Gönderen Konu: EDMOND ROSTAND  (Okunma sayısı 3795 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Gregor Sarsaryan

  • Forum Delisi
  • *
  • İleti: 505
  • Cinsiyet: Bay
EDMOND ROSTAND
« : 15 Nisan 2010, 23:08:11 Prş »


 
Edmond Eugène Alexis Rostand
 
 
 
(d. 1 Nisan 1868 - ö. 2 Aralık 1918) Fransız şair ve tiyatrocu. 1901 de Fransız Akademisine (Académie française) giren en genç yazar unvanını kazanmıştır.
Yeni-romantizm (neo-Romantizm) ile ilişkilendirilen Rostand, özellikle Cyrano de Bergerac isimli oyunuyla ünlenmiştir. Rostandın oyunları 19. yüzyıldaki popüler doğalcı (natüralistik) tiyatroya romantik bir alternatif sunmuştur. Rostand 1918 deki büyük grip salgını sonucu vefat etmiştir.


 
 



 
 
Cyrano de Bergerac
 
 
 
 
 
 
bütün aşşağılık kompleksine sahip insanların çirkinlerin bir numaralı kahramanıdır cyrano
 
 
 

nedir ki buse? biraz daha yanyana
yapilan bir vaattir. yemindir kanmayana
bir itirafın candan delil bulmasıdır


sevismek mastarinin gül pembe noktasıdır.
bir sırdır ki soylenir ağza kulak yerine,
bir gönul hazzıdir ki, hep derinden derine
yayılır. bir visaldir karanfil lezzetinde
 

dudaklarin ucundan ruhu tatmaktır biraz...bir buse en büyük imtiyaz, Düşünün ki bir fransız kraliçesi bile bir ingiliz lorduna bütün necabetiyle bir tanecik lütfetti..
 
Senden bir kırıntıdır bu karanlıkta hissem, öptüğün şey biraz da benim kalbimdir desem, yalan değil şu anda evet eminim farkında olmayarak o pembe dudakların öpüyor benim demin söylediğim sözleri...


 


 
 
 
 
Edmond Rostand - Cyrano De Bergerac
 
 




Yüzyıl önce tarihler1900ü dönerken Fransanın en meşhur adamı Cyrano de Bergeracın yazarı Edmond Rostand idi. Aynı yıllarda Fransada Dreyfus davası sürüyordu. Ama edebiyatçılar gazeteler halk Rostandı konuşuyor. Yediği içtiği giyindiği söylediği herşey halkın ağzında. Cyrano de Bergerac yeni sahnelenmişti. Dünya edebiyatı sanki romantizmi yeni keşfediyordu bu denli naif ve bu denli kutsal imgeler kılıç şiir aşkı bu denli sarhoş edici şekilde hiçbir yazar biraraya getirememişti.



Oyun hızla başka dillere çevrildi. Uzak ülkelere kumpanyalar. Hatta İstanbula dahi geldi ancak oyunun kahramanının uzun burnu Abdülhamitin burnunu andırıyordu izin verilmedi





Cyrano Don Kişot Hamlet Raskolnikov gibi dünya edebiyat tarihinin hazretlerinden. Aşk mektubunun üstündeki gözyaşlarını seni yazmak ne zor Cyrano Aldığın yaraları taşıyor hala yazarlar. Nükte alay şiir kılıç düello yoksulluk gurur ve aşk. Bunlar için bütün coğrafyalarda paranın şöhretin saltanatına karşı hala senin tiradların okunuyor Cyrano İstemem eksik olsun
 
 


Onbinlerce kez sahnelendi. Ancak Fransız halkının bu oyuna düşkünlüğü çok zaman sonra alaya dahi alındı. Nerdeyse bizim Malkoçoğlu filmlerine döndü.


 



Her eserin konusunu halk Tanrı insanlar eşyalar vs. oluşturur. Cyranonun konusu ise Edebiyattır. Eser edebiyatın ne olduğunu ve temel kavramlarını işler. Son sahnede sevgilisi Roxananın manastır bahçesinde akşam vakti işlediği gergefin üstüne düşen yapraklar bu oyunda azrail rolünü oynar. Bu oyunda çapkınlık sevişme buluşma hiç yoktur hepsinin rolünü yapraklar üstlenir.




Genç edebiyatçı için Cyranoyu okumak askerlik hizmetidir. İşgal kuvvetlerine medya yazarlarına karşı savaşmak için edebiyatın haleti ruhiyesini doğuş sebeplerini varlık sebebini en iyi anlatan bu naif romantik şaheserdir




 


Yapraklara hayranlığımızla eğlenmeyin. Onların bir sonbahar günü rüzgarla hayranlık verici son uçuşlarında nefes kesici akrobasileri hüznümüzü kırbaçlar. Duygu ve hayallerimizi insanlığın bayrağı yapan yaprakların bu son süzülüşleridir. Ağacından firar eden kendini ateşe bilinmeyene atıveren yaprakların havadaki s kıvrımları sevgilinin dudak çizgileridir. Rüzgarın nereye savuracağını bilmeden korkusuzca boşlukta raksedişleri edebiyatın cennetidir İnsanlar mal para mülk sahibi olmayı ister. Edebiyatçının mülkü sadece bu yapraklar Bir imge olarak edebiyatın hazineden sorumlu bakanıdırlar. Rüzgarda kendini boşluğa umarsızca bırakışı ruhun en güzel en isyankar süsüdür



