Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Özgün Şiirler / MUHABBET
« Son İleti Gönderen: tugrulahmetpekel 06 Şubat 2019, 20:57:53 Çrş »
MUHABBET

O beni asla yargılamaz
Alay etmez küçümsemez
Kaybedersem kaybetmeyi
Kazanırsam paylaşmayı
Bilmemi ister

Ara sıra konuşuruz
O susar ben anlatırım
Dünden bu günden ya da
Gelecek günlerden

O beni asla rahatsız etmez
Bende onu rahatsız etmem
Ara sıra birkaç dua eder
Hatırını sorarım o bir ölü.

06.02.2019/ CUMA
Tuğrul Ahmet Pekel
2
Özgün Hikayeler / KARANLIK ODADAKİ OYUN BÖLÜM-2
« Son İleti Gönderen: tugrulahmetpekel 06 Şubat 2019, 20:54:53 Çrş »
  • KARANLIK ODADAKİ OYUN BÖLÜM-2
[/size]




     Heval, için içini kemiriyordu. Asayişe döndüklerinden beri Aynınur’dan haber alamamışlardı. Büşra’nın yanına gitti. Heval,
‘’ Asayişe döneli kaç saat oldu Aynınur ortada yok. Bu kıza bir şey oldu. Ben Sedat Amirin yanına gidiyorum.’’
     Kimseden cevap beklemeden, Sedat Amirin kapısını tıklattı. Gel demesine fırsat bırakmadan içeri girdi. Sedat Amir daha bir şey söylemeden, konuşmaya başladı. ‘’ Amirim, Aynınur ortada yok. İçimde kötü bir his var. Kıza bir şey oldu.’’
Sedat Amir,
‘’ Sizinle beraber Asayişe gelmedi mi?’’
Heval‘’ Arabaya binmediğini sonradan fark ettik Amirim.’’
Sedat Amir,
‘’ Bu saate kadar ne beklediniz? Hemen olay yerine gidip araştırma yapın ve sakın bulmadan gelmeyin.’’
     Bu sırada yanımıza Büşra geldi.
‘’ Amirim, iki, üç saat önce yabancı bir numaradan beni telefonla aradılar. Hedefinin ben olduğumu ama başka bir arkadaşımı aldığını söyledi. Baştan pek önemsemedim ama şimdi çok endişeleniyorum.’’
Sedat Amir, öfke ile yerinden fırladı. ‘’ Bu ne vurdum duymazlık, arkadaşınız saatlerdir ortada yok ama siz buradasınız. Hemen tüm ekip olay yerine gidiyorsunuz.’’
     Apar topar yola çıktık. Hava neredeyse kararmaya başlıyordu. Etrafa dağıldık. Ben Aynınur’un gittiği istikamete yürüyerek bahçeye kadar geldim ortalıkta kimse görünmüyordu. Etrafı araştırırken birden otların arasında gözüme bir şey takıldı. Eğilip aldığımda Aynınur’un rozeti olduğunu gördüm. İçim acıyla burkuldu. Arkadaşlarımın yanına döndüm.’’ Toparlanın Asayişe dönüyoruz.’’ Arabada Hansa,
elindeki ne diye sordu?’’ Avucumu açtım ve Aynınur’un rozetini gösterirken, Ağlamaya başladım. Sinirlerim boşanmıştı. Kendimi tutamıyordum. Hansa’ya sarıldım ve öylece kaldım. Sedat Amir bir saattir Aynınur’un rozeti elinde odasında bir oyana bir bu yana yürüyüp duruyordu. Sonra durdu ve odasından çıkarak yanımıza geldi. Tam söze başlıyordu ki benim telefon çalmaya başladı. Arayan aynı numaraydı. Hemen Leyla’ya işaret ettim. Ve sesi dışarı verdim. Adam konuşmaya başladı, ‘’ baş komiserim arkadaşınızı merak etmeyin rahatı yerinde.’’ Hemen cevap verdim ‘’ Sesini duymak istiyorum.’’ Adam,
‘’Şu anda yanımda değil ama şuna kesinlikle inan bir misafir muamelesi görüyor. Merak etmeyin.’’
     Telefon elimde öylece kala kaldım zira adam telefonu kapattı. Hemen Leylaya baktım ‘’ Nereden aradı tespit edebildin mi? Leyla, ‘’ Maalesef Baş komiserim ankesörlü telefondan aradı.’’ 
     Zorlukla gözlerini açan Aynınur, ben neredeyim diye düşündü. Dünden beri başına gelenlere bir türlü aklı erdiremiyordu. Başının altındaki yastığa üzerindeki yorgana baktıktan sonra, Allah, Allah adam odaya girip üstüme yorgan örtmüş başımın altına yastık koymuş ama ben fark etmemişim. Birden ellerinin ve ayaklarının serbest olduğunu fark etti. Şaşkınlığı iyice artmıştı. Bu adam ne yapmak istiyordu? Yattığı yerden kalktı gerindikten sonra beden hareketleri yaptığı sırada kapının çalındığını duydu. Hayretle gözleri açıldı. Bu adam kendisini şaşırtmaya devam ediyordu.
     Kapı açıldı ve adam elinde bir tepsi ile içeri girdi. ‘’ Kahvaltı saati geldi buyurun masaya. Bu sabah karşılıklı bir kahvaltı yapalım. Masaya yanaş bugün seni doyurmaya hiç niyetim yok Aynınur.
