Gönderen Konu: KARANLIK ODADAKİ OYUN BÖLÜM-4  (Okunma sayısı 24 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı tugrulahmetpekel

  • Forum Delisi
  • *
  • İleti: 599
  • Cinsiyet: Bay
KARANLIK ODADAKİ OYUN BÖLÜM-4
« : 29 Ağustos 2019, 22:30:35 Prş »
KARANLIK ODADAKİ OYUN
BÖLÜM-4



     Leyla Sedat Amirin odasına girerek, ‘’ Amirim şüpheli bir ölüm ihbarı aldık.’’
Sedat Amir,
‘’ Şüpheli olduğunu nereden anladın?’’
Leyla,
‘’ İhbarı yapan kapı komşusu. Kadın evde tek başına yaşayan birisiymiş. Bir Avukatlık bürosunda etrafı toplayan hem de çay servisleri yapıyormuş. Cuma akşamı iş dönüşü komşusuyla kapıda karşılaşmış. Biraz lafladıktan sonra her ikisi de içeri girmiş. Bir daha kadından haber alınamamış. Kapı komşusu çalıştığı büroya telefon etmiş. Üç gündür işe gelmediğini söylemişler. Semt karakoluna bildirmiş. Onlarda bize yönlendirmişler.’’
Sedat Amir,
‘’ Asayişte kimler var?’’
Leyla,
‘’Hansa Baş komiserim, Vedat Komiser, Aynınur ve Serra Komiser.’’
Sedat Amir,
‘’ Elinde adres var mı?’’
Leyla,
‘’ Tabi ki var Amirim.’’
Sedat Amir,
‘’ Hepsini gönder burada pineklemesinler.’’
Leyla,
‘’ Emredersiniz Amirim.’’
     Doğru içeriye bizimkilerin yanına gittim.
‘’ Hepiniz bu kâğıtta yazılı olan adrese gidiyorsunuz. Bir ihbar düştü bilgisayara doğruluğunu teyit edeceksiniz.’’
Vedat Komiser,
‘’ Hepimiz mi?’’
Leyla,
‘’ Evet hepiniz Amirim öyle istedi.’’
     Adresi bulmakta zorlanmadık. Bize on dakika kadar uzaklıkta şehreminindeydi. Minibüsten indiğimizde ihbarı yapan kapı komşusu bizi apartmanın önünde bekliyordu.
Hansa baş komiser,
‘’ İhbarı siz mi yaptınız? Ve isminiz nedir?’’
‘’ Adım Atıfet, Cuma akşamı kapı önünde selamlaştık birkaç kelime de konuştuk. Bir daha da görüşmedik.’’
Vedat Komiser,
‘’ Hafta sonu gidebileceği bir yer yok mu? Uzaktan komşuları, akrabaları falan?’’
Atıfet,
‘’ Yıllardır burada otururuz daha bir yere gittiğini, hele işini aksattığını hiç görmedim de duymadım da.’’
Aynınur Komiser,
‘’ Komşunuzun adı neydi?’’
Atıfet,
‘’ Komşumun ismi Azimet.’’
Hansa,
‘’ Soyadını biliyor musun?’’
Atıfet,
‘’ Bir dakika hah tamam, soyadı Gürşen.’’
Hansa Baş komiser,
‘’ Kaçıncı katta oturuyorsunuz?’’
Atıfet,
‘’ Girişin hemen üstü. Yani birinci katta oturuyoruz.’’
Vedat komiser,
‘’ Bu apartmanın kapıcısı var mı?’’
Atıfet,
‘’ kapıcı yok Komiserim haftada iki gün bir kadın gelir ve merdivenlerin temizliğini yapar. Ama Azimet’in oturduğu dairenin sahibi üçüncü katta altı numaralı dairede oturuyor.’’
Hansa,
Hansa Baş komiser,
‘’ Aynınur sen altı numaralı daireye çık ev sahibinde dört numaralı dairenin anahtarı var mı öğren?’’
Aynınur,
‘’ Baş üstüne Baş komiserim.’’
     Aynınur altı numaralı daireye çıkarken bizde dört numaralı dairenin kapısının önüne gelerek beklemeye başladık. Bu arada Leyla’yı arayarak, Azimet Gürşen hakkında araştırma yapmasını istedim.
