Kış aylarında soğuyan havayla birlikte cildimiz de hayatiyetinikaybeder: Kurur, pul pul dökülür, matlaşır, hatta çatlar ve yara olabilir… Bunu önlemek mümkün elbette..

Cildi koruyan, doğal bariyeridir. Bu sayede içerdeki maddeler dışarı çıkmaz, dış etkenler de kontrollü olarak cilde sızar. Ne yazık ki hava soğuyunca bu denge alt üst oluyor. Bariyer tabakanın bütünlüğü bozuluyor, yağ oranı düşüyor ve ciltte yüzde 10 olması gereken su oranı azalıyor. Kuruyan cildin rengi matlaşıyor, donuk, gri-beyaz bir renge dönüşüyor.
Çizgiler artıp derinleşiyor, deri pütürlü ve pullu bir görünüm kazanıyor. Hele yaş da ilerlemişse yağ tabakası azalan ciltte bu sorunlar çok daha hızlı bir şekilde ortaya çıkıyor.

Dermatoloji Uzmanı Vildan Şengöz şöyle diyor: “Kışın havanın nem oranı düşer, sert ve soğuk rüzgarlar cildin su kaybını artırır. Soğuğun da etkisiyle büzülen damarlar cildi yeterince besleyemez. Yaşanılan mekanlardaki klima yüzünden kuruluk seviyesi yükselir.
Banyo suyunun çok sıcak olması, giyilen kıyafetlerin de yünlü ve dar olması, şikayetleri çoğaltır.” Uzmanımız devam ediyor: “Kuruyan cildin en büyük sorunu, nem kaybı. Bu nedenle nemi tutan ve hapseden ürünler sürülmeli. Bunların bazısı kapatıcı ve koruyucu görev taşırken bazısı da cildi kuvvetlendiriyor. Normal şartlarda krem veya losyon formundaki ürünler, kurumayı önlüyor. Yine de kuruluk geçmiyorsa cilt doktoruna görünmek gerekiyor.”
ISLAK MENDİL ZARARLI!
Küçük ama önemli önlemler alarak cildinizin parlaklığını kışın da korumak mümkün. Dermatoloji Uzmanı Vildan Şengöz’ün önerilerine göz atalım:
– Günde en az 6 bardak su için.
– Kahve ve çay, idrara fazla çıkardığı ve kafein türevi içerdiği için aşırı tüketildiğinde cildi kurutuyor. Çay ya da kahveyi günde iki bardakla sınırlayın.
– Kolonya, ıslak mendil ve antibakteriyel sabun kullanmayın.
– Çok sıcak suyla yapılan uzun süreli banyodan uzak durun. Sık ve sıcak suyla yıkanmak, deriyi daha da kurutur. Deri kaşınır, kızarır, hatta kuruluk egzaması gelişebilir. Haftada en fazla iki kez ılık suyla yıkanın, böylece cildin doğal nem dengesi korunmuş olur. Banyo ürünlerinizi renksiz, parfümsüz ve çok köpürmeyenlerden seçin. Krem ya da doğal yağ içeren sabunları, şampuanları kullanabilirsiniz. Banyodan sonra cildinizi nazikçe kurulayın ve hemen vücut losyonu ya da nemlendirici sürün. Ürünü, cilt nemliyken sürerseniz daha yararlı olur.
– Yaşadığımız ortamı sık havalandırın.
– Spor yapmak kan dolaşımını arttırıp cildi rahatlatır. Ancak spor yaparken rahat ve sentetik olmayan kıyafetleri seçin, bol su için.
– Günde en az sekiz saat uyuyun. Cildin sorunları, uyku sırasında tamir edilir. Uyumadan önce uygun nemlendirici ve bakım kremleri sürün.
– Özellikle kuru cilt için, gıdalardaki yağın kalitesi ve vitamin içeriği önemli. Omega 3’den zengin, başta somon balığı, hamsi olmak üzere tüm deniz ürünlerini, çerezlerden ceviz ve bademi tüketin. Avucunuzu ölçü olarak kabul edin ve bu miktarı aşmayın.Yağ olarak da zeytinyağından şaşmayın.
– Nar, portakal, mandalina C vitamini açısından çok zengin meyveler. Cildinizin tazeliğini korumak adına bu meyvelerden her gün bir porsiyon tüketin.
– Basit şekerler ve karbonhidratlar cildin yapısına zarar verdiği için mümkünse tatlıdan uzak durun.