‘’ Otur kendin ye.’’
Adam,
‘’ Ama daha sözümü bitirmedim. Kahvaltıdan sonra bahçeye çıkıp ufak bir çukur kazacağız. Onun için kuvvetli olman lazım.’’
     Bulunduğu şartları göz önüne alırsa doyurucu bir kahvaltı yaptılar.
Adam,
‘’ Şimdi iş zamanı, hadi bahçeye çıkalım.
Aynınur,
‘’ Sakin kafayla düşünecek olursam, dünden beri ne yapmak istediğini anlayamıyorum. Beni kaçırdın ama elini sürmedin. Bana zarar verecek bir davranışta bulunmadın. Benden ne istiyorsun?’’
Adam,
‘’ Senden hiçbir şey istemiyorum Aynınur. Daha evvel de söylediğim gibi. Ne sana zarar veririm, ne de birinin sana dokunmasına izin veririm. Hadi bahçeye çıkalım.’’     Aynınur, bahçede ufak bir çukur açtı, ama bu arada öldü, öldü dirildi. Zira kendi mezarını da kazıyor olabilirdi.
     Yeniden gece kaldığı odaya geçtiler. Adam dışarı çıktı ve üzerinden yine kapıyı kilitledi. Aynınur’un yeşeren umutları yeniden söndü hayal kırıklığına uğramıştı. Adam kendisini bırakmayacaktı.
     Kapı yeniden açıldı içeri girmeden elindeki giyecekleri Aynınur’a uzattı. ‘’ Üstündekileri çıkar ve bunları giyin.’’ Aynınur adamın getirdiği kıyafetlere baktı şok olmuştu.
     Adam dışarı çıkıp kapıyı bir kere daha üzerine kilitledi.
     Aynınur sinirden neredeyse ağlayacaktı. Adamın getirdiklerini giyince aynaya baktı, bir şok daha yaşamaya başladı. Giysiler üzerine cuk oturmuş uyum ise harika idi. Kapı tekrar çalındı.
Adam,
‘’ Hazır mısın çıkıyoruz?’’ Eski kıyafetlerini şu poşete koy ve şimdi beni iyi dinle. Ama önce eskilerini çukura gömelim. Biraz sonra arabaya bineceğiz, sakın bağırmaya kalkma. Yanında para var mı?’’
Aynınur,
‘’ Senin işine yarayacak kadar yok.’’
     Adam önce gülümsedi ve cebinden bir tomar para çıkartarak bir kısmını Aynınur’a uzattı. ‘’Al bunları yol parası yaparsın. Hadi geç kalıyoruz acele et.’’ Aynınur yine aptallaştı.
     Yola çıktılar, bir türlü kendini toparlayamıyordu. Adam arabanın torpido gözünden silahı çıkartı ve Aynınur’a uzattı, ‘’Unutmadan şunu da vereyim. Zoraki arkadaşlığımız buraya kadar Aynınur serbestsin.’’ Silahı alır almaz adama doğrulttu. ‘’ Kıpırdama vururum.’’
Adam,
‘’ Bana iyi baksana sen dolu tabancayı verecek kadar aptal mıyım? Fikrimi değiştirmeden in arabadan. Bu arada Sedat Amire de selamımı söyle. Kim derse o geldi dersin anlar.’’
     Arabadan indi ve araba gözden kayboluncaya kadar izledi. Sonrada ilk işi bir taksi çevirmek oldu.
     İkinci kata çıkarken, hiç bu kadar manen yorulduğunu hatırlamıyordu. Kapıyı açtı ve Asayişten içeri girdi. Kendisini ilk gören Ruşen Komiser oldu. Koca adam koşarak yanına geldi ve sarıldı. Gözünden akan yaşları hiç umursamıyordu. Ortalık bir anda karıştı. Sedat Amirde odasından fırlayıp yanına kadar gelmiş sadece Aynınur diyebildi. ‘’ Seni aramızda gördüm ya Allah’ıma şükürler olsun.’’
     Bu sırada Asayişin kapısı bir kere daha açıldı ve Aynınur’un şaşkın bakışları arasında o adam içeri girdi. Herkes gelen yabancıya bakmaya başladı. Sedat Amirde adama bakar bakmaz ‘’ Bu işi sen mi yaptın Allah’ın belası söyle bana?’’ ‘’ Sana söylemiştim ağabey dönüşüm muhteşem olacak diye.’’
Büşra,
‘’ Ne oluyoruz ya?’’
Hansa,
‘’ Bu da kim böyle, içeri dalıyor?’’
Sedat Amir,
‘’ Ben biliyorum kim olduğunu.’’
Adam,
‘’ Ama abi.’’
Sedat Amir,
‘’ Kes sesini Vedat. Bu gördüğünüz şahıs kardeşim olur. Adı Vedat Komiser Bundan sonra bizimle beraber çalışacak. Aynınur, Tak kelepçeleri eline at nezarethaneye. Üç gün sudan başka bir şey vermeyeceksiniz. Ondan sonrasını düşünürüz.’’
Aynınur,
‘’ Ama Amirim yazık günah değil mi?’’
Sedat Amir,
‘’ Değillllll.’’
3
Özgün Hikayeler / GEÇMİŞİNİ ARAYAN KIZ BÖLÜM – 13
« Son İleti Gönderen: tugrulahmetpekel 05 Ocak 2019, 22:13:24 Cts »
GEÇMİŞİNİ ARAYAN KIZ BÖLÜM – 13


