında altını çizdiği satırlarda ne yazıyor:

"Bir hükümetin kurulması için gerekli olan fiil, karmadır. İki ayrı fiilden meydana gelmiştir: Kanun yapma ve onu uygulama fiili..."

Şimdi Mustafa Kemal'in Aralık 1921 günü Meclis'te yaptığı konuşmaya kulak verelim:

"Beyler, sorarım size, bir hükümetin kurulması için gerekli olan fiil nedir? İzninizle ben tekrar edeyim: Bu fiil, kanun yapmadan ve kanunu uygulamadan oluşan karma bir fiildir."

Mustafa Kemal, o konuşmasında milletvekillerine Rousseau'yu dikkatle incelediğini de açıklar ve bunu onlara da tavsiye eder.

 

* * *

 

Aslında "Atatürk kitaplığı"ndaki her kitabın ve bu kitaplarda altı çizilen her satırın ayrı öyküsü var. Bunlardan biri de İsmail Hakkı Babanzade'nin "Hukuk-u Esasiyye"sinde (Temel Haklar) yeralıyor.

Gazi'nin 1923 yılında, Cumhuriyet ilan edilmeden önce okuduğu bu kitabın 119. sayfasında Montesquieu'den (altı çizili) bir alıntı yapılmış. Aynen şöyle:

"Cumhuriyet ve demokrasileri yaşatan genel kural, siyasi fazilettir."

Bugün ülkenin dört bir yanına asılı "Cumhuriyet fazilettir" atasözünü borçlu olduğumuz bu alıntının yer aldığı kitapta Atatürk'ün el yazısıyla düştüğü küçük bir not daha var. Nottan ziyade bir hesap bu:

Kitabın kenarına eski Türkçe olarak alt alta "1923" ve "1789" sayıları yazılıp çıkarma işlemi yapılmış. Sonuna da "134 sene evvel" notu düşülmüş.

Bu küçük hesap, Türk devriminin, Fransa'daki atasına göre 134 yıl geciktiğini belgeliyor.

Atatürk, kitabı bitirdikten sonra kapağına imzasını atmış.

Cumhuriyet, 134 yıl gecikmeyle de olsa artık dilinin ucundadır.

 

* * *

 

Geçen yazıda bütün bu kitapları bir araya toplayacak bir "Atatürk kütüphanesi"ni kurup Atatürk'ün özel notlarıyla birlikte kamuya açmakta ne kadar geciktiğimizden bahsetmiştim.

Bunun daha da gecikeceği anlaşılıyor. Ancak dün görüştüğüm Anıtkabir Derneği Başkanı Turan Olcaytu, bütün bu kitapların fotokopilerini çıkarıp tercümeleriyle birlikte, 20 cilt "tıpkı basım" yayınlayacaklarını söyledi.

Bu projenin bir an önce gerçekleşmesini diliyorum. Çünkü bugün tartışıp durduğumuz pek çok sorunun yanıtı o kitaplarda, altı çizili olarak duruyor.



Can DÜNDAR
Özgür'lük! Daha iyi anlıyorum artık seni :)

İsyan etme gökyüzü, benim kadar ağlayamazsın.

Çevrimdışı eftalya_er

  • Girişimci
  • *
  • İleti: 7
  • Cinsiyet: Bayan
Atatürk ne okudu?
« Yanıtla #1 : 29 Kasım 2007, 11:07:04 Prş »
PAYLAŞIM İÇİNTEŞEKKÜR EDERİZ.
Sevgiye Laik Olmak YÜREKTEDİR.