HAVUÇ VE KURU KAYISI YİYİN!

Uz. Dr. Zerrin Baysal da soğuk havalarda cilt sağlığı hakkında önemli bilgiler verdi. Uz. Dr. Baysal kış aylarında daha hassas ve dayanıksız hale gelen cildin sorunlarını anlattı: “Cilt kuruyabilir, pul pul olabilir, daha gergin, kaşınan, kızaran, çatlayan bir hal alabilir. Genetik olarak hassas cilde sahip olanlar atopik egzama, sedef hastalığı, pruritus, kserotik egzama gibi deri hastalıklarından yakınabilir.
Ruhsal etkilenmeyi de unutmamak gerek. Kış hafif bir depresyona, harekette kısıtlılığa, metabolizmada yavaşlamaya yol açar. Sonuçta matlaşmış, tonunu kaybetmiş, gözenekleri genişlemiş ve sivilceleri artmış bir cilt ortaya çıkar.” Uzman Doktor Zerrin Baysal, cilt konusunda yaptığımız hataları düzelterek bu konuda ciddi yol kat edebileceğimizi söyledi. İşte uzmanın verdiği öneriler:
– Sürekli su ve sabuna maruz kalan ellerimizi günde 5-6 kez yağlandıran ürünlerle nemlendirmek gerek. Bu el yaşlanmasını da egzamayı da önler. Cildi hassas olanlar sıvı sabunları değil, yağlı sabunları tercih etmeli.
– Dudakları günde 4-5 kez vazelinle nemlendirmeli. Bu, kurumasını ve çatlamasını önler. Bir de dudaklarınızı yalamayın. Yaladıkça kuruma artar. Kurudukça da yalama ihtiyacı doğar.
– Soğuk havadan daha az etkilenmek için, dışarı çıkarken güneş koruyucu özelliği olan bir nemlendirici kullanın. Ayrıca açıkta kalan bölgeleri de şapka, gözlük, eldiven, atkı ile örtün.
– Bol su için, taze meyve ve sebze tüketin, ceviz, fıstık, fındık, kuru ve havuç yiyin. Balık ve balık ürünleri deri kalitesini ve nemi arttırır.
– Yünlü ve sentetik kıyafetlerin deriye direkt temasını önlerseniz kaşıntı ve kuruluk azalır. Unutmayın kurumuş deri kaşıntıya hazırdır. Kaşıntıyı tetikleyen irritasyonlar ekstra katkıda bulunur. Dolayısıyla kalın, tüylü, sert kıyafet yerine, penye, pamuklu kıyafet tercih edilmeli.
KİMYASAL MÜDAHALELER
– Her kış kimyasal peeling yaptırın. Böylece cildiniz canlanır, ölü tabaka atıldığı için alttan daha taze ve canlı, pürüzsüz cilt çıkar. Özellikle kış aylarında yapılması uygun olan peeling tedavileri doktor gözetiminde uygulanmalı. Ayrıca, peeling sonrası yapılandırıcı tedavi ürünleriyle de deri canlandırılarak sağlıklı görünüm elde edilir.
– Vitaminli ve hyalüronik asitli ürünlerle lifting tedavisi yaptırın. Tonusu azalmış, matlaşmış, kurumuş ciltleri toparlamak için vitamin ve hyalüronik asit içeren ürünlerle lifting tedavisi yaptırabilirsiniz. Hem yaşlanmayı önlersiniz hem de cildiniz ışıldar. Mezoterapi yöntemiyle yapılan bu tedavi şekli ile kırışıklıklarda belirgin düzelme, nemlendirme ihtiyacında azalma sağlanır.

Kaynak:postasağlık

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here