Dr. Onur muayenehanesin de koltuğuna oturmaya fırsat bulamadan telefonu çalmaya başladı. Arayan Necmi idi.
Necmi,
‘’Geliyorum patron müsait misin?’’
Dr. Onur,
‘’Haberler iyimi? Gelmeden bari onu söyle.’’
Necmi,
‘’Sabret patron on beş dakika sonra yanındayım.’’
    Doktor Onur, meslek hayatında hiç bu kadar heyecanlandığını hatırlamıyordu. Necmi’nin söylediği on beş dakika geçmek bilmiyordu? Ta ki Necmi’nin kapıyı açıp girdiğini gördüğü an heyecanından hiç eser kalmamıştı.
Dr. Onur,
‘’Otur bakalım Necmi İnşallah getirdiğin haber beni heyecanlandırdığına değer.’’
Necmi,
‘’Sen bir iş verirsin de ben sana iyi haber getirmez miyim?
Dr. Onur,
‘’göreceğiz.’’
Necmi,
‘’Aradığımız adamın adı, Muhittin Akçay. Yaşı elli civarında. Yeni emekli olmuş bir vatandaş. Hikâyeyi kısaca anlatmam gerekirse, ilk emekli maaşıyla eşine bir hediye almak istemiş. O hediyeyi alıp almadığını öğrenemedim ama o ışıklardan geçme hatasından bulundu.’’
Dr. Onur,
‘’Buna hata demesek, kaderin cilvesi desek daha iyi olmaz mı?’’
Necmi,
‘’Her neyse, tarih on yedi mart bin dokuz yüz seksen ikiyi gösteriyordu. Hemen bizim acile yatırmışlar. Ancak zavallı adam yedi, sekiz gün yaşam mücadelesi verdikten sonra, yirmi beş Mart bin dokuz yüz seksen ikide sabaha karşı sıfır dört otuz iki de ruhunu teslim etmiş.’’
Dr. Onur
‘’Ve yirmi beş Mart bin dokuz yüz seksen ikide sabaha karşı sıfır dört otuz ikide Naz dünyaya geldi. İşte bende bunu kanıtlamaya çalışıyorum. Karşımızda dört, dörtlük bir reenkarnasyon olayı var.
Necmi,
‘’Şimdilik benden bu kadar patron. Pardon bu kâğıtta da muhittin Akçay beyefendinin sağlığında yaşadığı evin adresi.’’
Dr. Onur,
‘’Seni kutlarım arkadaşım. Harika bir iş çıkardın. Karşılığını alacaksın.’’
Necmi,
‘’Ben kaçıyorum arkadaş, benimle bağlantı kurmak istersen nerede bulacağını biliyorsun.
Necmi’yi yolcu ettikten sonra uzun süre aldığım notları gözden geçirip üzerinde düşündüm. İşin iyi tarafı artık tezimizi destekleyecek sağlam delillere ulaşmaya başladık ki Bu çok güzel bir gelişmeydi. Önce Okan beyi arayarak, ilk defa hastamdan ben randevu talep ettim.. Bu akşam Naz’ı evinde görüp konuşacağım. Ondan sonra ne yapacağımıza hep beraber karar vereceğiz
Dr. Orkun’un not defterinden
Aslına bakarsanız iş saatlerimin dışında hastalarımla prensip icabı pek görüşmem. Ama Naz’ın durumu benim için çok önemliydi. Ara sıra da olsa istisnalar kaideyi bozmamalı. Öğleden sonra saat beşe doğru Okan beyle telefonlaştık ve kendisini beklemeye başladım. Sözleştiğimiz saatte muayenehanemden içeri girdi. Fazla oyalanmadan çantama notlarımı koyup yol koyulduk. Evlerine gidişimiz pek fazla uzun sürmedi Çabuk gidişimiz de trafiğin açık olmasının da etkisini göz önüne almamız lazım.
    Bize kapıyı Naz açtı. Naz’ın öncülüğünde salona geçtik. Gösterilen koltuğa oturdum ve etrafı incelemeye başladım.
Naz,
‘’Annemin kusuruna bakmayın, size karşılayamadı. Akşam yemeği için mutfakta hazırlık yapıyor.’’
Okan,
‘’Onur bey izniniz olursa hanıma bir görüneyim. Yardıma ihtiyacı var mı? Sizi Naz’a teslim ediyorum.
Dr. Onur,
‘’ Ne münasebet siz gidin biz Naz’la konuşuruz. Eee anlat bakalım kızım, bu hafta seninle pek görüşemedik, ama sana harika haberlerim var. Hala kâbusların devam ediyor mu?’’
Naz,
‘’Çok sık olmamakla beraber yine kâbuslar görmeye devam ediyorum. Yalnız bir farkla artık hazırlıklı olduğum için o kadar etkili olmuyor. Bunu sizin bana verdiğiniz güvene borçluyum.’’
Dr. Onur,
‘’Aferin Naz. Bana verebileceğin gecenin en güzel haberi idi bu.’’
     Biz Naz’la kendi aramızda konuşurken Saliha hanımın mutfaktan sesi duyuldu.’’ Sofra hazır buyurun’’
    Yemek samimi bir ortamda gayet neşeli geçti. Bu arada Sedef aklımdan tamamen çıkmıştı. Acele ile aradım. Tabii yerinde ise biraz fırça yedim. Aramızda gülüştük. Yemekten sonra tekrar salona geçtik.
Dr. Onur,
‘’İzin verirseniz ve Naz’da izin verirse odasını görmek istiyorum. Ne dersin Naz?’’
Naz,
‘’Tabi nasıl istersen Onur ağabey. Benim için mahzuru yok. Ama biraz dağınık kusuruma bakmazsınız artık.’’
Okan,
‘’Çok ayıp kızım insan odasını dağınık bırakır mı?’’
Saliha,
‘’Beyler ve bayan bende bu arada kahveleri yapayım. Ne dersiniz?’’
Dr. Onur,
‘’Benim ki şekerli olabilir.‘’
Okan,
‘’Benimkini zaten biliyorsun Saliha.’’
Saliha Hanım
‘’Sana kahve yok sen bugün çok içtin.’’
Naz,
‘’Anne ben içmeyeyim.’’
     Naz’ın odasına girdik, yavaşça kapıyı kapattı. Hakikaten bir kızın odasında pek fazla olmaması gereken mavi renk fazlasıyla ortama hâkimdi. Ama dediğinin aksine oldukça da derli ve topluydu. Birde şifonyerin üzerinde iki otomobil ve bir gemi maketi yer alıyordu.
Naz’la uzun, uzun konuştuk, bu arada kahvelerimiz geldi. Bu ziyaret benim açımdan çok olumlu geçti. Eminim ben Kışgüzeli ailesinin yanından ayrıldığımda onlarda çok mutluydu.