     Biraz sonra Aynınur dört numaralı dairenin sahibi yaşlı bir adamla yanımıza geldi. Rozetimi göstererek, kapıyı açmasını söyledim. Yaşlı adam hiç itiraz etmeden kapıyı bize açtı.
Hansa,
‘’ Hiçbir şeye el sürmeden etrafı kontrol edelim.’’
      Yine de eldivenlerimi elime geçirerek, silahımı çektim ve içeri girdik. Ortada kavga ve mücadeleye benzer bir görünüm yoktu. Salona girdiğimizde kadını yerde yatar vaziyette gördük. Hemen yanına gittim. Ceset kokmaya başlamıştı. Masanın üzerinde bir lokum kutusu duruyordu. İçinde bir kaç lokum eksikti.
Vedat Komisere, ‘’ Olay yerini arayın gelsinler,’’  dedim.
     Etrafta işe yarayacak bir şeyler ararken masanın üzerinde kadının çalıştığı Avukatlık bürosunun kartvizitini buldum. Kartvizitte Çözüm Avukatlık Bürosu yazıyordu. İki ortaklı bir büro. Kartı alarak cebime attım. Olay yeri ekibini karşılaması için Aynınur’u bıraktım. Giderken Aynınur’a ‘’ Arkadaşlara söyle lokumların analizini hemen yapmaları için laboratuvara göndersinler sende takipçisi olacaksın.’’
Aynınur,
‘’ Baş üstüne Baş komiserim.’’
     Geri kalanlarımız Avukatlık bürosunun yazılı olduğu adrese doğru hareket ettik.
Hansa,
‘’ Serra hiç sesin çıkmıyor? Bu ölüme ne dersin?’’
Serra,
‘’ Sıradan bir ölüm değil, kadın yediği lokumlardan zehirlendi.’’
Vedat Komiser,
‘’ Sen kâhin misin Serra Komiser?’’
Serra,
‘’ Yo ben içgüdülerime güvenirim.’’
     Yarım saatlik bir yolculuktan sonra bir iş merkezinin yedinci katında bulunan büronun önündeydik. Asansöre binmekten korkan Vedat Komiseri beklemeye başladık. Altı, yedi dakika sonra soluk soluğa yanımıza geldi. Biraz nefeslenmesini bekledikten sonra bürodan içeri girdik. Bizi ufak bir odada sekreter karşıladı.
Sekreter,
‘’ Buyurun hoş geldiniz.’’
     Rozetimi göstererek, cevap verdim,’’ Burada çalışan temizlik elemanı Azimet Gürşen’in öldürülmesinin tahkikatını yapıyoruz. Avukat Ahenk Hanımla görüşeceğiz.’’
Sekreter,
‘’ Ne! Azimet abla öldürülmüş mü? Aman Allah’ım.’’
Vedat Komiser,
‘’ Biz öyle sanıyoruz.’’
Sekreter,
‘’ Ahenk Hanım on dakikaya kadar burada olur. Buyurun oturun.’’
     Fazla beklemediler, çok güzel bir kadın Avukatlık bürosundan içeri girdi. Sekreter kız hemen ayağa kalkarak, ‘’ Hoş geldiniz Ahenk Hanım, sizi bekleyen misafirleriniz var.’’
Ahenk Hanım,
‘’ Misafirleri tanıyor muyum?’’
Sekreter,
‘’ Hayır efendim gelenlerin hepsi polis.’’
Ahenk Hanım,
‘’ Bizim polisle ne işimiz olabilir ki?’’
Sekreter,
‘’ Azimet abla evinde ölü bulunmuş.’’
Ahenk Hanım,
‘’ Ne ölmüş mü? Nasıl olur? Ben içeri geçiyorum hemen onlarla görüşmem lazım.’’
     Ahenk Hanım hiç oyalanmadan doğru bizimkilerin yanına geçerek,’’ Buyurun efendim odama geçelim. Azimet’in öldürüldüğü doğrumu?’’
     Avukat Hanımın bürosuna geçtik. Rengi kül gibi olmuştu. Üzüntüden titriyordu.
Hansa,
‘’ Sanırım siz Avukat Ahenk Hanım olmalısınız. Üzüntünüzü anlıyorum ama gerçeği değiştiremeyiz. Yanınızda çalışan Azimet Hanım Cumartesi günü evinde zehirlenerek ölmüş.’’