Cyranoyu eşsiz bir klasik yapan hala insanoğlunun ruhunu kamçılamasının sebebi güzel sözlerdir. Cyrano için güzel söz hayatın anlamı hayatın tadı. Zeki ve ince ruhlu insanların büyüleyici sözlerinden güzel ne vardır dünyamızda. Güzel bir söz çoktan hayatımız için lüks oluverdi. Oysa mutlu hayat dediğimiz şey bizi övmüş okşamış şımartmış güzel sözleri topladığımız gizli sandıkların ta kendisidir. Güzel sözlerle okşanmamış bir kadın canlı bir cenazedir



 
 

Kanımızın sıcaklığı sinirlerimizin titreşimi sabah akşam bir güzel söze muhtaç Güzler sözler neden aşırı duygusallığın konusu oluverdi. Modern topluma nefretimiz sert eleştirimiz bu bir güzel söz sahibini artık melankolilikle suçluyor aşırı incelik başka ilginç tuhaf bir yere doğru uzaklaştırıyoruz. Estetik ameliyatlar ölümcül diyetlerle topluca bedenlerine işkence eden kitleler bir güzel söz öğrenmek ve söylemeyi neden hiç dert edinmiyor. Bedenimize nitelik katan bir güzel sözdür. Belki de çağımızın depresyonları psikiyatristlere koşturmaları bir güzel söz eksikliğinden.



Birden aklıma geliverdi işte divandan Bahçeler bezendi çimenler süslendi. Sevgiliden geliyorum haberini benden önce bu bahçeye kim getirdi...




Bir zamanlar insanlar canlarını güzel sözlerle korur bedenlerini kötülüklerden güzel sözlerle kurtarırdı. Zerafet sanat nezaket ancak güzel sözlerle mümkündü. Bir zamanlar neden insanlar ölümsüzlüğü güzel sözlerde ve onların ince hikmetlerinde, okşayışlarında aradı Kalbimizi saran bir güzel söz göğsümüzün üstüne bastırdığımız sevgiliden bir küçük pusuladır. Velhasıl bu amansız gerilla savaşında tek nevalemiz ve silahımız sadece çürümüş yapraklar Allah kimsecikleri kurumuş yapraklardan bahçelerden uzun yürüyüşlerden güzel sözlerden eksik bırakmasın. Hayatımız için çok sert tedbirler alın birkaç güzel sözü kalbinize bastırın




Roxana oyunun kadın kahramanı iki sevgilisine rağmen ömrünce bir erkeğe dokunmadı ölen sevgilinin aşk mektubunu yaşlanıncaya kadar kalbinin üstünde sakladı. Güzel sözlere düşkünlüğüyle zerafet ve nezaketin timsali bu güzel sözleri derin bir sır dünyanın en büyük hazineleri gibi taşıyışıyla Fransız edebiyatının romantizmin baş kahramanı oldu Genç edebiyatçıların ne zaman ruhu çalkalansa sokaktaki bütün kadınları Roxana gibi görür. Roxana saf temiz pırıl pırıl bir aşk ve yüce fedakarlık Genç yazar genç şair duy sesimi sokaklarında kelime güzelliklerini kahramanlaştıracak tek bir Roxana kalmadı




 

Roxanaya aşık iki erkek biri Christian diğeri gizlenmiş sevgilisi Cyrano Christian çok yakışıklı Cyrano çok çirkin. Cyrano aşkına ebediyyen karşılık alamayacağını bilir. Christiana yalvarır Sen bana güzellik ol Ben sana ruh olayım...



Güzel yazılar güzel sözler toplumun ruhudur Göklerden bir güzel söz için ayrıldık. Tanrının yanından birbirimizi okşamak iltifat şımartmak için uzaklaştık Yazarların geceleri gidip gidip ziyaret ettiği bir kavmi var. Kara toprakla sevişen. Kara saçlarını tarayıp uzun selvilere dayanan. Çekingen utangaç gizli gecelerin ülkesi. Ağır yükler taşır gibi kararan havayla inliyor gibi. Et deri kalmamış üzüntü sıkıntıdan kararmış akşamlar. Sözün kabarık coşkusu olmasa bu sert bu demir paslı keskin perdesi akşamların. Akşamlara yarı sarhoş koşan kimlerdir? Tam vazgeçerken bu dünyadan bizi alıkoyan kimin dudaklarından dökülen sözlerdir.



Hayatı ruhumuzu güzelleştiren ey güzel sözler Sizleri kimler yazdı Ne çok yazdı İnsana hoşça vakit geçirtmek şeytanları boğucu sıkıntıyı taşlamak bu hüzün tadlandırıcısı bu duygu lezzeti bu hayal gücü kimlerin? Durduk yerde büyük bir sevinç yaşamak için durduk yerde zevkten deliye dönmek.. Kaç insan içimizde sandıklarında saklıyor bu sözleri. Ruhumuzu büyük ve eşsiz yüce bir manzaraya çeviren bu sözlerle içimizde kaç kişi gece gündüz yatıp yatıp kalkıyor. Aşksız geçen tek bir akşamı nasıl kaldırır bu kalabalıklar