4
Özgün Hikayeler / KARANLIK ODADAKİ OYUN
« Son İleti Gönderen: tugrulahmetpekel 27 Aralık 2018, 22:49:57 Prş »

KARANLIK
    ODADAKİ
            OYUN




BİR KADIN POLİSİYESİ
BÖLÜM-1

    Her şey bilgisayara düşen bir ihbarla başladı. Verilen bir adreste silahlı bir çatışma olduğunu söyleyen bir erkek sesi başka bir şey söylemeden ekrandan kayboldu. Ekip verilen adrese gittiğinde, böyle bir çatışmadan kimsenin haberi olmadığını gördüler. Yanlış alarmdı. Tek tesellileri böyle bir çatışmanın olmaması olmasından daha iyi idi. Neşeleri yerine gelmişti. Birbirlerine takılıp gülüşerek Asayişe geri döndüler.
     Neden sonra Aynınur’un aralarında olmadığını fark ettiler.
Büşra,
‘’ Kızlar Aynınur’u gören var mı? Olay yerine giderken aramızdaydı.
     Kimseden ses çıkmadı. Hiç biri Aynınur’un eksikliğini fark etmemişti.
Serra,
‘’ İçimde kötü şeyler oluşuyor. Biz oyuna getirildik. Bu planlı bir oyun gibi geliyor bana.’’
     Bu sırada Büşra’nın telefonu çaldı. Büşra aceleyle telefonu açtı ve beklemeye başladı. Bu bekleyiş fazla sürmedi. Tok bir erkek sesi adeta Büşra ile alay edercesine konuşmaya başladı. ‘’ Çok dikkatsizsiniz Baş komiserim. Aslında ben seni tercih ederdim ama kısmetime arkadaşın düştü. Bana bırakıp gittiniz. Onunla çok iyi zaman geçireceğim. Mutluluğumu size borçluyum.
BİR KAÇ SAAT ÖNCE

