Gönderen Konu: İstiklal Marşı 88 yaşında  (Okunma sayısı 1388 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı heQet

  • Artık sende "biz" densin..
  • *
  • İleti: 1.540
  • Cinsiyet: Bayan
  • herkezin gördüğü mesaj kişisel değildir!
İstiklal Marşı 88 yaşında
« : 13 Mart 2009, 12:31:35 Cum »

12 Mart, İstiklal Marşı'nın kabul edilişinin 88'inci yıldönümü... Milli birliğin sembolü olan İstiklal Marşı'nın kabulü, 88. yıldönümünde ilk defa resmi olarak kutlanıyor.

Bu günü kutlarken en güzel dizelerle Türk Ulusunun duygularına tercüman olmuş şairimiz Mehmet Akif Ersoy'u da anıyoruz.

İstiklal Marşı’nın Kabulü 12 Mart 1921

İstiklal Marşımız, yurdumuzun düşman işgaline uğradığı felaket günlerinde hazırlandı. Saldırgan düşmana karşı Anadolu’da tutuşan heyecanı koruyacak; vatan sevgisini ve inancı canlı tutacak bir marşın hazırlanması düşüncesi, Genel Kurmay Başkanı İsmet (İnönü) Paşa dan geldi. İsmet İnönü böyle bir marşın Fransız ordusunda mevcut olduğunu ve bizim ordumuz için de faydalı olacağını Milli Eğitim Bakanlığına iletti. Milli Eğitim Bakanlığı da bu düşünceyi benimseyip bir yarışma düzenledi. Beğenilen güfte için 500 lira ödül verilecekti. Yarışma için 734 şiir gönderildi. Bir kurulca bunlar titizlikle incelenip 6 tanesi ayrıldı. Ama hiçbiri beğenilmedi; marş olacak değerde bulunmadı. O zaman Burdur Milletvekili olan Mehmet Akif’in para ödülünden rahatsızlık duyduğu için yarışmaya katılmadığı öğrenildi. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi şairin Meclis’teki sıra arkadaşı Balıkesir Milletvekili Hasan Basri Bey’in yardımını istedi.

Hasan Basri Bey bundan sonrasını şöyle anlatıyor:

‘‘Akif Bey’in yanımda olduğu bir zaman,elime bir kağıt parçası alarak,onun dikkatini çekecek bir tarzda yazmaya başladım.

- Ne yazıyorsun?

- Marş, İstiklal Marşı yazıyorum.

- Yahu sen ne adamsın? Seçilecek şiire para ödülü verileceğini bilmiyor musun? içinde para olan bir işe nasıl katılıyorsun?

- Yarışma kaldırıldı? Seçilecek şiire ne para verilecek, ne de her hangi bir ödül. Milli Eğitim Bakanı bana güvence verdi.

- Ya, o halde yazalım.

İşte böylece yazılmaya başlanan ve 48 saatte bitirilen İstiklal Marşı, imzasız olarak Milli Eğitim Bakanlığının seçici kuruluna sunuldu. Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, daha önce seçilen 6 şiirle birlikte yeni şiiri Ordu Komutanlarına gönderdi. Onlardan, şiirlerin askerlere okunmasını, beğenilenleri sıralamalarını istedi. Komutanlar, kısa sürede sonucu bildirdiler: Hepsi de Mehmet Akif’in şiirini birinci sıraya almıştı. Bundan sonraki iş, İstiklal Marşı’nın T.B.M.M’ne getirip kabul ettirmekti. Marş, ilkin Meclis’in 1 Mart 1921 günü yaptığı ikinci oturumunda ele alındı. Başkan Mustafa Kemal’in söz vermesi üzerine Hamdullah Suphi kürsüye gelerek, sık sık alkışlarla kesilen şiiri okudu ve son seçimin Meclis’e ait olduğunu söyledi. O gün oylama yapılmadı. Şiirle ilgili konuşmalar ve oylama, Meclis’in 12 Mart 1921 günü öğleden sonraki oturumunda yapıldı. Bazı milletvekilleri, bir komisyon kurularak şiirin yeniden incelenmesini, bazıları da hemen görülüp karara bağlanmasını istediler. Uzunca tartışmalardan sonra, şiirin kabulü için verilen 6 önerge benimsendi ve İstiklal Marşı çoğunlukla kabul edildi.

Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katıldı. 1924 yılında Ankara’da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay’ın bestesini kabul etti. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930 da değiştirilerek Cumhurbaşkanlığı orkestrası şefi Osman Zeki Üngör’ün 1922 de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe kondu. Marşın armonilenmesini Edgar Manas, bando düzenlemesini İhsan Servet Künçer yaptı.

Marş 48 saatte bitirildi

O zaman Burdur Milletvekili olan Mehmet Akif'in yazmaya başladığı ve 48 saatte bitirilen İstiklal Marşı, imzasız olarak Milli Eğitim Bakanlığı'nın seçici kuruluna sunuldu.

Şiirle ilgili konuşmalar ve oylama, Meclis’in 12 Mart 1921 günü öğleden sonraki oturumunda yapıldı. Bazı milletvekilleri, bir komisyon kurularak şiirin yeniden incelenmesini, bazıları da hemen görülüp karara bağlanmasını istediler. Uzunca tartışmalardan sonra, şiirin kabulü için verilen 6 önerge benimsendi ve İstiklal Marşı çoğunlukla kabul edildi.

Mehmed Akif, İstiklal Marşı şairi olması bakımından "Milli Şair" ismini almıştır.


İlk defa resmi olarak kutlanıyor

Ülkemizin en zor günlerini geçirdiği işgal yıllarında, vatan sevgisi ve inancını ayakta tutmak için kaleme alınan ve milli birliğin sembolü olan İstiklal Marşımızın kabulü, 88. yıldönümünde ilk defa resmi olarak kutlanıyor.


bir anı:
Yazdığı ve meclis tarafından kabul edilen bu şiirinden dolayı, ödül olarak ortaya konan 500 lirayı kabul etmeyen koca Akif: “Ben parayla şiir yazmam!” demiş ve bu şiirini “Kahraman Türk Ordusuna Armağan” etmiştir. Vatanını, milletini ve ordusunu delice seven büyük iman şairi merhum ve mağfur Mehmet Akif Ersoy’un son zamanlarında bazı hıyanet şebekeleri tarafından ortaya atılan “Yeni bir İstiklal Marşı yazılma fikrine ne dersiniz?” şeklindeki soruya koca şair hasta vücudunu yatağından hafifçe doğrultarak şu tarihi cevabı vermiştir.

“Allah bu millete ikinci bir İstiklal Marşı yazdırmasın!”



İstiklâl Marşı

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl...
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşım,
Her cerihamdan, ilâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerret gibi yerden naşım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl

Mehmet Akif ERSOY

CaploonBa ®

Çevrimdışı dr.selim

  • Artık sende "biz" densin..
  • *
  • İleti: 1.208
  • Cinsiyet: Bay
  • delik testi umutlarım akar altından azar azar...
İstiklal Marşı 88 yaşında
« Yanıtla #1 : 13 Mart 2009, 12:39:31 Cum »
allah gerçekten de bir daha istiklal marşı yazdırmasın...büyük şairimizi rahmetle anıyoruz..


teşekkürler heQet....
...hilf mir!



Çevrimdışı Breeze

  • K A L B İ M
  • *
  • İleti: 8.670
  • Cinsiyet: Bayan
  • Ders, ders, ders!
İstiklal Marşı 88 yaşında
« Yanıtla #2 : 13 Mart 2009, 15:31:00 Cum »
Teşekkürler..
özgür(lük)!