Cyrano eşşiz meşhur uzun burnuyla bir çirkinlik abidesi Aşağılık komplekslerinin en fecisi. Dalga geçenlerin efsanesi Halkın alayları motor gibi makine gibi ara vermeksizin dalgasını geçer. En sağlam ruhları bile paramparça eden bir halk faşizmi. Yalnızlığa itilir. Başına her an kakılan bu bedeni kusur hayatı için her saniye ona hatırlatılan ne büyük bir tehlike. Osmanlı orduları başkomutanı Enver Paşanın boyu fazla kısaydı. Atatürkün boyu kısa sesi inceydi. Bir yığın aşağılık alçak ve namussuzla her an uğraşmak zorunda Burnunu iğneleyici zehirli sözleri ve kılıcıyla ölünceye dek korur Çirkinliğini kılıcı şiiriyle maskelemek ister. Cyrano basit mıymıntı şöhret düşkünü burjuva özentisi insanları hiç sevmez. Onunla başedecek güçte şair yok. Şairliğiyle soylu değerler ifade eder çirkinliğini unutturup saf temiz yüce bir erdemle özdeşleşmek ister. Ama bu büyük kargaşa çelişki çözülemeyecek bir büyük trajedi çünkü ne denli yüce sözler söylese burnu her zaman o güzel sözlerine çelme takıp yine alay konusu oluyor.
 
 
 
 


 
 
Gülünç iğrenç korkunç bir burun sahibinin soylu duyguları dile getirmesi o burnu kendine bağışlayan Tanrıya karşı bir isyan zaten Allaha inanmaz. Burnunu gözlerden hiç saklayamaz. Gizlenemez bu çirkinlik Cyranoyu korkusuz ve çok amansız bir şövalye yapar. Sözleriyle başka bir bedene girmek zorunda. Durmaksızın soylu sözlerle pis çirkin basit insanlarla dolu bu hayata karşı koymak zorunda. Bu korkunç burun Cyranoyu çıldırtmıştır bu bedensi cinneti büyük bir zekanın ürünü incelmiş söz oyunlarıyla aşmayı dener
 
 



Cyranonun kendi burnuyla dalgasını geçtiği tiradlar inanılmazdır çirkinliğini korkusuzca tasvir ederken bulduğu söz oyunları edebiyat tarihi için eşşizdir Yaptırın ona bir küçük şemsiye Yazın fazla güneşten rengi solmasın diye.. Ey burun bütün cihanda Seni nezle edecek güçte tek rüzgar bulunmaz.. Yine kendine şöyle seslenir Mösyö kibarsınız muhakkak .. yoksa imkanı var mı cumba sahibi olmak ..



Çok şiddetli acı verici ruh azaplarından doğmuş bu cümleleri dalgasını geçenlerin yüzüne karşı meydan okuyarak söyler ve son cümlesi Ancak, bana böyle şakalar yapamazsınız Çünkü karşınıza çıkar Bergeracın kılıcı.....




Edebiyat yüce olanla bayağı olanın çatışmasından doğar Ancak yüce sözler söyleyen ağzının bir santim üstündedir o bayağılık abidesi çirkin burun Kendisine yaptığı bu ağır şakaları zevkle okuması gücüne güç katar. Cyrano zeki lafları zarif buluşlarıyla dalga geçenleri denetim altına alır susturur. Sanki çirkin burnu onu soylu duygularla büyük bir başkaldırıya hazırlar. Basit budala insanlara karşı bir isyan düzenler. Kendisini çıldırtan çirkinlik burjuvalara karşı savaşının bayrağı olur. Ya da iç rahatlığını bulabilmek için herkesten önce itiraf teşhir edebilmeli bir insan çirkinliğini. Haysiyet sahibi insanlar çirkinliklerini görmeden başkalarına ateş açamaz. Ve sanki gözünün önünden bir an gitmeyen bu çirkinlik onu sürekli güzel soylu zeki sözler söylemede talim sahibi uğraş sahibi kendini aşmak zorunda bırakır. Çirkin burnu onu şiddetli bir radikal yapar. Yani en ulaşılmaz yere bu burunla hiç girilemeyecek yere romantizmin kalesine tırmanır. Edebiyatın gizli anahtarını saklandığı yerden bulup çıkartmıştır Gurur Çirkin burnu Cyranoyu başkasından halktan dışarı koyar tek başına bırakır orijinal bir yalnızlık burnuyla yalnızlığa itilmek istenir. Kalabalık içinde onurlu insanlar gibi yaşamak bir yana kalabalıklara onur dersi verir herkesle durmaksızın savaşmak zorunda kalır. Bir bayağı komiklikten inanılmaz bir tragedya yaratmak zorunda. Zaaf edebiyatçıyı coşturmakla zaaf edebiyatçıyı azdırmakla kalmaz zaaf yüce erdemin en kuvvetli ilacı olur ve basit ve zavallı kitleleri kılıcıyla yararak en imkansız tepeye tırmanır Edebiyat tarihinin en romantik kahramanı bayrağı insanların en çirkini Cyrano olur

 
 

 

Kılıç ve üstün söz yeteneğiyle korkunç çirkin burnunu aşan Cyrano bu zalim burunla yalnız sevdiği kız karşısında utanır Canıyla bedeniyle sevgilinin önüne çıkamamak. Şerefi için meydan meydan dövüşen Cyrano aşkı sözkonusu olunca bir korkak gibi davranır. Çirkin burnu yüzünden yüz kızartıcı bir suç işlemiş gibi saklar kendini. Bu radikal romantik aşktan darbe üstüne darbe yer ve ebediyyen sözlerinin arkasına gizlenmeye karar verir. Bu soylu fedakarlığı bir hayalperestlik değil edebiyatın amacıdır bu gizlenmek. Cyranonun kalbinde bitmeyen bir düzensizlik kolgezer. Çıkıp dobra dobra konuşamamak hayatın en katı gerçeği. Ne söz ne şeref ne kılıcı bu utancı örtemez. Ama inadla aşkının üstüne gider aşk savaşından bir saniye kaytarmaz gizlendiği yerden ömür boyu mektuplar yazar.