     Düşündüğü gerçekleşmişti. Bütün ekip etrafa dağılmış, sözüm ona olayın faillerini arıyorlardı.
     Genç kız sessizce gürültü yapmadan bahçeye girdi. Yavaş, yavaş yanına kadar geldi. Adamın gözleri heyecanla parladı. Beklediği an geldiğini anladı ve son hamlesini yaptı. Bir anda gözleri karardı boşluğa yuvarlandı. Zihninin kapandığını hissederken, ‘’ galiba ölüyorum’’ dedi.
     Kendine geldiğinde çıplak bir odada elleri ve ayakları bağlı olarak yerde yattığını fark etti. ‘’ Ufak karanlık bir odadayım ama yaşıyorum’’ bu da bir şey diye düşündü.
     Kapı yavaşça açıldı, bir seksen boylarında oldukça iri yarı bir adamın içeri girdiğini gördü. Adam Aynınur’a şöyle bir baktıktan sonra, ‘’ Kızımız kendine gelmiş. Nasıl rahatın yerinde mi? Korkmana gerek yok. Güzel bir kızsın ama şimdilik sana dokunmaya niyetim yok. Sadece seninle biraz sohbet etmek istiyorum.’’
Aynınur,
‘’ Sana söyleyecek bir şeyim yok, ama nasıl bir belaya bulaştın farkında değilsin. Cesaretin varsa beni serbest bırakırsın. ‘’
Adam,
‘’Akıllı bir kızsın ama boşuna uğraşma. Tahriklere kapılmam. Önce seni seyretmenin tadına varayım yavrum. Sonrada seni biraz yalnız bırakacağım.’’
     Aynınur saat kavramını kaybetmeye başladığı sırada kapı açıldı ve adam tekrar içeri girdi. Elinde bir tepsi vardı. Önüne koydu. ‘’ Acıkışsındır diye düşündüm. Şimdi ellerini çözeceğim yaramazlık yapmaya kalkarsan sen zararlı çıkarsın.’’
Aynınur,
‘’ Beni kaçırmaktaki maksadın ne arkadaş. Bırak gideyim sen beni unut bende seni unutayım. Seni daha evvel gördüğümü hiç hatırlamıyorum.’’
Adam,
‘’ Sen beni tanımazsın ama ben seni çok iyi tanıyorum. Şanssızlığında burada başlıyor. Dediğim gibi çok iyi eğleneceğiz.’’
Aynınur,
‘’ Ellerimi çöz de birkaç lokma bir şey yiyeyim. Yoksa bir işine yaramam.’’
Adam,
‘’ Sen işin o tarafını düşünme ben seni doyururum.’’
    Adam üşenmeden Aynınur’u beslemeye başladı. Yaptığı şeyden bayağı zevk alıyordu. Aynınur doyuncaya kadar getirdiği yemekten yedirdi. 
Adam,
‘’ Doymadıysan bir şeyler daha getirebilirim.’’
Aynınur,
‘’ Şimdilik bu kadar yeter. Sana nasıl hitap edeceğim. Adını söyle. ‘’
Adam,
‘’ O kadar samimi olmayalım şimdilik. Ne dersin?’’
Aynınur,
‘’ Çok sıkıştım, beni tuvalete götür.’’
Adam,
‘’ Hay Allah bu aklıma gelmemişti. Peki, şimdi seni ayağa kaldıracağım ama sakın yanlış bir hareket yapma.’’
     Aynınur’u yerinden kaldırdı ve kucaklayarak tuvaletin yanına götürdü. Ellerindeki kelepçeyi açarken, ‘’sakın yanlış bir hareket yapma canına okurum.’’
     Aynınur serbest kalan ellerini oğuşturduktan sonra ‘’ Ee ne bekliyorsun senin yanında mı ihtiyacımı gidereceğim.’’
     Adam evet aynen öyle olacak. Şimdi çok konuşma ve ihtiyacını gider.’’
     Aynınur söylenerek, tuvalete girdi kapıyı kapatmaya davranınca adam,
‘’Kapı açık kalacak merak etme sana bakmaya meraklı değilim. Biraz çabuk ol’’
Aynınur aceleyle ihtiyacını giderip rahatladıktan sonra adama,
‘’ Şimdi ne yapıyoruz? Beni yine kelepçeleyecek misin?’’
Adam,
‘’ Sence ne yapacağım?’’
Aynınur,
‘’ Serbest bırakacaksın bende gideceğim.’’
Adam,
‘’ Şimdi doğru odana biraz uyumaya bak. Bende yapmam gereken işlerimi yapayım.’’
     Adam kapıyı kapatıp kilitledikten sonra çıkıp gitti. Aynınur hala başına gelenlere bir anlam veremiyordu.
5
Özgün Hikayeler / TRABZON YOLUNDA
« Son İleti Gönderen: tugrulahmetpekel 08 Aralık 2018, 22:18:24 Cts »
               
  • TRABZON YOLUNDA
[/size]