Çevrimdışı Masterthone

  • Girişimci
  • *
  • İleti: 2
  • Cinsiyet: Bay
Atatürk ne okudu?
« Yanıtla #2 : 19 Mart 2009, 15:33:12 Prş »
 ' ATATÜRK KUR'ANI KERİMİN AHİR ZAMANDA GELECEK DECCAL SIFATINI TAŞIYOR... BÜYÜK DİN ALİMLERİNİN ÇOĞU ATATÜRK'Ü DECCAL OLARAK BELİRTİYOR... KERAMETE ERMİŞ TÜRKLER DAHİ ONA BÖYLE DİYORSA BİLKİ DOĞRUDUR... UMARIM DECCALIN NE DEMEK OLDUĞUNU BİLİYORSUNDUR.... ' diye bi metin okudum bi yerde ve kan beynime sıçradı ayrıca ATATÜRK ün dolmabahçede falan ölmediği ve ölürken çok ama çok büyük  acılar çektiğide geçiyordu metinde hatta toprağın ATAMI kabul etmediği iki kere toprağa gömüldüğü ikisindede toprağın ATAMI kustuğu yazıyordu bu yüzden Atam Anıtkabir e gömülmüş diyorlar  ve adamların tezinide aynen buraya yapıştırıyorum . . . .         

  Saidi Kürdi ( Son Ulemaymış adama Üstad diyorlar ) ,ye göre Atatürk Deccal mi ?
 
Saidi Kürdinin Atatürk hakkında söylediklerine bir bakalım:

“Ben bir manevi alemde, İslam Deccalini gördüm. Yalnız bir tek gözünde teshirce bir manyetizma gözümle müşahade ettim ve onu bütün bir münkir bildim. İşte bu inkarı mutlaktan çıkan bir cüret ve cesaretle mukaddesata hücum eder.(...) Fakat kahraman ve mücahit ordunun ve dindar milletin ruhundaki nur–u iman ve Kur’an ışığıyla hakikat–i hal–i göreceği ve o kumandanın çok dehşetli tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılıyor.” (Şualar458–459,Siracun Nur 247)

Saidi Nursi, başlangıçta şifreli olarak işaret ettiği Deccal’in kim olduğunu daha sonra şöyle anlatıyor:

“Ölmüş gitmiş dünyadan ve hükümetten alakası kesilmiş bir adam hakkında otuz sene evvel bir Hadis–i Şerif’in ihbariyle Kur’an’a zararlı bir adam çıkacak demiştim.Sonra Mustafa Kemal’in o adam olduğunu zaman gösterdi. (Emirdağ Lahikası I/278,Yirmiyedinci mektuptan Sabık Reis–i Cumhur’a ve üç makama gönderilen istida)

“...Lozan Muahedesinde söz veren ve pek şiddetli ve dehşetli hücumlarına rağmen hiçbir hakiki Müslüman Türk’ü Protestan yapamayan ve Millet–i İslam için pek zararlı olduğunu ef’aliyle ispat eden ve Hadis– Şerif’in haber verdiği o müthiş şahıs kendisi olduğunu(yani Deccal, y.n) hayat ve mematiyle gösteren Mustafa Kemal’e bir mahrem eserde ‘din yıkıcı Süfyan’ dediğimizi (...)” (Emirdağ Lahikası I,50–51;Yirmiyedinci Mektuptan Mahkeme–i Kübra’ya Şekva ve Müdafaatın Bir Haşiyesi olan Parçanın Hülasasıdır, Ayrıca Müdafaalar, 226–227)

Saidi Kürdi nin Deccal dediği Atatürk bugün Kurdi nin öğrecilerinin işbirliği yaptığı Amrikanın kolejlerini misyoner faaliyetlerde bulunuyor diye kapattırmış ve Bab–ı Ali’nin “Misyonerle Mücadele Teşkilatı” kurmasına destek vermiş, 3 Ocak 1922’de Meclis Başkanı iken yayınladığı bir muhtırada, İçişleri Bakanlığı’na çok sert çıkışarak, Amerikalıların Anadolu’da “Öksüzler Yurdu” altındaki yapılanma isteklerinin tamamen Hıristiyanlığı yaymak amacı taşıdığını vurgulayarak “bu talebin derhal reddedilmesini” istemişti . . . ..       

  diye bitiyoR....   Ne olur kafayı yemek üzereyim kim doğru söylüyor inanın ruh sağlığım bozuldu Allah rızası için yardım edin çünkü biliyorum ki Atatürkçülük demek dinsizlik demek değil ne olur acil bir cevap yazın    :(