Gönderen Konu: Vincent Willem van Gogh  (Okunma sayısı 2592 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Gregor Sarsaryan

  • Forum Delisi
  • *
  • İleti: 505
  • Cinsiyet: Bay
Vincent Willem van Gogh
« : 16 Nisan 2010, 18:58:00 Cum »





Vincent Willem van Gogh


O... acıyla savurduğu fırçaları ..acı sarıları .. boynunu bükmüş başakları… kesik kulaklı otoportresi … köprüsü … kahvesi … postacısı … en önemlisi pırıl pırıl yüreğiyle yanıbaşımızdaydı … içimizdeki sessiz fırtınaydı… dile getiremediğimiz acılarımız… rengimiz… çizgimiz … dışavurmadığımız kişiliğimiz gibiydi…

Ona saygıyla … acılarına … coşkusuna … bitmek-tükenmek bilmeyen çabasına saygıyla…

Ve Theoya saygıyla…











Annesi

 





Babası







Kardeşi Theo


 



d. 30 Mart 1853 – ö. 29 Temmuz 1890), Hollandalı ard izlenimci ressam. Bazı resim ve eskizleri, dünyanın en tanınmış ve en pahalı  eserleri arasında yer alır.
 
 
Van Gogh, gençliğini bir sanat simsarlığı firmasında çalışarak geçirmiş, kısa süren bir öğretmenlik deneyiminden sonra da Belçikada fakir bir madenci kasabasında misyoner olmuştur. Resim kariyerine 1880den sonra başlamıştır. Başlangıçta koyu ve kasvetli renklerle çalışan Van Gogh, Pariste tanıştığı izlenimcilik ve yeni izlenimcilik akımlarının etkisiyle canlı renklere geçmiş  Güney Fransada geçirdiği süre zarfında da bugün yaygın olarak tanınan kendine özgü resim tarzını geliştirmiştir.






Van Gogh, ömrünün son on yılı boyunca yaklaşık 900 suluboya/yağlıboya resim ve 1100 karakalem çalışma üretmiş, en meşhur eserlerini ise ömrünün son iki yılında yapmıştır. 1888de ressam Paul Gauguin ile arkadaşlığının bozulması üzerine sol kulağının bir kısmını kesmiş, giderek kötüleşen ruhsal hastalığı sonucunda kendini göğsünden vurarak intihar etmiştir. Kimi sanat tarihçileri Gauguin ile yaptıkları hareretli bir tartışma sonucu Gauguinin isteyerek ya da kendini gard amaçlı olarak Van Goghun kulağını kestiğini de iddia ederler.
Van Gogh, resim kariyeri boyunca kardeşi Theodan aldığı maddi destek sayesinde ayakta durabilmiştir. İki kardeşin arkadaşlığı, 1872den itibaren birbirlerine yazdıkları mektuplarla belgelenmiştir.

20. yüzyıl sanatını ciddi şekilde etkilemiş olan Van Gogh, fovistlerin ilham kaynaklarından biridir ve Empresyonizmin öncülerinden kabul edilir.






kardeşi Theoya yazacağı bir mektupta, çocukluk yıllarını kasvetli, soğuk ve kısır olarak betimleyecekti



Van Goghu özellikle hayatının son iki yılında ciddi şekilde etkilemiş olan akıl hastalığı için bugüne kadar 30dan fazla teşhis veya olası sebep ileri sürülmüştür. Bunlardan bazıları, şizofreni, bipolar bozukluk (eski adıyla manik depresyon), frengi, boya zehirlenmesi (soluma veya yutma yoluyla), Ménière hastalığı ve güneş çarpmasıdır. Kötü beslenme, aşırı çalışma, uykusuzluk ve alkol düşkünlüğü, muhtemelen hastalığın etkilerini artırmıştır.





Van Goghun

özellikle son dönem eserlerinde açıkça görülen sarı renk düşkünlüğünün de tıbbi bir bozukluktan kaynaklandığını ileri sürenler olmuştur. Bu konudaki teorilerden birine göre, Van Goghun bolca içtiği absintte bulunan tuyon adlı madde, zaman içinde Van Goghun görüşünü bozarak nesneleri sarımtrak renkte görmesine sebep olmuş, bu da ressamın eserlerine yansımıştır. Bir başka teoriye göre, Van Gogha hastalığının tedavisi için yüksek dozlarda yüksük otu verilmiştir, ve yüksük otunun sarımtrak görüşe veya sarı lekeler görmeye sebep olduğu bilinmektedir.

 




Yaşadığı sürece ona en fazla bağlı olan kişi, muhakkak ki kardeşi Theoydu.



Her yönden destekledi. Gerek sağlıktaki aksamaları... gerekse resim çalışmalarını… satılamayan resimleri satılmış gibi gösterip O’na paralar yollayarak boyasını-tuvalini sağlaması…


Vincentin cenazesine gelenler onu öylesine sevindirmişti ki, Theo eve koşmuş, kardeşinin bunalımlı döneminde yaptığı resimlerinin birçoğunu kaptığı gibi mezarı başına getirmiş ve orada bulunanlara dağıtmıştı.