                                                         Anlatı 1
                                 1



     Uyumadım geceden sabaha kadar. Uyusaydım nasıl görecektim rüzgârgüllerini, güneşin doğuşunu, içinden geçtiğimiz tünelleri ve yükseltileri (dağları). İyi ki uykuma yenik düşmeden bu yolculuğu yapmışım. Şimdi Havza otobüs terminaline giriyoruz. Sonraki sıralama Amasya Samsun ve Trabzon.
      Ve Trabzon ah fettan Trabzon beni sen mi ayarttın, yoksa seni ben mi ayarttım? En çok ilgimi çeken yol boyunca gördüğüm birçok binanın damındaki güneş panelleri.
     Bir köyün yakınından geçiyoruz. Yeni bir güne uyanan köyün evlerinin bacalarından duman tütüyor. Ağaçları bazı yerlerde tek, tek bazen de ormanı. Ama güzel olan toprağın yeşille bütünleşmiş olmasıydı.
     Önümüzde Kavak ilçesi sonrada Samsun. Sonrada adım, adım Trabzon.
    Çok şey gördüm, toprağa inmiş toprak rengi sisi görmemiştim.


Rüzgârın sesini dinlemeye başladı Trabzon
yolcusu. Trabzon’dan evvel sahile vuran
dalgaların sesiyle tanıştı.
6
Özgün Hikayeler / İSTANBUL’DAN TRABZON’A BİR YOL HİKAYESİ
« Son İleti Gönderen: tugrulahmetpekel 11 Kasım 2018, 18:04:28 Paz »
İSTANBUL’DAN

TRABZON’A


BİR YOL
HİKÂYESİ



              TRABZON YOLUNDA

                                                         Anlatı 1
                                 1



     Uyumadım geceden sabaha kadar. Uyusaydım nasıl görecektim rüzgârgüllerini, güneşin doğuşunu, içinden geçtiğimiz tünelleri ve yükseltileri (dağları). İyi ki uykuma yenik düşmeden bu yolculuğu yapmışım. Şimdi Havza otobüs terminaline giriyoruz. Sonraki sıralama Amasya Samsun ve Trabzon.
      Ve Trabzon ah fettan Trabzon beni sen mi ayarttın, yoksa seni ben mi ayarttım? En çok ilgimi çeken yol boyunca gördüğüm birçok binanın damındaki güneş panelleri.
     Bir köyün yakınından geçiyoruz. Yeni bir güne uyanan köyün evlerinin bacalarından duman tütüyor. Ağaçları bazı yerlerde tek, tek bazen de ormanı. Ama güzel olan toprağın yeşille bütünleşmiş olmasıydı.
     Önümüzde Kavak ilçesi sonrada Samsun. Sonrada adım, adım Trabzon.
    Çok şey gördüm, toprağa inmiş toprak rengi sisi görmemiştim.


Rüzgarın sesini dinlemeye başladı Trabzon
yolcusu. Trabzon’dan evvel sahile vuran
dalgaların sesiyle tanıştı.
 Anlatı 2
                                   2

     Eğer biraz dikkat etmeseydim Trabzon’da değil soluğu Batum’da alacaktım. Otobüs firması beni son anda hatırladı ve bende bundan sonra bir hafta yanında olacağım yol arkadaşımı Haberdar edebildim. Daha evvel bindiğim arabanın plakasını kendisine bildirdiğim için birbirimizi fazla aramadan bulduk. Arabadan iner inmez bir birimize sarıldık. O kadar kalabalığın içinde sarılmış halde ne kadar kaldık hatırlamıyorum. İndiğim yerden Trabzon parkına araba olmadığı için yokuşu yürüyerek ağır, ağır çıktık. Parkta fazla oyalanmadan otelimi bularak daha evvel tutulmuş olan odama çıktık. Büşra’nın da yardımıyla yerleşebildim.
     Pazartesi sabahından Salı günü 0n ikiye kadar uyumamış olmama rağmen uykum yoktu. Yol arkadaşımla sahile inmeye karar verdik. Otelden çıkarak ağır, ağır yürüyerek sahile indik. Kayaların üzerine oturarak martıların çığlıkları arasında sessiz ve sakin dalgaların eşliğinde Rüzgârın sesini dinlemeye başladı Trabzon yolcusu. Trabzon’dan evvel sahile vuran dalgaların sesiyle tanıştı.

Bu yazı dizisinde bana yardımlarını esirgemeyen arkadaşım Büşra Gürsoy’a çok teşekkür ederim).

TRABZON GİBİYİM

Artık gülmeyi Araklı yolunda bıraktım
Coşkuyu Uzungölde
Aşkı Trabzon meydanında
Şimdi ise
Maçka kadar yorgun
Faroz kadar yıkık
Sürmene kadar belalı
Köprübaşı kadar vedalara aşık
Of kadar kalabalık
Trabzon gibiyim yani

Uzaklardan ışık, ışık ama
Aslında yorgun ve her şeye rağmen
Trabzon kalesi gibi dimdik ayaktayım.
7
Özgün Hikayeler / GEÇMİŞİNİ ARAYAN KIZ BÖLÜM – 12
« Son İleti Gönderen: tugrulahmetpekel 15 Ekim 2018, 20:02:28 Pzt »
GEÇMİŞİNİ ARAYAN KIZ BÖLÜM – 12