Sevdiği kız Roxana kuzenidir çocukluğundan beri tanışırlar. Roxana Cyranoyı ağbi bilir. Birgün Cyranodan kendisini Christian denen yakışıklı çocukla tanıştırması için yardım ister. Sevgilinin ricası emirlerin emridir. Başka bir çocuğu bulup elinizle teslim edeceksiniz dayanılmaz çatışmalarla doludur Cyranonun ruhu





Cyrano yine burjuvalara şiiri ve kılıcıyla meydan okuduğu birgün Christian sürekli onun burnuyla dalgasını geçer. Bu inanılmaz bir meydan okumadır Cyranoya. Cyrano hangi cümleyi kursa Christian karşısına geçip burnun mu? der defalarca. Etrafındakiler Cyranonun çocuğu asla affetmeyeceğini doğrayacağını düşünür. Cyrano hayatında ilk kez kendine yapılan alaylara katlanır. Düz yakışıklı Christianla başbaşa kalır ve Roxananın ona ilgisinden söz eder. Arkadaş olurlar




 


Ancak Christian çok tutuktur konuşmasını bilmez aşk sözcükleri bulamaz. Roxana karşısında rezil olacağını düşünür. Cyrano devreye girer aşk mektuplarını kendisinin yazacağını söyler Edebiyat başkasının mektubunu yazmaktır. Christianın da çok sert bir karakteri vardır Roxana beni olduğum gibi kabul etsin diye diretir. Başkalarının yardımı sözüyle sevilmesini asla kabullenmez. Ve Roxananın karşısına olduğu gibi çıkmaya karar verir büyük bir hüsran yaşar.





Çünkü Roxanaya sadece seni seviyorum diyebilir Roxana ısrar eder hadi devam edin lütfen büyüleyici sarhoş edici sözlerinizi bekliyorum der. Christian kekeler tıkanır söz bulamaz yeniden ağzından sadece seni seviyorum der. Christianın bir cümle dahi kuramadığını gören Roxananın hayalleri yıkılır aşkı biter. Sevdiği adamın bir boka yaramadığını düşünür. Bu dünya güzeli yakışıklı çocuğu hiç umursamaz ruhu da güzel olmalıydı diye inad eder. Benim tanıdığım Christian soylu yüce güzel sözler söyleyebilmeli der




Christian aşkını kaybedeceğini anlayınca Cyranonun tavsiyesine istemeden uyar bir gece Roxananın penceresinin ardında karanlık içine saklanarak Cyranonun kendi ses tonunu taklit edip Roxanayı mest etmesine izin vermek istemez ama itiş kakış içinde Cyrano Christianı itip kendi rolünü oynar ve Roxana yeniden Christiana aşık olur


 

 


Christian mağduriyetini kabullenmez. Beni olduğum gibi sevsin diye diretir. Yazar bu romantik idealist tabloda Christianın şahsında insan asaletini çok sağlam resmeder. Çünkü Christian için mağduriyeti kabullenmek tüyler ürpertici bir aşağılanmadır. Bu yüzden asla Cyranonun suflörlüğünü kabullenmez. Modern toplum bize şöyle seslenir mağduriyetini kabullenip kendinizi acındırın asla itibar talebinde bulunmayın isteklerinizi ancak bu şekilde müzakere edebiliriz. Değil gurur soğukkanlı görünmeniz dahi cezalandırılır. Modern toplum bütün insan yavrularına aynı yıkıcı merhameti gösterir kendinizi acındırın, ağlayın zırlayın ki yardım edelim der. Çünkü gururu yıkarsanız öfkeyi de yıkarsınız. Öfke yıkılırsa kutsalı da bertaraf edersiniz. Yani beş kuruşluk yardım için insan ortadan kaldırılır. Şefkat talep eden merhamet dilenen bir köpekler sürüsüne döneriz soylu aşklar artık bizim neyimize





Christian asla yardım talebinde bulunmaz. İnanılmaz bir sertlikte bir adalet duygusuyla Cyranonun karşısına çıkar hayır o aslında seni seviyor diye diretir. Küçücük duygular üzerine düşünün. Küçük korkular küçücük kuşkular küçücük telaşlar. Düşünemediğimiz kadar çokturlar ve günboyu yiyip bitirirler bedenimizi. Bize küçük dehşeler hazırlar ve en derindeki egomuzu parçalayıverirler. Çünkü en derindeki sütun adalet duygusudur Modern toplum bize yakın yıkın menfaatiniz için küçük hileler yalancılıklar sahtekarlıklar yapın diye diretir sebebi en derindeki adalet duygumuzun yıkılıp onların vahşi iktidarlarını kabullenmemizi sağlarlar. Bir insan ele geçiremeyecek sahip olamayacak pahasına adil davranmalı. Bu yüzden Christianın ıstırabından derin zevkler alırız. Christian gibi çok yakışıklı bir gencin birkaç güzel söz beceremiyor diye mağdur düşürülmesi de oyunun inceliğidir ancak Christianın bu mağduriyeti asla kabullenmeyişiyle yüksek asil bir sevgili olarak gözümüzde büyür. Cyranoyu artık çok daha güç bir vicdan hesaplaşması beklemektedir...