Altı ay sonra Theo öldüğünde Van Gogh hala adı gereğince duyulmamış bir ressamdı. Fakat ölümünün birinci yılında onun sanatını tanıtmak için açılan özel sergi, bir anda Van Gogh ismi etrafında derin yankılar uyandırdı. Otuz yedi yıllık ömrün parlatamadığı kıvılcım, bu sergi nedeniyle bir anda tutuşuverdi.

 
 




Sanatçının eserlerinden çoğunu bugün Kröller Müller Müzesinde ve Hollanda Hükümetinin satın alıp Rijksmuseuma yerleştirdiği geniş koleksiyonun arasında bulabiliriz.
 
 
 
 


Louvre Müzesi de, ressamın yakını Doktor Gachetnin bağışından faydalanarak Van Goghun bazı eserlerine sahip olmuştur. Sanatçının, kardeşi Theoya ve ailesine yazmış olduğu ilgi çekici mektuplar da, çeşitli vesilelerle yayınlanmıştır





Vincent Willem van Gogh  Ve  Theo  




.....Mutsuzluğum sonsuza kadar sürer....
« Son Düzenleme: 16 Nisan 2010, 19:00:47 Cum Gönderen: teoman_gemiler »

Çevrimdışı Gregor Sarsaryan

  • Forum Delisi
  • *
  • İleti: 505
  • Cinsiyet: Bay
Vincent Willem van Gogh
« Yanıtla #1 : 16 Nisan 2010, 19:23:45 Cum »




Theoya mektuplar
 
 
Amsterdam 18 Ağustos 1877


Erkenden kalkmıştım: işçileri şantiyeye gelir gördüm, pırıl pırıl bir güneşin altında. Sen de görsen hoşuna giderdi: irili ufaklı kara insancıklar bir ırmak olmuş akıyordu, önce çok az güneş alan dar sokaktan, sonra da şantiyede. Daha sonra bir parça kuru ekmek ve bir bardak bira ile kahvaltı ettim. Böylesine bir kahvaltıyı Dickens canlarına kıymak üzere olan insanlara salık verir, onları daha bir süre niyetlerinden vazgeçirir diye. İnsan tam bu ruh haletinde değilse de, yapmalı bunu zaman zaman, Rembrandtın
 
 
Emmaüs Hacıları adlı tablosunu düşüne düşüne

Çevrimdışı Gregor Sarsaryan

  • Forum Delisi
  • *
  • İleti: 505
  • Cinsiyet: Bay
Vincent Willem van Gogh
« Yanıtla #2 : 16 Nisan 2010, 19:32:35 Cum »





Eğer içinizden sen resim çizemezsin  diyen bir ses duyarsanız, o zaman ne olursa olsun resim çizin ve o ses susacaktır

Amsterdam, 9 Ocak 1878.



C. M.  bugün bana Géromeun Phrynésını güzel buluyor muyum diye sordu. Ben de dedim ki Israelsin ya da Millet'nin çirkin bir kadınını, yahut ta Ed. Frérein bir koca karısını seyretmekten daha çok haz duyarım, çünkü bu Phrynenin bedeni gibi güzel bir beden ne anlam taşır önünde sonunda? Hayvanların da güzel bedeni olabilir, hem belki de insanlarınkinden daha güzel, oysa Israelsin, Milletnin ya da Frerein çizdiği insanlardaki ruh gibi bir ruh hayvanlarda olamaz. Hem hayat bize niçin bağışlandı: bedenimiz acı içinde kıvrandığı zaman bile yüreğimizi zenginleştirelim diye değil mi?
Ben Gérome'un figürü için hiçbir şey duymuyorum, çünkü en ufak bir zekâ belirtisi görmüyorum onda. Çalışmaktan yıpranmış eller bence bu figürdeki ellerden daha güzeldir.

 


Böyle bir kızla Parker ya da Thomasla Kempis, yahut ta Meissoniernin çizdiği figürler arasında daha da büyük bir ayrılık vardır; insan iki kere efendiye birden hizmet edemediği gibi, birbirinden bu kadar ayrı iki şeyi de bir arada sevemez, ikisine karşı aynı duyguyu duyamaz.

 

Derken C.M. güzel bir kadından, güzel bir kızdan hoşlanmaz mısın diye sordu bana, ben de dedim ki çirkin, yaşlı, yoksul, ya da herhangi bir nedenden ötürü bahtsız da olsa, hayat görgüleri, çektiği acılar, çileler yüzünden bir zekâ ve bir ruh edinmiş olan bir kadınla daha iyi anlaşabilir, uyuşabilirim.









Vincent Van Goghun Cornelius-Marinus adlı bir amcasının kısaltılmış adı. Ona kimi zaman da Cor Amca der.