Gönderen Konu: Güzel adamdan güzel filmler  (Okunma sayısı 2411 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Gregor Sarsaryan

  • Forum Delisi
  • *
  • İleti: 505
  • Cinsiyet: Bay
Güzel adamdan güzel filmler
« : 16 Şubat 2010, 22:28:43 Sal »




Ali Murat Güven: Güzel adamdan güzel filmler
 

Anne, biz Seferihisardayken bir evden cenaze çıktığında herkes başsağlığına gelirdi değil mi? Şimdi ise şu halimize bak. Bizim de cenazemiz var, ama burada hiçkimse ziyaretimize gelmiyor, yapayalnız kaldık!


Ben, bu güzel adamın müthiş toplumsal gözlemler ve incelikli duygularla bezeli gönül dünyasını, ilk kez Mustafa Hakkında Herşeyde Fikret Kuşkanın ağzından dökülen yukarıdaki cümlelerle keşfettim. Yönetmen Çağan Irmaktan söz ediyorum sizlere.

Hani şu pekçoklarının Asmalı Konak ve Çemberimde Gül Oya vesilesiyle hayran oldukları genç kuşak İzmirli yönetmenimizden. Anılan dizilerin, ekrana geldikleri dönemde ciddi birer hayran kitlesi topladığı ve Irmak'ı bugünlere taşıdığı yadsınmaz bir gerçek. Ama ben kendi adıma -belki de son yıllarda içime böğürtü getiren duygu avcısı yerli dizilerden olsa gerek- ilk başlarda her ikisine de belli bir mesafeyle yaklaştım. Tabii, hal böyle olunca, Çağanın inceliklerle bezeli sanatçı dünyasına da yeterince nüfuz edememiş olduk. Ta ki kendisinin ikinci uzun metrajlı sinema filmi Mustafayı görene kadar.




 


Duygusal bir öyküye sahip olmak, temel sinemasal nitelikleri eksik olan bir filmi tek başına değerli ve kalıcı kılmaya yetmiyor. Bu, olsa olsa kitleleri tavlayabilmek için bir kestirme yol olabilir. Fakat, Babam ve Oğlum, duygusallığın usta işi bir sinemanın omuzlarında yükseldiği hayranlık verici bir örnek olarak adını tez zamanda  unutulmazlar arasına yazdıracağa benziyor.


Henüz 35 mm kamera ile bu kadar kısa süre önce haşır neşir olmaya başlamış bir adamda bu kadar mı güçlü bir sinema duygusu, bu kadar mı yoğun bir duygusal birikim, bu kadar mı keskin bir toplumsal gözlem yeteneği olur be kardeşim! Oluyormuş demek ki. Çünkü gazeteciliğin yanısıra reklamcılık sektörünün de part-time içinde bulunan biri olarak, kendi adıma, bu cilalı imajlarla dolu dünyada neredeyse her gün karşılaştığım ruhsuzluğu, kendine ve ülkesine yabancılaşmışlığı, sektörü kuşatmış olan -hepsi bir örnek görünümlü- karton adam ve karton kadınları çağdaş Türk sinemasında Çağan Irmaktan daha iyi hiç kimsenin anlatabileceğine inanmıyorum artık. Geçen yıl gösterime giren ve affedilmez bir gecikmeyle ancak aylar sonra DVDden izleyebildiğim bu filmin, Türk sinemasında yalnız teknik açıdan değil, senaryo ve oyuncu yönetimi anlamında da ulaşılan düzeyin pırıltılı bir göstergesi olarak sinema okullarında ders niyetine izletilmesi gerekiyor.




