Gönderen Konu: Vizyona 'yeni' giren filmler!  (Okunma sayısı 57141 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Nazlıcan

  • K A L B İ M
  • *
  • İleti: 14.778
  • Cinsiyet: Bayan
  • Mutluluk gülüşünde saklı(:
Vizyona 'yeni' giren filmler!
« Yanıtla #380 : 05 Eylül 2009, 23:42:15 Cts »



Yönetmen
Murat Düzgünoğlu

Senaryo
Ender Özkahraman

Oyuncular
Levent Ülgen
Güzin Çorağan
Görkem Kanbolat
Şener Kökkaya
Erol Demiröz
Bülent Düzgünoğlu
Asiye Dinçsoy
Nihal Yalçın
Müfit Aytekin
Nedim Salman

Tür
Dram
Gösterim Tarihi
04 Eylül 2009 Cuma
Ülke
Türkiye
Yıl
2009


Hayatın Tuzu


Medine (Güzin Çorağan), altmışlı yaşlarına merdiven dayamış dul bir kadındır. Artık birer yetişkin olan çocukları ise hala annelerinden kopamamıştır. Kırklı yaşlarındaki Şehsuvar (Levent Ülgen) Bitlis’in tarihi camilerinden birinde imam olarak çalışmaktadır. Ortanca oğlu Sırrı (Bülent Düzgünoğlu) tütün fabrikasında, meşhur Bitlis sigarasının üretildiği bölümde çalışmakta ve mutsuz olduğu bu hayattan kurtuluşu kendi işini kurma hayallerinde bulmaktadır. İstanbul’da korsan CD satarak hayatta kalmaya çalışan ve işleri kötü giden küçük oğlan Harun (Görkem Kanbolat) bir süre için Bitlis’e gelmiştir. En küçük çocuk Meryem (Asiye Dinçsoy) ise üniversiteli olabilmek için uzun süreden beri dershaneye giden yıllanmış bir ÖSS hazırlık öğrencisidir.   

Medine’nin dertleştiği tek komşusu Süheyla, Harun’un eski aşkıdır ve mutsuz bir evliliği vardır. İki kadın, ortak tutkuları olan çiçek yetiştirmek için ilginç bir yöntem uygular. Şehsuvar, altı yaşında ölen ve hiç fotoğrafı bulunmayan bir kız çocuğunun yaşlı dedesi için çocuğa çok benzeyen bir suret aramaktayken, çalıştığı tarihi caminin onarımında bir sır ortaya çıkar. Sırrı, fabrikadaki işini aksatmak pahasına dükkan ararken, gizemli bir yer keşfeder. Harun elinde kalan CD’leri Bitlis’te satmaya çalışır. Bu arada kaçakçılık için şehre gelen yabancılar, kahvehanelerde haber okuyan eski ve yeni kuşak seyyar haberciler, fabrikada üretilen Bitlis sigaralarının üzerine yazılmış gizemli mesajların sahibi, belediye mezbahasında kesimden kaçan yaralı bir inek ve peşindeki görevliler eşliğinde boğucu ama bir o kadar da sıra dışı bir yaşamdır asıl izlediğimiz. 

Engebeli yapısıyla tepelerin arasında sıkışıp kalmış Bitlis şehri, tüm bu insanları cendereye almış gibidir.
 

Ve dörtte üçü su olduğundan mı vücudumuz okyanuslar gibi Ay'ın cazibesinin etkisindedir..? Bu yüzden mi içimiz gelgit halindedir..? Sular ve gökler arasında kalabalığım. Tut ki yeni yaratılmışım... Bu yüzden mi sudan sebeplerle yitiririz su gibi aziz şeyleri çoğu zaman. Sular durulduğunda aydınlanır anlamlar ama sular ...durulmaz dalgalanmadan..

Çevrimdışı Nazlıcan

  • K A L B İ M
  • *
  • İleti: 14.778
  • Cinsiyet: Bayan
  • Mutluluk gülüşünde saklı(:
Vizyona 'yeni' giren filmler!
« Yanıtla #381 : 19 Eylül 2009, 00:19:16 Cts »
VebaCarriers



Yönetmenler Alex Pastor, David Pastor

Oyuncular Lou Taylor Pucci, Chris Pine, Piper Perabo, Emily VanCamp, Christopher Meloni, Kiernan Shipka

Senaryo Alex Pastor, David Pastor

Yapımcılar Ray Angelic, Anthony Bregman

Görüntü Yönetmeni Benoît Debie

Prodüksiyon Tasarımı Clark Hunter

Kurgu Craig McKay

Kostüm Tasarımı Jill Newell

Set Dekorasyonu Gabriella Villarreal

Özgün Müzik Peter Nashel

Yapımcı Şirketler Paramount Vantage, Ivy Boy Productions

Türkiye Dağıtımı Medyavizyon


Dört kişi sahile gitmek üzere arabayla çölün içinden geçmektedir ama hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Bu dört kişi yarıyıl tatiline gitmiyor, dünyanın sonundan ve birbirlerinden kaçmaya çalışıyorlar.