Christianla Cyrano arasında ..hayır o aslında seni seviyor.. kavgası ve çekişmesi başlar. Christian savaşta ölene kadar iki aşık birbirine hayır o aslında seni seviyoru ispatlamak peşindedir. Cyrano Christian savaşta son nefesini verirken ona Roxananın aslında kendisini sevdiğini inandırmaya çalışır. Christian bu şüpheyi çözemeden ölür. Son nefesinde dahi Roxanaya soru üstüne soru sorar soruların hepsi güzellik çirkinlik üzerinedir... Christian son nefesinde Roxanaya Roxana Korkunç çirkin bir adam olsam yine beni sever misin? der. Roxana Evet der... Ve biraz sonra Cyranoya Herşeyi denedim onun gerçek sevdiği sensin deyip ölür

« Son Düzenleme: 15 Nisan 2010, 23:22:10 Prş Gönderen: teoman_gemiler »

Çevrimdışı Gregor Sarsaryan

  • Forum Delisi
  • *
  • İleti: 505
  • Cinsiyet: Bay
EDMOND ROSTAND
« Yanıtla #1 : 15 Nisan 2010, 23:08:52 Prş »

 
 




 
Gerçek sevgili kim? Yüzü güzel olan mı ruhu güzel olan mı? Tanrının bu acıklı trajik eşitsizliğine edebiyat bir adalet mekanizması olarak devreye girer bütün kıtalarda Bütün coğrafyalarda tarihin ilk gününden beri bitmeyen bir meydan savaşı verir edebiyat. Çirkinliğinden endişe duyan çaresiz her sevgiliyi yakıcı sözleriyle silahlandırır.
 


Edebiyatın en büyük savaşıdır bu. Tabiatın kendisine karşı girişilmiş amansız bir boğuşmadır. Tabiata karşı tabiatın sert acı katı gerçekliğine karşı sembolizmi keşfeder. Çünkü sembolizm bütün eşyanın rengini fiziki görüntüsünü değiştirir. Tabiatın bütün tasavvurlarına iç dünyamızın rengini verir. Sembolizm katı çıplak acımasız gerçeğe karşı edebiyatın verdiği isyan hareketidir Bütün eşyaları evleri davranışları tabiatı Tanrıyı akla gelebilecek herşeyi silbaştan gözden geçirir edebiyat. İnsanoğlu’nun tabiata karşı en büyük ayaklanmasıdır sembolizm Fiziki gerçekliği linç girişimi Kabarmış sözlerle taşkın kırılgan bir duygu imparatorluğu kurar ve abartılı şarkılarıyla hepimizi içine alır.




Christian İspanyollara karşı savaşa katıldığı günden beri Cyrano onun adına günaşırı ondan izinsiz Roxanaya mektuplar yazar. Roxana mektupların duygusal süslerine derinliğine dayanamaz ve tası tarağı toplayıp kadın haliyle düşman cephesi içine dalıp Fransız askerlerinin yanına gelir. Askerler bir kadının nasıl deli bir cesaretle düşman cephesini aştığına şaşırır. Roxanaya işte bunu sorarlar. Roxana bu gücü Christianın yazdığı mektuplardan aldığını söyler. Mektupların duygusal gücü Roxanaya bir kahraman kuvveti korkusuzluğu verir. Hiçbir zorlama dayatma olmadan incecik ve zarif bir kadını savaşa sürükleyecek denli coşkun bu mektuplar edebiyatındır. Askerler sert görünümlü cephe içinde topların silahların yanıbaşında zarif nazik bir kadın görünce şaşırır. Roxananın dantelasından çok duygulanırlar. Elişi süslü kadın işi bu dantelayı askerler fazlasıyla abartır dantela bir nevi savaşın amacı olur ve dantelayı flamalarına bayrak diye takarlar. Güzel söz kadın zerafeti dantela korkusuzluk ve aşk cesareti Fransız milli estetiği olur Roxananın dantelası cephedeki rütbeleri üniformaları aşıp savaşa ince bir ruh katar. Romantizm burada had safhadadır. Yazar kadın dantelasına dahi militarist bir anlam katar dantela savaş aygıtının bir parçası olur çünkü vatan için ölmekle aşk için ölmek duyguları 19.yüzyılı sarhoş eden romantizmin iki büyük ayağıdır. Vatan sevgisi bir kadına aşk içiçedir işte bütün coğrafyalarda milli bağımsızlık savaşlarını coşturan milli romantizm budur




 


İşte bu sahneler 1900lü yıllarda Parisin kibar kalabalıklarında duygusal infilaklara sebep oldu. Kibirli insanlar yoksul insanlar bu duygusal patlamalarla Cyranonun aşkını kahramanlaştırdıkça vatanseverlik de büyüdü. Ruhu soylulaştıran bu aşk hikayesiyle edebiyat büyük kitleler içine girerek tarihinin en büyük kariyerini yaptı. Türk milli edebiyatında aşk ayağı çok eksiktir kadın yerine fedakar ana bacı kahramanlar kullanılmıştır



Roxana gururla Christianın yazdığını sandığı mektupları gösterir Bakın üstünde Christianın gözyaşları var... Gözyaşları aslında Cyranonundur. Cyrano ayrıca Christian adına son bir veda aşk mektubu yazmıştır. Roxana Christianın kalbi üzerindeki kanlı mektubu ebediyyen kalbi üstünde taşır. Üstünde Cyranonun gözyaşı Christianın kanı bulunan mektup bir muska bir büyü gibi Roxananın kalp ağrısını ebediyyen dindirmeye çalışacaktır






Oyunun son perdesi onbeş yıl sonra bir manastır bahçesinde geçer. Cyrano onbeş yıl boyunca kalbinde sakladığı aşkı Roxanaya hiç söylemez. Roxana Christianın yazdığını sandığı kanlı mektubu onbeş yıl aralıksız göğsü üstünde taşır. Cyrano her cumartesi iki eli kanda olsa Roxanayı düzenli ziyaret eder.