İşte, 1970 doğumlu, İzmir 9 Eylül Üniversitesi Sinema-TV bölümü mezunu o Çağan, bu hafta sonundan itibaren, bir kısmı kendisine Mustafada da yol arkadaşlığı yapmış olan bir kadroyla yeniden karşımızda. Başta Fikret Kuşkan ve Şerif Sezer olmak üzere, önceki filmden kalbimi fetheden simalara ek olarak, Çetin Tekindor gibi bir büyük usta, yanısıra da oyunculukta ne denli iyi olduğunu şarkıcılığından ancak yıllar sonra keşfedebildiğimiz Hümeyra ablamız başrolleri paylaşıyorlar  Babam ve Oğlumda. Aslına bakarsanız, salt yer darlığından dolayı filme emek vermiş insanların bazılarının adlarını es geçmek bile canımı sıkıyor, o yüzden oyuncuları saymayı bir kenara bırakıyorum. Uzun yazma tutkumdan dolayı zaten dengeli kullanamadığım alanımı, boş yere filmin öyküsünü sizlere anlatarak heba edecek de değilim. Gerçi öykü son derece sağlam ama, işin bu boyutunu ayrıca vurgulamanın böyle bir imzanın karşısında fazlaca bir anlamı yok; çünkü bu bir Çağan Irmak filmi. Konusu ne olursa olsun, iyi yazılmış, iyi oynanmış, iyi çekilmiş ve iyi yönetilmiş… Hele de Türkiyeyi salt İstanbuldan ibaret gören geleneksel Yeşilçam algısı ve sunumuna inat, her filminde kendi doğup büyüdüğü topraklara, Egeye, İzmire, Seferihisara yönelik atıfları yok mu, işte ona bitiyorum. Bir İstanbullu olarak, Seferihisar ilçesi hakkında bildiklerimin önemli bir kısmını kendisine borçluyum mesela...


İnancım odur ki son yıllarda gösterime giren pek az yerli ve yabancı film, kendisini görmek için gişelere ödeyeceğiniz 8-10 YTLyi böylesine hak ediyor. Bu hafta sonu mu gidersiniz, yoksa gelecek hafta içinde mi onu bilemem ama bu filme mutlaka gitmelisiniz. Yalnızca kendiniz gitmekle de kalmayın, eşinizi, annenizi, babanızı, çocuklarınızı, arkadaşlarınızı, sevdiğiniz bütün insanları götürün. Hep birlikte, yüreğinde insan sıcaklığı olan büyük bir yönetmenin beyazperdedeki kendinden emin adımlarına ve onunla birlikte de çağdaş Türk sinemasının yükselişine tanık olun. Bu arada, onlarca yıl çadır tiyatrosu müsameresi düzeyinde işler çıkartan sinemamızın -ülkedeki en iyi oyuncuya bile kamera önünde bir beden dili kullanımı formülü sunamayan- adı ve sanı büyük, ama icraatı küçük fosilleri siz de Babam ve Oğluma gidin ve sette oyuncu nasıl yönetilirmiş, dramaturji nasıl kurulurmuş, film nasıl çekilirmiş iyice görün!


Böyle filmleri ardarda gördükten sonra, Türk sinemasının geleceği adına umudum giderek artıyor  Çağan Irmak, Zeki Demirkubuz, Nuri Bilge Ceylan ve diğer genç kuşak yönetmenlerimizin büyük bölümüyle gurur duyuyorum. İyi ki bu adamlar geldi piyasaya..



Babam ve Oğlum

2005-Türkiye / Avşar Film yapımı
Dağıtıcı: Özen Film 120 dakika
Senaryo ve Yönetmen: Çağan Irmak
Görüntü Yönetmeni: Rıdvan Ülgen
Kurgu: Kıvanç İlgüner
Müzik. Evarthia Reboutsika
Oyuncular: Çetin Tekindor, Fikret Kuşkan, Hümeyra, Şerif Sezer, Yetkin Dikinciler, Binnur Kaya

Çevrimdışı Nazlıcan

  • K A L B İ M
  • *
  • İleti: 14.778
  • Cinsiyet: Bayan
  • Mutluluk gülüşünde saklı(:
Güzel adamdan güzel filmler
« Yanıtla #1 : 21 Mart 2010, 20:12:46 Paz »
Güzel filmdi,şimdilerde tarzını değiştirip seyircilerinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor,her ne kadar değiştirsede ağlattığı gibi güldüreceğinede inanıyor merakla bekliyorum..

Paylaşımın için teşekürler Teoman..
 

Ve dörtte üçü su olduğundan mı vücudumuz okyanuslar gibi Ay'ın cazibesinin etkisindedir..? Bu yüzden mi içimiz gelgit halindedir..? Sular ve gökler arasında kalabalığım. Tut ki yeni yaratılmışım... Bu yüzden mi sudan sebeplerle yitiririz su gibi aziz şeyleri çoğu zaman. Sular durulduğunda aydınlanır anlamlar ama sular ...durulmaz dalgalanmadan..