Álex ve David Pastor'un Veba filminde, insan soyunu tehdit eden virüs salgını karşısında hiç kimse güvende değil. Ölümcül virüsten kaçmayı kafasına koyan Danny (Lou Taylor Pucci), kardeşi Brian (Chris Pine), kız arkadaşı Bobby (Piper Perabo) ve Danny'in okuldan arkadaşı Kate (Emily Vancamp) Amerika Birleşik Devletleri'nin güneybatısı boyunca, güvenli bir yere ulaşmak için hızla yol alırlar. Çocukluğundan aklında kalan anılarına güvenen Danny, Meksika Körfezi'ndeki ıssız bir kumsalın gitmeyi deneyebilecekleri en iyi yer olduğuna grubu ikna etmiştir. Oraya ulaştıktan sonra, huzur içinde yaşayıp virüsün yok olmasını bekleyerek bu kıyametvari hastalıktan kurtulan kişiler olarak yeni bir hayata başlayabileceklerdir.


Yeni dünyalarının kuralları oldukça basit: Yan yollardan gitmek, her ne pahasına olursa olsun diğer insanlarla temastan kaçınmak. Ama dikkatsiz davranışları yolculuklarının uzamasına neden olmaya başlar; en az onlar kadar kendilerini korumaya çalışan, virüs bulaşmamış insanlarla veya umutsuzluk içinde yardım isteyen, virüs bulaşmış kişilerle karşılaştıkça, boş yollar ve kasabaların arasında çocukluk masumiyetleri yavaşça zayıflar.


Yolda geçirdikleri dört gün boyunca, bu dört kişilik grup hiçbir insanın yüzleşmek zorunda kalmaması gereken ahlaki kararlar vermek durumunda kalır. Karşılarındaki en büyük düşmanın insanlığı tehdit eden virüsün değil, iç dünyalarında su yüzüne çıkan karanlığın olduğunu keşfederler.
 
 

Ve dörtte üçü su olduğundan mı vücudumuz okyanuslar gibi Ay'ın cazibesinin etkisindedir..? Bu yüzden mi içimiz gelgit halindedir..? Sular ve gökler arasında kalabalığım. Tut ki yeni yaratılmışım... Bu yüzden mi sudan sebeplerle yitiririz su gibi aziz şeyleri çoğu zaman. Sular durulduğunda aydınlanır anlamlar ama sular ...durulmaz dalgalanmadan..

Çevrimdışı Nazlıcan

  • K A L B İ M
  • *
  • İleti: 14.778
  • Cinsiyet: Bayan
  • Mutluluk gülüşünde saklı(:
Vizyona 'yeni' giren filmler!
« Yanıtla #382 : 19 Eylül 2009, 00:21:00 Cts »


Yönetmen Mats Stenberg

Oyuncular Ingrid Bolsø Berdal, Marthe Snorresdotter Rovik, Kim Wifladt, Fridtjov Såheim, Johanna Mørck, Mats Eldøen

Senaryo Thomas Moldestad

Yapımcılar Martin Sundland, Kristian Sinkerud

Görüntü Yönetmeni Anders Flathand

Prodüksiyon Tasarımı Astrid Sætren

Kurgu Jon Endre Mørk

Kostüm Tasarımı Kjell Nordström

Set Dekorasyonu Damien Williams, Claude Wittwen

Özgün Müzik Magnus Beite

Yapımcı Şirket Fantefilm (Norveç)

Türkiye Dağıtımı Duka Film



Ölmedi!... Öldürmek için geri döndü...



2006 yılının kışında Norveç dağlarının eteklerindeki Jotunheimen bölgesinde 4 genç korkunç bir şekilde ölür. Aralarından sadece bir genç kadın kurtulur. Bu genç kadın soğuk ve açlıkla mücadele ettikten sonra en yakın yerleşim yerine ulaşmayı başarır. Üstü kan içinde olan Jannicke isimli bu genç kadını, yolda tesadüf eseri bulan kişi, onu en yakın hastaneye götürür.


