Yalanın en masum halini tanıdım o’nun dudaklarında!…
Aylardır hayatını esir alan hüzünlerinden yeni yeni sıyrılıyordu gözleri…

O şimdi çizdiği bütün zikzaklı yolları silip,en doğruyu bulacaktı sonunda biliyorum!

Uzun zamandır karanlıktı odası,ondandı aşkımdan gözlerinin kamaşması… Yanlış ilişkilerde insanı doğruya götürebilir bazn,ki her şey yaşanması gerektiği için yaşanır zaten!… O da düşünüyor istemeden ardında bıraktığı bir çok şeyi,zamanı geri alabilse,kimbilir neleri değiştirmek isterdi???

Ben o’nun,bilmek istediğim kadarını değil,
Bilmemi istediği kadarını sahiplendim…konuşmak istediği zaman dinledim o’nu hep,hiç şikayet etmedim suskunluğundan!…

O’nu neden sevdiğimi merak ederdi hep,sezerdim…
Belkide hayatında o’nu olduğu gibi kabul eden tek kişiydim!!!
Ne beklentilerimle boğuyordum o’nu,ne her an duygusallık arayıp çıldırtıyordum!

O’ydu işte!…

Ben o’nun her haline ayrı ayrı aşık oluyordum!… Soru işareti gerektiren cümleler kurmuyordum.
Hayatına sınırlar etirmekse o’nu eksiltmekten başka hiç bir işe yaramazdı biliyordum!…
Kendimce o’nu,bana yalan söylemekten koruyordum!!!

”Biz o’nunla o gün o sahilde,
Aşkı bir bardak şaraba gömüp,
Kadeh kaldırdık gidenlerin şerefsizliğine!!!”

Hep aynı silahtan çıkan ayrı kurşunları sapladılar yüreğimize!
İkimizinde kırıktı bir zaman kolu kanadı…
Bilirdik ki biz,aşk ne olursa olsun sonunda mutlaka bir yara bırakırdı!…nasıl sığdırdıysak yaşanacak onca şeyi dar vakitlere,
Şimdi o düşleri,eşit olarak dağıtmalıyız aynı ömrün üzerine..

Bizim vuslatımız olmadığı gibi,ayrılık acısıda yoktu içimizde artık!
Ne su olabildik ne ateş!Ne ay olabildik ne güneş!Zamanla elimizdekiyle yetnmeyi bilmiştik…

”Biz o’nunla,aşkın öfkeden,yalandan,maskelerden kudurmuş denizinde,yüzmeyi beraber öğrenmiştik!…’

Şimdi umutsuzluğa aralanan bir kapı gibi sesin!
Nasıl da yabancılaştık birbirimize öyle değil mi? Nasıl da güçlük çekiyoruz birbirimizi anlamakta! Ben seni hep,hayatta ki en büyük zaferim zanneserdim! İlk yanılgım,ilk sarsılışım değildi bu benim!…

Hatırlıyormusun?
Gidenlerimiz vardı bizim!!!
Ortak acılarımız…Ah bir solukta anlatamadığımız ne çok şeyimiz vardı…

Birbirimizi bulmak için dua ederken,kimbilir kaç kez geçtik aynı sokaktan yanyana! Aynı şarkıların nakaratında kestik umudumuzu ‘gerçek’ aşklardan… Ve hep aynı cümlede dirildi bütün inançlarımız yeniden!… Neydi o en çok sevdiğim şarkı benim?

”’Gel Ömrümün Sebebi”’
Ah bu şarkılar olmasaydı nasıl avuturdum bu inatçı yüreği? Hangi sözleri yazıpta defalarca yatağımın üzerine fırlatırdım telefonu? Biliyor musun? Ben seninle hep, bardaktan boşalır gibi yağan, ardında matem gibi derin bir toprak kokusu bırakan, ve siyah saçlarının her bir telini bir bir okşayan, sıcak Eylül yağmurlarında karşılaşmak isterdim!!!

Oysa tek ortak yanımız olmuştu aynı otobüsün ardından ayrı gidenlere el sallamak!
Farklı yolcuların kararlı gözlerinde,o en çok inandığımız insanların, Hiç ummasığımız bir direnişle ‘gidiyorum’ demeleri nasıl da kırmıştı kanatlarımızı!!! Şimdi aynı kararlı direnişi görüyorum gözlerinde!!!

Ne garip!!!

O ilk veda akşamının ardından gelip,sinsice etrafıma yayılan çaresizliği seziyorum yine!…seni alıp gitmek istiyorum bu bütün dengeleri bozuk hayattan! Biz seninle bir ateş topundan sıçrayan iki parçaydık! Gittikçe kayboluyor sıcaklığımız… Bu ne çaresizlik böyle?

Sen bu satırları okurken, ben kimbilir ‘gitme’ demeni beklediğim hangi yanlışın ilk adımını atıyor olacağım!!! İnsan daha hata yapmadan pişmanlık duyar mı?Duyuyorum işte!!! Bir kez de bile bile ateşe dokunayım diyorum!

Hayır! Canım daha az yanmayacak! Ben bu cezayı hakediyorum seni hala sevmekle!!! Ansızın bir boşluğa bırakılan milyonlarca ‘yanılmış’ insandan biriyim sadece… Belki benim bir tek farkım var… Hiç akıllanmıyorum verdiğin acılardan nedense!…

Yazan : Masal Gibi

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here