     Necmi rakamları inatla tuşlamaya devam ediyordu. Bu lanet rakamları kaç defa tuşladığını hatırlamak bile istemiyordu.     Birden karşıdan telefonun açıldığını fark edince içinden derin bir oh çekti.
Necmi,
‘’Alo Kaya sen misin?’’
Kaya,
‘’Evet benim sen kimsin?’’
Necmi,
‘’Vay bee ne çabuk unuttun beni devrem? Ben Necmi.’’
Kaya,
‘’Vayyy  Necmi’cğim gece nöbetinden çıktım salak gibiyim, birden sesini alamadım. Ne var, ne yok?’’
Necmi,
‘’Seninle buluşmam lazım. Ne zaman müsait olursun?’’
Kaya,
‘’Akşam üzere buluşsak. Beni aradığına göre konu önemli.’’
Necmi,
‘’Hem de çok önemli.’’
Kaya,
‘’Biraz daha uyumam lazım. Saat altı gibi her zaman çıktığımız kafeye gel. Orada olacağım.’’
Kaya,
‘’Okey tamam.’’’
     Kafeye girdiğimde Kaya köşedeki Masaya çökmüş beni bekliyordu. Karşısına geçip oturdum. Hoş beşten sonra.
Kaya,
‘’Söyle bakalım Necmi’ciğim derdini söylemeyen derman bulamazmış.’’
Necmi,
‘’Sen önce şunu söyle bana hala acilde mi çalışıyorsun?
Kaya,
‘’Evet artık acilin demirbaşı oldum.’’
Necmi,
‘’Bak bu çok iyi.’’
     Necmi cebinden resmi çıkarıp Kaya’nın önüne bıraktı.
Necmi,
‘’Bak bakalım resimdeki şu yaşlı adam sana bir çağrışım yapıyor mu?
Kaya resme dikkatli, dikkatli baktı
Kaya,
‘’Çıkaramadım, bu adamla ne alakam olabilir ki?’’
Necmi,
‘’Hiç bir alakan yok, bir araştırma yapıyorum. Bütün yollar bu yaşlı adama çıkıyor.’’
Kaya,
‘’Madem öyle şu konuyu baştan sona bir anlat bakalım.’’
Necmi,
‘’Önce anlatmaya bir soru sorarak başlayayım. Olası bir trafik kazasında, hastayı hangi hastaneye götürürler?‘’
Kaya,
‘’Normal durumda ambulans hastanın durumun göre en yakın hastaneye götürür. Ama bazı durumlarda hasta sahiplerinin istediği hastaneye götürülür.’’
     Necmi şimdi işimiz biraz daha kolaylaştı. Kaza esnasında büyük bir ihtimalle adam yalnızdı. Resimdeki yaya geçidinin yerini çıkartabildin mi?
Kaya,
‘’Bekle biraz daha dikkatli bakayım. Burası Şehreminindeki yaya geçidi değil mi?’’
Necmi,
‘’Bravo orası. Orada kazaya uğrayan bu amcayı nereye götürebilirler.
Kaya,
‘’Yani bizim acile mi götürüldü diyorsun?’
Necmi,
‘’Bana göre evet. Şimdi senden tam olarak istediğim şu. Sana bir tarih vereceğim. Bu verdiğim tarihten on gün geriden başlayarak trafik kazasından acile gelen hasta olup olmadığını kontrol edeceksin. Eğer bu amca sizin acile yatmışsa bana yaşadığı yerin adresini temin edeceksin Bu kadarcık bir işi artık beceremem deme.’’
Kaya,
‘’Eğer bizim acile getirildi ise bu işi oldu bil dostum.’’
Necmi,
‘’Şimdi şu dosyayı al sormak istediğin bütün bilgiler bu dosyanın içinde mevcut.
Kaya,
‘’Merakımı mazur gör ama doktorluğu bırakıp polis hafiyeliğine başladın da benim haberim mi olmadı? Bu adam çok mu önemli?’’
Necmi,
‘’Tahmin edemeyeceğin kadar önemli bir genç kızın bundan sonraki yaşamını etkileyecek kadar. Yapacağın işin karşılıksız kalmayacağını da bil.’’
Kaya,
‘’Şimdi ben eve gidip kaldığım yerden uyumaya devam edebilir miyim?’’
Necmi,
‘’Daha burada mısın?’’
Necmi,
‘’Kaya gidince derin bir oh çekti. Önümüzden bir engel daha kalktı. Kaya akıllı çocuktur bu adam eğer Kaya’nın çalıştığı acile götürüldüyse bu işi halleder. Ve adresi bulup getirir.’’


Devamı var
8
Özgün Şiirler / ÖZEL BİR ADAM
« Son İleti Gönderen: tugrulahmetpekel 21 Eylül 2018, 20:42:14 Cum »
ÖZEL BİR ADAM

Aynı olmayı sevmem
Sevmem başkalarına benzemeyi
Özel olmalıyım her şeyimle
Eşim benzerim olmamalı
Olmalı kalbim iyi ve güzelliklerle
Dolu ve masumiyetin en alası
Severim insanları ve çocukları
Ellerimle değil, gözlerimle değil,
Sevgi dolu yüreğimle.
Ben her şeyimle özel olmalıyım
Sevgi dolu özel bir adam.