Jannicke bir süre sonra hastanede kendine gelmeye başlar. Hastanenin koridorlarında dolaşmaya başlar. Hastanede sanki kimseler yok gibidir. Kâbus yoksa sona ermemiş midir?
 

Ve dörtte üçü su olduğundan mı vücudumuz okyanuslar gibi Ay'ın cazibesinin etkisindedir..? Bu yüzden mi içimiz gelgit halindedir..? Sular ve gökler arasında kalabalığım. Tut ki yeni yaratılmışım... Bu yüzden mi sudan sebeplerle yitiririz su gibi aziz şeyleri çoğu zaman. Sular durulduğunda aydınlanır anlamlar ama sular ...durulmaz dalgalanmadan..

Çevrimdışı Nazlıcan

  • K A L B İ M
  • *
  • İleti: 14.778
  • Cinsiyet: Bayan
  • Mutluluk gülüşünde saklı(:
Vizyona 'yeni' giren filmler!
« Yanıtla #383 : 19 Eylül 2009, 00:22:24 Cts »


Yönetmen Egemen Ertürk

Oyuncular Burak Önal, İpek Özkök, İlyas Salman, Zihni Göktay, Tanju Tuncel, Erkan Taşdöğen, Turgay Tanülkü, Şahin Çelik, Nihat Nikerel, Soydan Soydaş, Timur Acar, Ömür Arpacı

Senaryo Egemen Ertürk

Yapımcılar Pelin Ertürk, Egemen Ertürk

Görüntü Yönetmeni Ulaş Zeybek

Post Prodüksiyon Süpervizörü Emre Yıldırım

Kurgu Mustafa Preşeva

Ses Tasarım Burak Topalakçı

Özgün Müzik İlker Yurtcan, Gripin

Yapımcı Şirket Ode Film


Hayata körü körüne atılan bir çalım...



Boğaz Körler Derneği'nde Semra ve Başkan Ahi, yerel gazetelerini okurken, hayatlarını değiştirecek ilginç bir gelişme yaşanır. Bakanlık, Çin Engelliler Olimpiyatları'na katılımı amaçlayan bir faks göndermiştir. Bu faks dernek üyeleri arasında şamataya dönüşür.


Yağlı güreş, halter gibi branş seçimi şakaları sürerken, dernektekilerin yardımıyla büyüyen Zeki'nin, çevresinde sürekli top koşturduğunu gören çocuklar gibi olma arzusuyla, ağzından dökülen “futbol” sözü, konuyu ciddileştirir. Öneri: “Çıngıraklı Top”, bir başka deyişle körler futbol takımıdır.


Zeki'nin bu isteği, futbola sıcak bakmayan, derneğin gözü üniversiteli Semra'yı bile içine alır. Karar verilmiştir; Türkiye'deki ilk körler futbol takımı kurulacaktır. Ve ilk olarak oyuncular ve iyi bir antrenör bulunmalıdır. Ahi ve Semra, takıma oyuncu toplamak için yollara düşüp, bildikleri tüm görme engellilere ulaşmaya çalışır. Zorlu uğraşlardan sonra aşağı yukarı bir takım kurulur. Bahattin, Sebahattin, Şahin, Halis, Nuri, Yani ve Nardane takımda olacaktır.


Peki antrenör sorunu nasıl çözülecektir?


Başkan Ahi bu görevi, bir gazetede santral görevlisi olan Yani ve arkadaşı Oktay'a verir. Yani çalıştığı gazetenin yayın yönetmeni Osman'a durumu anlatır. Osman, gazetenin neşe kaynağı Yanni'nin bu isteğini düşünürken, çözüm kendiliğinden gelir. Çözüm, bir dönemin futbol yıldızı Kerem'dir.


Böylece yollar kesişir. Kerem, dernek takımının antrenörü olacaktır. Bu eski futbol yıldızının adını duyan dernektekiler, bayram havasına girse de Başkan Ahi'nin yerine geçmek isteyen muhaliflerin başı Muzo; kebapçı kardeşleriyle derneği restorana çevirmek için “körler futbol oynayamaz” diyerek soğuk rüzgarlar estirir.


Tabii işler planlandığı kadar kolay değildir. Birçok sürpriz ve serüvenle dolu “Çıngıraklı Top” bizi beklemektedir. Topun yerini dahi bulamayan bu insanların, oldukça komik hallere düşmelerine karşın, top oynamak için gösterdikleri çaba ve kararlılık; “hayata körü körüne atılan bir çalımdır”.
 