Avukat Ahenk,
‘’ Nasıl yani eceliyle ölmemiş mi?’’
 Vedat Komiser,
‘’ Bizde bunu araştırıyoruz, bir düşmanı falan var mıydı?’’
Avukat Ahenk,
‘’Yıllardır yanımda çalışıyor, bir düşmanı olsaydı muhakkak haberim olurdu. Kadıncağızın bir tek amacı vardı, kızını okutabilmek. Bende ona sürekli olarak destek oluyordum. Kızı Samime Darüşşafaka’nın lise bölümünde okuyor. Tüm masraflarını ben karşılıyorum. Bundan sonrada karşılamaya devam edeceğim. Azimet’te maaşının büyük bölümünü harcamadan bir bankada kızının adına açtığı hesaba yatırıyordu. Bana,’’ ben çok çektim, hala da çekiyorum ama kızım yokluk çekmesin derdi. Nasıl ölmüş?’’
Vedat Komiser,
‘’ Belki bu konuda bize yardım edebilirsiniz?’’
Avukat Ahenk,
‘’ Nasıl bir yardımım dokunabilir? Bilemiyorum ki?’’
Vedat Komiser,
‘’ Evinde masanın üzerinde bir kutu lokum bulduk. Kutunun içinde bir kaç tane eksikti. O lokumlardan zehirlendiğini tahmin ediyoruz.’’
     Ahenk Hanımın birden gözleri iri, iri açıldı. Bize şaşkın, şaşkın baktıktan sonra birden düşüp bayıldı. Yerimizden fırlayıp kadının yanına koştuk. Ahenk Hanımı ayıltamıyorduk. Vedat Komiser sekreter kıza bağırarak, ‘’ Çabuk ol hemen bir ambulans çağı. Acele et.’’
     Ambulans geldi ilk müdahaleyi yaptıktan sonra, sağlık memuru, ‘’ bu kadın neden bayıldı? Çok ağır şok geçirmiş.’’
Hansa,
‘’ Şimdi konuşarak vakit kaybetmeyelim. Vedat Komiser, ‘’ sekreteri iyice sorgula, sonra Asayişe geçin. Ben Ahenk Hanımla beraber gidiyorum.
Serra,
‘’ Emredersiniz Baş komiserim.’’
     Hastanede iki saate yakın bekledim. Daha sonra Ahenk Hanımın yattığı odaya girdim. Zar zor duyabileceğim bir sesle konuşmak istediğini söyledi. Bende yatıştırıcı bir sesle, dinliyorum dedim.
Ahenk Hanım,
‘’ O çikolata kutusunu Azimet Hanıma ben verdim.’’
Hansa,
‘’ Sen mi verdin?’’
Ahenk Hanım,
‘’ Bana gelmişti, kimin gönderdiğini bilmiyordum. Tatlıyla aram pek hoş değil. Şeker hastasıyım. O yüzden Azimet’e alabileceğini söyledim. Allah’ım o kadının ölümüne ben sebep oldum.’’
     Birden aklım karıştı. Asıl hedef Ahenkti ve şeker hastası olduğunu bilmiyordu. Öyleyse o lokumları gönderen Ahenk’in ölmediğini öğrenirse yeniden harekete geçebilirdi.’’
Hansa,
‘’ Yanında kalacak kimse yok mu? Hayatın tehlikede.’’
Ahenk,
‘’ Sadece kocam var, o da üç gün sonra gelecek.’’
Hansa,
‘’ Bu akşam bir polis seni bekleyecek. Bana kocanın telefon numarasını verir misin? Buraya çağırayım. Adı ne?’’
Ahenk,
‘’ Boşuna uğraşmayın. Bir dava için İzmir’e gitti. Onun işi benden daha önemlidir. Gelmez.’’
Hansa,
‘’ Orasına sen karışma, numarayı ver. Adı ne onu da söyle.’’
     Kocasının adını ve telefon numarasını aldım.
Hansa,
‘’ Anlayamadım soyadlarını tutmuyor.’’
Ahenk,
‘’ Otur yanıma anlatacağım.’’
     Yanına oturdum. Ahenk biraz düşündükten sonra anlatmaya başladı.

[/b]
Adı bende saklı yüreğime kilit vurdum bir daha çıkamayacak dışarı.