21.09.2018/ Cuma
T.A.P.
9
Özgün Şiirler / RESSAM
« Son İleti Gönderen: tugrulahmetpekel 10 Mayıs 2018, 21:27:26 Prş »

RESSAM

Islak ıslak çiz resimlerini ressam
Yağdır yağmuru kuru toprağa
Gölcükler oluştur tablonda
Kuşlar mus mutlu yıkansın
Elleriniz palet tutsun fırça tutsun
Gözleriniz hep güzelliklerle buluşsun
Ressamsın sen her daim resim yapacaksın
Etrafına bembeyaz tuvalde güzellikler saçacaksın.
Ressamsın sen ressam arkadaş

Tüm ressam kardeşlerime

Tayyar Bedri ( T.A.P. )

10
Özgün Yazılar / MEKTUP / Hikâye tadında bir hikâye
« Son İleti Gönderen: tugrulahmetpekel 27 Mart 2018, 14:12:45 Sal »
MEKTUP
Bölüm-1

Hikâye tadında bir hikâye

Adam çayından bir yudum aldıktan sonra, kızın yüzüne baktı. Siz çok şanslı bir nesilsiniz dedi. Kız hafifçe gözlerini açarak hayretle baktı. ‘’ Neden böyle konuşma gereği duydunuz? Adam kıza bir kere daha bakarak’’ Her konuda o kadar çok seçeneğiniz var ki ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz. Belki de haklısın diye cevap verdi kız. ‘’ Gelin sizinle bir oyun oynayalım.’’ Adam ‘’ nasıl dedi?’’ Kız biraz düşündükten sonra ‘’ Benimle mektuplaşır mısınız? Ayda bir mektup, telefon yok, washap yok, instigram yok. Sadece mektup var. Sizin zamanızdaki gibi.’’ Adam hiç düşünmeden cevapladı. ‘’Evet, varım’’ Dedi. ‘’Ama seni çok az tanıyorum.’’ Kız ‘’ İşte beni tanımak istiyorsan sana fırsat yaz bana. Ben de seni tanımak istiyorum.
Gülüştüler, bu şaka gibi bir şeydi. Bir birini çok az tanıyan iki yetişkin insan mektuplaşarak bir birlerini tanımaya çalışacaklardı.
İlk mektubu kız yazdı. Okuduğu şehrin, okuduğu okulun bahçesinden. Adam, mektup eline geçtiği zaman çok şaşırdı. Sanmıştı ki konuşmaları o gün oturdukları masadan kalktıkları zaman geride kalacak. Bir daha kimse hatırlamayacak. Kız sözünü tutmuştu, mektupta kullandığı cümleler adeta kendisini onere etmişti. Hemen oturdu kâğıdı kalemi önüne alarak düşünmeye başladı. Ne yazmalıydı? Kız ne demişti? ‘’ Aklına ne gelirse onu yaz.’’ O’da öyle yaparak yazmaya başladı. Neden sonra saatine baktığında ikinci dosya kâğıdını doldurmuştu. Ertesi günü ilk işi mektubu postaya vermek oldu.
Aradan geçen iki senede yirmiye yakın mektup yazdılar karşılıklı olarak. Artık bir birlerini çok iyi tanıyorlardı. Şaka ile başlayan mektup arkadaşlığı filizlendi dal budak sardı sağlam sarsılmaz temeller üzerine oturdu.
Kız okul tatillerinde adamın yaşadığı şehre geldi. Buluştular, adam güncel olaylardan, yaşadığı hastalıklardan, kız ise Gurbette okumanın okulun zorluklarından bahsettiler. Konuşacak birçok ortak konular üzerinde tartıştılar. Ayrılık vakti geldiği zaman, Kız adama bakarak, bir dahaki gelişimde devam ederiz sözünü vererek kendi yollarında yürümeye devam ediyorlardı. Kız bir daha, bir daha geldi. Yaptığı ilk iş mektup arkadaşını bulmak oluyordu.
Artık okulunu bitirmesine çok az zaman kalmıştı. Gencecik bir savaş muhabiri olarak mezun olacaktı.
Son gelişinde yine arkadaşının yanına gitti. Karşısına oturup anlatmaya başladı. Arkadaşı her ne kadar cevap veremese de çok iyi bir dinleyici idi. Zaman su gibi akıp geçmişti. Ayağa kalktı arkadaşının çok sevdiği papatyaları mezarının başına bıraktı. Gözünden süzülen birkaç damla gözyaşının eşliğinde mezarlığın kapısına doğru sarsak adımlarla yürüdü. Düşünceleri kopuk, kopuk ta olsa şunu söylüyordu.’’ Bir daha ki gelişime kadar hoşça kal arkadaşım. Sakın bir yere gitme.''
Sayfa: [1] 2 3 ... 10