Ve dörtte üçü su olduğundan mı vücudumuz okyanuslar gibi Ay'ın cazibesinin etkisindedir..? Bu yüzden mi içimiz gelgit halindedir..? Sular ve gökler arasında kalabalığım. Tut ki yeni yaratılmışım... Bu yüzden mi sudan sebeplerle yitiririz su gibi aziz şeyleri çoğu zaman. Sular durulduğunda aydınlanır anlamlar ama sular ...durulmaz dalgalanmadan..

Çevrimdışı korayhan

  • Artık sende "biz" densin..
  • *
  • İleti: 4.513
  • Cinsiyet: Bay
Vizyona 'yeni' giren filmler!
« Yanıtla #384 : 10 Ekim 2009, 01:40:59 Cts »


VİYON TARİHİ:9 Ekim 2009

KONUSU:Clare (Rachel McAdams) bütün hayatı boyunca Henry’i (Eric Bana) büyük bir aşkla sevmiştir. Clare, kaderlerinde birlikte olmalarının yazıldığına inanmaktadır, tabi ne zaman ayrılıvereceklerini de bilmez çünkü Henry bir zaman yolcusudur: Genetik bir anomali nedeniyle zaman içinde ileriye ve geriye doğru, kendi kontrolü dışında gidip gelmektedir. Henry’nin ansızın geliveren bu yolculuklarının onları ne zaman ayıracağını ve ne zaman tekrar biraraya getireceğini bilmese de, Clare, tek aşkı ile bir hayat kurabilmek için uğraşmaktan vazgeçmez
KOYDUĞUM NOKTALARIN ARDINDAN YENİ BİR CÜMLE KURMAYACAĞIM ARTIK...

Çevrimdışı korayhan

  • Artık sende "biz" densin..
  • *
  • İleti: 4.513
  • Cinsiyet: Bay
Vizyona 'yeni' giren filmler!
« Yanıtla #385 : 10 Ekim 2009, 01:44:05 Cts »


VİYON TARİHİ:9 Ekim 2009

KONUSU:Aşk filmlerini sevenlerin keyif alacağı eğlenceli ve romantik bir yapım "Aşkın (500) Günü". Türün benzerlerinden ayrılan "Aşkın (500) Günü", aşkın gerçek olduğuna inanmayan bir kadın ve ona aşık olan bir adamın hikayesini anlatıyor.


Tom Hansen, hayatından tamamen çıktığına emin olduğu zaman Summer Finn ile tanıştığı ilk günü hatırlar. Tom, Summer Finn'e ilk gördüğü anda aşık olur. Hayatının geri kalan kısmını onunla birlikte geçirmesi gerektiğini biliyordur. Ancak Summer aşka ve mutlu birlikteliklere inanmamaktadır. Tom pes etmez ve adını koyamasalar da aralarında arkadaşlıktan ötesinde, farklı bir ilişki başlar. Eğlenceli, komik ve sıradışı günler geçirmeye başlarlar...


İlk kez Sundance Film Festivali'nde gösterilen "Aşkın (500) Günü", gösterildiği ülkelerde beğeniyle karşılanmış, eleştirmenlerden övgü almış bir yapım.
KOYDUĞUM NOKTALARIN ARDINDAN YENİ BİR CÜMLE KURMAYACAĞIM ARTIK...

Çevrimdışı Nazlıcan

  • K A L B İ M
  • *
  • İleti: 14.778
  • Cinsiyet: Bayan
  • Mutluluk gülüşünde saklı(:
Vizyona 'yeni' giren filmler!
« Yanıtla #386 : 14 Ekim 2009, 10:53:16 Çrş »
Zaman yolcusunun karısı "göl evi" tarzı bir filme benziyor..Konusuna baktımm onun kadar muhteşem olmaz..Çok basite alınmış..

Aşkın son 500 günü gençlerin begeniyle izleyeceği filmler arasında yerini alacagı kesin:)
Kızımla birlikte izleriz artıkım:)

Teşekkürler Korayhan.. ;)
 

Ve dörtte üçü su olduğundan mı vücudumuz okyanuslar gibi Ay'ın cazibesinin etkisindedir..? Bu yüzden mi içimiz gelgit halindedir..? Sular ve gökler arasında kalabalığım. Tut ki yeni yaratılmışım... Bu yüzden mi sudan sebeplerle yitiririz su gibi aziz şeyleri çoğu zaman. Sular durulduğunda aydınlanır anlamlar ama sular ...durulmaz dalgalanmadan..