Cyrano burjuvaları eleştiren budalaları affetmeyen zehirli iğneleriyle herkesi sokmaktan yorulmayan yaşlı bir gazetecidir. Herkes çekinir korkar Cyranodan. Kılıcının karşısına kimse çıkamaz ama ölmesi için dua edilir. Bu acımasız eleştirileriyle Cyrano yoksulluğa yalnızlığa itilir bir tavan arasında sefil bir hayata gömülür. Söylediği sözlerin onuru için kimseden yardım aklının ucuna bile gelmez. Açlıktan ölür nükteli iğneli sözlerinden vazgeçmez



Roxanayı ziyaret edeceği bir cumartesi günü manastıra ilk defa geç gelir çünkü karşısına kılıcıyla çıkamayan rakipleri bir suikast düzenler Cyranonun kafasına kalas düşürürler. Cyrano yaralıdır. Ölmek üzeredir. Roxana ölmekte olduğunu bilmez.




Son sahne. Manastırın bahçesi. Bir sonbahar günü. Roxana yine gergef işlemekte. Akşam olmakta. Yapraklar Roxananın gergefi üzerine düşmekte


 
 



Bu son sahne edebiyatın yerkürede düzenlediği en güçlü en duygulu çatışmalarla doludur ağlamamak hüngür hüngür hıçkırmamak mümkün değildir. Bu son sahnede her replik her cümle kanlı bir mermi gibidir üstelik akşamdır üstelik bir sonbahar günüdür..........


Cyrano gergefin üzerine düşen sonbahar yaprağını görür ve sahne başlar ilk cümlesi yapraklar...








 
Yine mi o yapraklar.. Yaprakların onbeş yıldır Roxananın gergefinin üzerine düşmesi Cyranoyu delirtmektedir bütün oyun. Cyranonun bütün duygusal atmosferi bu tek cümlede özetlenir Yapraklar...



Yapraklar yapraklar yapraklar Bu eşsiz romantiği bir ömür boyu kudurtmuş ve tedavi etmiştir. Şimdi, aynı yapraklar kalbine yine mermi gibi girmekte. Oyun kaçyüz bin kez sahneye konursa konsun Cyranonun yapraklar deyişiyle salon patlaya patlaya hıçkırıklara gömülür. Oyunun en güçlü repliği tek kelimedir Yapraklar... Yapraklar deyişiyle Cyrano kendini kaybeder. Bundan sonrası artık tufandır. Sevgilinin ağzından çıkacak her söz patlamaya hazır mayın gibidir...



Gergefin üzerine düşen her yaprak Cyranonun nefesini darlaştırır boğar ölümünü hazırlar Roxana binlerce kez çıkartıp okuduğu kalbinin üstünde gözyaşı ve kan lekeli Christianın mektubunu bir kez daha okumak ister. Mektubu bu kez ilk defa okumak için Cyrano ister. Cyrano yaralı ve cançekişmekte. Hava mektubu okuyamayacak kadar kararmıştır. Ancak mektup satırı satırına Cyranonun ezberindedir...



 


Cyrano akşam karanlığında mektubu okur ve Roxana karanlıkta nasıl okuduğuna şaşırır bağırarak yerinden kalkar Bu mektupları yazan sendin...




Cyrano son nefesinde yakayı ele vermiştir


Roxana hayıflanarak bunca yıl neden söylemedin diyerek delilenir ve mektubun üstündeki gözyaşlarını gösterir Bu gözyaşları senin... Benim gerçek sevdiğim sendin...

Cyrano eliyle mektubun üstündeki kanı göstererek Ama kan onun kanı...




 
 

Bu aşk kimin? Gözyaşını döken mi kan dökenin mi? Edebiyat namus şeref derin bir bilgelikle bu büyük soruyu ortaya atarak Cyranoyu yere düşürür. Yaraların ve soruların en büyüğüdür bu. Gözyaşı döken benim mi bu aşk kan döken sizin mi? Bu toprak bu sevgili kimin?



 
 


Ülkenizi soyuyorlar halkınızı öldürüyorlar bu kanın sahibi kimse aşkına sahip çıksın Çünkü Cyrano aşkı Roxanayı onun için kan döken Christiana ebediyyen teslim etmiş Roxanaya dokunmamıştır Kanı dökene ömür boyu derin bir saygı duymuş ve ebediyyen susmuştur. Hiçbir güzel sözün hiçbir soylu duygunun Christianın döktüğü kan kadar kutsal olamayacağını bilir. Bu büyük romantiğin gözyaşları güzel sözleri ve soyluluğu artık hiç işe yaramaz Çünkü kan onun kanı..



Bu kan sizin kanınız edebiyat sadece yapraklar ve gözyaşlarıyla dolu bir çağrıdır Edebiyatın edebiyatçının haysiyeti budur




Cyrano sendeleyerek ayağa kalkar son nefesini vermekte. Arkadaşı ölmekte olduğunu anlar ve ona Ay ışığı seni götürmeye geldi der. Bu çılgın romantiği bu dünyadan ay ışığından başka kim götürebilir. Cyrano ..mehtaba..döner. Elinde kılıcı yanında sevgilisi ve karanlık ormanların üstünde mehtap.......


