Gönderen Konu: İSTANBUL’DAN TRABZON’A BİR YOL HİKAYESİ  (Okunma sayısı 32 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı tugrulahmetpekel

  • Forum Delisi
  • *
  • İleti: 591
  • Cinsiyet: Bay
İSTANBUL’DAN TRABZON’A BİR YOL HİKAYESİ
« : 11 Kasım 2018, 18:04:28 Paz »
İSTANBUL’DAN

TRABZON’A


BİR YOL
HİKÂYESİ



              TRABZON YOLUNDA

                                                         Anlatı 1
                                 1



     Uyumadım geceden sabaha kadar. Uyusaydım nasıl görecektim rüzgârgüllerini, güneşin doğuşunu, içinden geçtiğimiz tünelleri ve yükseltileri (dağları). İyi ki uykuma yenik düşmeden bu yolculuğu yapmışım. Şimdi Havza otobüs terminaline giriyoruz. Sonraki sıralama Amasya Samsun ve Trabzon.
      Ve Trabzon ah fettan Trabzon beni sen mi ayarttın, yoksa seni ben mi ayarttım? En çok ilgimi çeken yol boyunca gördüğüm birçok binanın damındaki güneş panelleri.
     Bir köyün yakınından geçiyoruz. Yeni bir güne uyanan köyün evlerinin bacalarından duman tütüyor. Ağaçları bazı yerlerde tek, tek bazen de ormanı. Ama güzel olan toprağın yeşille bütünleşmiş olmasıydı.
     Önümüzde Kavak ilçesi sonrada Samsun. Sonrada adım, adım Trabzon.
    Çok şey gördüm, toprağa inmiş toprak rengi sisi görmemiştim.


Rüzgarın sesini dinlemeye başladı Trabzon
yolcusu. Trabzon’dan evvel sahile vuran
dalgaların sesiyle tanıştı.
 Anlatı 2
                                   2

     Eğer biraz dikkat etmeseydim Trabzon’da değil soluğu Batum’da alacaktım. Otobüs firması beni son anda hatırladı ve bende bundan sonra bir hafta yanında olacağım yol arkadaşımı Haberdar edebildim. Daha evvel bindiğim arabanın plakasını kendisine bildirdiğim için birbirimizi fazla aramadan bulduk. Arabadan iner inmez bir birimize sarıldık. O kadar kalabalığın içinde sarılmış halde ne kadar kaldık hatırlamıyorum. İndiğim yerden Trabzon parkına araba olmadığı için yokuşu yürüyerek ağır, ağır çıktık. Parkta fazla oyalanmadan otelimi bularak daha evvel tutulmuş olan odama çıktık. Büşra’nın da yardımıyla yerleşebildim.
     Pazartesi sabahından Salı günü 0n ikiye kadar uyumamış olmama rağmen uykum yoktu. Yol arkadaşımla sahile inmeye karar verdik. Otelden çıkarak ağır, ağır yürüyerek sahile indik. Kayaların üzerine oturarak martıların çığlıkları arasında sessiz ve sakin dalgaların eşliğinde Rüzgârın sesini dinlemeye başladı Trabzon yolcusu. Trabzon’dan evvel sahile vuran dalgaların sesiyle tanıştı.

Bu yazı dizisinde bana yardımlarını esirgemeyen arkadaşım Büşra Gürsoy’a çok teşekkür ederim).

TRABZON GİBİYİM

Artık gülmeyi Araklı yolunda bıraktım
Coşkuyu Uzungölde
Aşkı Trabzon meydanında
Şimdi ise
Maçka kadar yorgun
Faroz kadar yıkık
Sürmene kadar belalı
Köprübaşı kadar vedalara aşık
Of kadar kalabalık
Trabzon gibiyim yani

Uzaklardan ışık, ışık ama
Aslında yorgun ve her şeye rağmen
Trabzon kalesi gibi dimdik ayaktayım.
Adı bende saklı yüreğime kilit vurdum bir daha çıkamayacak dışarı.