Çevrimdışı korayhan

  • Artık sende "biz" densin..
  • *
  • İleti: 4.513
  • Cinsiyet: Bay
Vizyona 'yeni' giren filmler!
« Yanıtla #387 : 25 Ekim 2009, 15:06:53 Paz »


Vizyon Tarihi: 23 Ekim 2009

KONUSU: Bir Televizyon kanalı olan Kanal-İ'de geçen olayların ve komik televizyon programlarının yer aldığı komedi filmi her kesimden insanı güldürme iddiasını taşıyor.�Film, saf Anadolu çocuğu İmdat’ın cam siliciliğinden Televizyon Kanalı Genel Müdürlüğü’ne ve Türkiye’nin rating rekortmeni bir yapımcıya dönüşmesini, rating rekorları kıran birbirinden ilginç ve absürd televizyon şov ve programlarını anlatıyor.
KOYDUĞUM NOKTALARIN ARDINDAN YENİ BİR CÜMLE KURMAYACAĞIM ARTIK...

Çevrimdışı korayhan

  • Artık sende "biz" densin..
  • *
  • İleti: 4.513
  • Cinsiyet: Bay
Vizyona 'yeni' giren filmler!
« Yanıtla #388 : 25 Ekim 2009, 15:09:32 Paz »


Vizyon tarihi: 23 Ekim 2009

KONUSU: 17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan büyük Marmara depreminden sonra Adapazarı’nda yaşayan dört yakın arkadaşın yaşadıklarına odaklanan “Melekler ve Kumarbazlar”, onların travmalarını, geleceğe dair umutlarını, arayışlarını ve tutkularını beyazperdeye yansıtıyor. Gerçek bir hayat hikayesinden yola çıkan“Melekler ve Kumarbazlar”ı filmin yönetmeni Ertekin Akpınar “sert bir taşra filmi” olarak tanımlıyor.

Sahici, sıradan, sarsıcı bir hikaye...

Mutluluğun ne olduğunu bilmeyen nefes alamayan insanlar, tamamlanmamış öyküler. Asla sona ermeyen gerçek ve uzun hikayeler. Kazananların sonsuza kadar kazanamayacağı, yıkıma uğramış enkaz olan hayatın kesitleri…

Çocukluk rüyasını evlenmeden önceki son yaz tatilinde gerçekleştirmek isteyen bir adam: Şehsuvar. Geçmişini kaybetmiş bir kadın: Zeynep. Hayatını Sakaryaspor’a adamış fanatik bir amigo: Selami. Hayata tutunamayan, saplantılarının esiri olmuş serseri bir adam: Haydar.�

17 Ağustos depreminde bir enkazda kalan genç bir adam: Soner. Eşini ve oğlunu depremde kaybetmiş alkolik bir fotoğrafçı: İrfan. Sert bir hayatın ortasında yapayalnız bir kadın: Aydan. Gelgitli bir ilişkinin ortasında kalmış, yaptığı işlerde bir türlü istediklerini gerçekleştirememiş bir kahveci: Metin. Ne istediğini bilen ama hayatını bir türlü yoluna koyamayan: Aysun.

Taşranın sert dünyasında keşisen hayatlar. Bir travmanın insan hayatlarını nasıl değiştirdiğinin gerçek kanıtı...
KOYDUĞUM NOKTALARIN ARDINDAN YENİ BİR CÜMLE KURMAYACAĞIM ARTIK...

Çevrimdışı Nazlıcan

  • K A L B İ M
  • *
  • İleti: 14.778
  • Cinsiyet: Bayan
  • Mutluluk gülüşünde saklı(:
Vizyona 'yeni' giren filmler!
« Yanıtla #389 : 25 Ekim 2009, 15:11:41 Paz »
Kanalizasyona mutlak gideceğim..Sinir olup izlemediğim proğramların komedisini kesinlikle izleyeceğim  ;D
 

Ve dörtte üçü su olduğundan mı vücudumuz okyanuslar gibi Ay'ın cazibesinin etkisindedir..? Bu yüzden mi içimiz gelgit halindedir..? Sular ve gökler arasında kalabalığım. Tut ki yeni yaratılmışım... Bu yüzden mi sudan sebeplerle yitiririz su gibi aziz şeyleri çoğu zaman. Sular durulduğunda aydınlanır anlamlar ama sular ...durulmaz dalgalanmadan..