 



Ay ışığına döner.. Tanrıya kılıcını gösterip Bu ..kılıç.. benim.. der. Bu kılıcı şerefiyle taşıdığını... artık ölmekte olanın kendisi değil Tanrıya armağan edeceği işte bu boyun eğmemiş bükülmemiş kılıçtır... Lekesiz tertemiz gururunun abidesi kılıcı.. Tanrıya mehtaba ay ışığına kılıcını uzatır



 
Roxana ölmekte olan Cyranoyu yerde başından sarar Cyranonun ağzından Roxanaya karşı son cümlesi dökülür ... gururum.. Perde oyun biter...


Roxanaya aşkım demez sevgilim demez ona...gururum....der...

 

TANRININ.. cezası o korkunç çirkin burnu aşabilmek ve burjuvaların alaylarına karşı koyabilmek için bu kadar yüksek bu kadar soylu ve erişilmez bu gurura ihtiyacı vardı



Aşkı için değil gururu için yaşadı

 



Hayatın anlamı hayatın tadı hayatın gayesi bu zehirli iğneleyici sözler bu ölümüne düellolar bu sefilliği pahasına vazgeçmeyişi bu başkaldırısı bu bitmeyen isyanı. İnsan olmanın asaleti bu gurur için..




Ders bitti. Kalk ve doğrul genç yazar.... Dışarda ipini koparmış rüzgar. Cyrano bir hayalperest miydi? Bırak kendini sokağa. Bırak hayallerini rüzgarlar oysun. Yazar yaprakları çok mu abarttı? Bırak kendini yapraklara. Yapraklar kılıç ucu gibi kalbine dokunsun. Cyrano son sahnede öldü mü? Öldü mü genç yazar... Peki neden bu kılıç hala elimizde bu kılıç şakırtıları hala beynimizde ...
[/color]

 

Çevrimdışı Gregor Sarsaryan

  • Forum Delisi
  • *
  • İleti: 505
  • Cinsiyet: Bay
EDMOND ROSTAND
« Yanıtla #2 : 15 Nisan 2010, 23:09:12 Prş »


Ya Ne Yapmak Lazımmış?



 
Sağlam bir dayı bulup çatmak sırnaşık gibi,
Bir ağaç gövdesini tıpkı sarmaşık gibi,
Yerden etekleyerek velinimet sanmak mı?
Kudretle davranmayıp hileyle tırmanmak mı?
İstemem eksik olsun!
 
 
 
 
Herkes gibi, koşarak,
Yabanın zenginine methiyeler mi yazmak?
Yoksa nazırın yüzü gülecek diye bir an
Karşısında takla mı atmak lazım her zaman?
İstemem eksik olsun! Ricaya mı gitmeli?
Kapı kapı dolaşıp pabuç mu eskitmeli?
Yoksa nasır mı tutsun sürünmekten dizlerim?
Yoksa eğilmekten mi ağısın ötem berim?
İstemem eksik olsun!
 
 
 
 
 Tazıya tut, tavşana
Kaç mı demeli? Belki kaz gelir diye bana
Tavuk mu göndermeli? Yoksa bir fino gibi
Susta durmak mıdır ki, acep en münasibi?
İstemem eksik olsun! Bir kibar salonunda
Kucak kucak dolaşıp boy atmak ve sonunda
Marifet şire koyup kameri, yıldızları,
Aşka getirmek midir, evde kalmış kızları?
İstemem eksik olsun!
 
 
 
 
 Yahut şan olsun diye,
Meşhur kitapçıya giderek, veresiye
Şiir mecmuası mı bastırmalı?İstemem
Eksik olsun! Acaba bulup bir alay sersem
Meyhane köşesinde dahi olmak mı hüner?
İstemem eksik olsun!
 
 
 
 
 
Bir tek şiirle yer yer
Dolaşıp herkesten alkış mı dilenmeli?
İstemem eksik olsun! Yoksa bir sürü keli
Sürme saçlı diye göğe çıkarmak mı marifet?
Yoksa ödüm mü kopsun bir Allah’ın aptalı
Gazeteye bir tenkit yazacak diye her gün?
Yahut sayıklamak mı lazım: “Adım görünsün
Aman!” diye şu meşhur Mercure ceridesinde?
İstemem eksik olsun!
 
 
 
 
 Ve ta son nefesinde
Bile çekinmek, korkmak, benzi sararmak, bitmek,
Şiir yazacak yerde ziyaretlere gitmek.
Karşısında zoraki sırıtmak her abusun.
Eksik olsun istemem, istemem eksik olsun!
Fakat, şarkı söylemek, gülmek, dalmak hülyaya.
Yapayalnız, ama hür, seyahat etmek aya,
 
 

Gören gözü, çınlayan sesi olmak ve canı
İsteyince şapkayı ters giymek, karışanı
Olmamak. Bir hiç için ya kılıcına veya
Kalemine sarılmak ve ancak duya duya
Yazmak, sonra da gayet tevazu ile kendine:
Çocuğum! demek bütün bunları hoş gör yine
Hoşgör bu çiçekleri,hatta bu kuru dalı,
Bunlar yabanın değil kendi bahçenin malı!
 
 
 
 
Varsın, küçücük olsun fütuhatın, fakat bil,
Onu fetheden sensin, yoksa başkası değil.
Ara hakkını hatta kendi nefsinden bile.
Velhasıl bir tufeyli sarmaşık zilletiyle
Tırmanma! Varsın boyun olmasın söğüt kadar
Bulutlara çıkmazsa yaprakların ne zarar?
Kavaklar sıra sıra dikilse de karşına
Boy ver, dayanmaksızın, yalnız ve tek başına

 


 
 

 

Nasıl? Bu mümkün mü?

Aşık olmam mı?

Seviyorum.
Nerden bilebilirdim ki?|Hiç bahsetmemiştin.

Kimi mi seviyorum

Düşün bakalım

Hayali bile yasak bana,|çirkin bir kadın bile...her yere benden...çeyrek saat önce varan böyle bir|burunu beğenmez.

Kim acaba o halde?
 

Gayet basit.En güzelini seviyorum.

En güzeli mi?
 

En incesi, en parlağı...en tatlısı, en bilgilisi.

Anladım, aşikar.

Aşikar değil şeffaf.
 

Kuzinin Magdeleine Robin mi?
 

Evet, Roxane.
 

İyi ya işte.Sevdiğini söyle ona.Zaten hayli gözüne girdin bu akşam.
 

İyi bak da bana |sonra söyle fikrini...
 

bu çıkıntı insanda bırakır mı temenni?Kendimi aldatamam.Yüreğim sızlar bazı mavi akşamlar.
 

Uzaktan görürüm gümüş ışık altında...kavalyesinin kolundaki kadınları...
 

ayın şavkında küçük adımlarla yürürken...ben de isterdim kolumda  bir kadın olmasını.

 
Coşarım.Unuturum kendimi......ve gözüm ilişir bir an bahçenin duvarına düşen profilime.
 
 
 
 

Dostum...
 
 
 

Dostum...kötü saatlerim vardır...kendimi böyle çirkin ve  yapayalnız hissettiğim.
 
 
 

Ağlıyor musun?
 
 
 

Hayır...Ne çirkin olurdu şu upuzun burundan  yere düşmesi gözyaşının....

 
 

Çevrimdışı Nazlıcan

  • K A L B İ M
  • *
  • İleti: 14.778
  • Cinsiyet: Bayan
  • Mutluluk gülüşünde saklı(:
EDMOND ROSTAND
« Yanıtla #3 : 16 Nisan 2010, 13:34:23 Cum »
Birden aklıma geliverdi işte divandan Bahçeler bezendi çimenler süslendi. Sevgiliden geliyorum haberini benden önce bu bahçeye kim getirdi...

İlk eklediğin konuyu tümden okudum karışmadan yorum yapayım hoş öyle güzel sevgi sözcükleri eklemiş yorum yapacak kadar iyi değil kalemimiz ama beğenimizi ve konuyu açana teşekkür edebiliriz:)

 

Ve dörtte üçü su olduğundan mı vücudumuz okyanuslar gibi Ay'ın cazibesinin etkisindedir..? Bu yüzden mi içimiz gelgit halindedir..? Sular ve gökler arasında kalabalığım. Tut ki yeni yaratılmışım... Bu yüzden mi sudan sebeplerle yitiririz su gibi aziz şeyleri çoğu zaman. Sular durulduğunda aydınlanır anlamlar ama sular ...durulmaz dalgalanmadan..

Çevrimdışı Nazlıcan

  • K A L B İ M
  • *
  • İleti: 14.778
  • Cinsiyet: Bayan
  • Mutluluk gülüşünde saklı(:
EDMOND ROSTAND
« Yanıtla #4 : 16 Nisan 2010, 15:01:04 Cum »
Gerçek sevgili kim? Yüzü güzel olan mı ruhu güzel olan mı? Tanrının bu acıklı trajik eşitsizliğine edebiyat bir adalet mekanizması olarak devreye girer bütün kıtalarda Bütün coğrafyalarda tarihin ilk gününden beri bitmeyen bir meydan savaşı verir edebiyat. Çirkinliğinden endişe duyan çaresiz her sevgiliyi yakıcı sözleriyle silahlandırır.  

Gerçek sevgili bana göre ruhu güzel olandır...Bir söz var,güzellik geçicidir aptallık baki kalır,her ne kadar yemek mideden önce göze hitap etsede,mideye dokunacak tat vermeyecek ise göze hitap etmesi geçici bir zevkten başka bir şey değildir...

Edmond şimdiki devirde olsaydı da,estetik ameliyat yaptırmazdı heralde hem göze hem ruha hitap etmek zor bu devirde...

Şiirleride çok güzel ve el etek öpenlere karşı güzel hicivlerle süslenmiş bir kaç mısrasını alıp kullanayım uygun yerde..

Yine güzel bir çalışma olmuş Teoman,emeğine sağlık..
 

Ve dörtte üçü su olduğundan mı vücudumuz okyanuslar gibi Ay'ın cazibesinin etkisindedir..? Bu yüzden mi içimiz gelgit halindedir..? Sular ve gökler arasında kalabalığım. Tut ki yeni yaratılmışım... Bu yüzden mi sudan sebeplerle yitiririz su gibi aziz şeyleri çoğu zaman. Sular durulduğunda aydınlanır anlamlar ama sular ...durulmaz dalgalanmadan..

Çevrimdışı Gregor Sarsaryan

  • Forum Delisi
  • *
  • İleti: 505
  • Cinsiyet: Bay
EDMOND ROSTAND
« Yanıtla #5 : 16 Nisan 2010, 17:40:16 Cum »
o benim kahramanım nazlıcan onun kadar güzel söz söyleme yeteneği nadir kişilerde bulunur birilerinin anlaması güzel pek çok kişi bu eserin farkında bile değil insan şaşırıyor