Gönderen Konu: YALNIZLIK  (Okunma sayısı 2142 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Gregor Sarsaryan

  • Forum Delisi
  • *
  • İleti: 505
  • Cinsiyet: Bay
YALNIZLIK
« : 17 Şubat 2010, 14:13:31 Çrş »


 
Montaiqne--Yalnızlık


Yalnız yaşamanın bir tek amacı vardır sanıyorum  o da daha başıboş,  daha rahat yaşamak. Fakat her zaman, buna hangi yoldan varacağımızı  pek bilmiyoruz. Çok kez insan dünya işlerini bıraktığını sanır; oysaki bu işlerin yolunu değiştirmekten başka bir şey yapmamıştır

Bir aileyi  yönetmek bir devleti yönetmekten hiç de kolay değildir.





Ruh nerde  bunalırsa bunalsın, hep aynı ruhtur  ev işlerinin az önemli olmaları, daha az yorucu olmalarını gerektirmez. Bundan başka, saraydan ve  pazardan el çekmekle hayatımızın baş kaygılarından kurtulmuş  olmuyoruz.



Ratio et prudentia curas

Non locus effusi late maris arbiter, aufert. (Horatlus)




Dertlerimizi avutan akıl ve hikmettir, O engin denizlerin ötesindeki yerler değil

Ülke değiştirmekle kıskançlık, cimrilik, kararsızlık, korku, tutku bizi
bırakmaz.






Et post equitem sade atra cura. (Horatius)  

  Ve keder, atımızın terkisine binip gelir  

Onlar manastırlarda, medreselerde bile peşimizi bırakmazlar. Bizi onlardan ne çöller kurtarabilir, ne mağaralar, ne de bedenimize  ettiğimiz işkenceler  

  Haeret lateri letalis arundo. (Virgilius)

Öldürücü yara bağrımızda kalır.


Sokratese birisi için, seyahat onu hiç değiştirmedi, demişler. O da:  Çok doğal, çünkü kendisini de beraber götürmüştür, demiş.

Quid terras alio calentes

Sole mutamus? patria quis exul

Se quoque fugit? (Horatius)  


  Niçin başka güneş başka toprak ararsın?

Yurdundan kaçmakla kendinden kaçar mısın?


İnsan önce içindeki sıkıntıyı dağıtmazsa yer değiştirmek daha fazla  bunaltır onu: Nasıl ki yerine oturmuş yükler daha az engel olur  geminin gidişine. Bir hastaya iyilikten çok kötülük edersiniz yerini
değiştirmekle. Hastalığı azdırırsınız kımıldatmakla, nasıl ki kazıklar daha derine gidip sağlamlaşır sarsıp sallamakla. Onun için  kalabalıktan kaçmak yetmez, bir yerden başka bir yere gitmekle iş
bitmez: İçimizdeki kalabalık hallerimizden kurtulmamız, kendimizi kendimizden koparmamız gerek



Rupi jam vincula dicas;

Nam luctata canis nodum arripit; attemen illi,

Cum fugit, a collo trahitur pars longa catenae. (Persius)
***  


Kırdım diyorsun zincirlerini;

Evet, köpek de çeker koparır zincirini,

Kaçar o da, ama halkaları boynunda taşıyarak

Zincirlerimizi götürürüz kendimizle birlikte; tam bir özgürlük  değildir kavuştuğumuz; döner döner bakarız bırakıp gittiğimize;  onunla dolu kalır düşlerimiz.    

 

***





Nisi purgatum est pectus, quae prelia nobis

Atque pericula tonc ingratis insinuandum?

Quantae conscindunt hominem cuppedinis acres

Sollicitum curae, quantique perinde timores?

Quidve superbia spurcita, ac petulantia, quantas

Efficiunt clades? Quid luxus desidiesque? (Lucretius)

***
İçi arınmamışsa, neler bekler insanı,

Kendi kendisiyle ne savaşlar eder boşuna!

Tutkuları içinde ne kemirici kaygılar.

Ne korkular içinde kıvranır insan!

Ne çöküntüler yapar bizde gurur, şehvet,

Öfke, gevşeklik ve tembellik!

Kötülüğümüz içimizde bizim; içimizse kurtulamıyor kendi  kendisinden.

In culpa est animus qui se non efiugit unquam. (Horatius)


Ruhun derdi içinde ve kaçamaz kendi kendinden  


İnsanın, olanak varsa karısı, çocuğu, parası ve hele sağlığı olmalı,  ama mutluluğunu yalnız bunlara bağlamamalı. Kendimize dükkanın  arkasında, yalnız bizim için bağımsız bir köşe ayırıp orada gerçek
özgürlüğümüzü, kendi sultanlığımızı kurmalıyız. Orada, yabancı hiçbir konuğa yer vermeksizin kendi kendimizle her gün başbaşa verip  dertleşmeliyiz; karımız, çocuğumuz, servetimiz, adamlarımız yokmuş gibi konuşup gülmeliyiz. Öyle ki, hepsini yitirmek felaketine  uğrayınca onlarsız yaşamak bizim için yeni bir şey olmasın. Kendi  içine çevrilebilen bir ruhumuz var; kendi kendine yoldaş olabilir;
kendi kendisiyle, çekiş dövüş, alışveriş edebilir. Yalnız kalınca sıkılır, ne yapacağımızı bilmez oluruz diye korkmamalıyız.






In solis sis tibi turba locis (Tibulhıs)

Issız yerlerde kendin için bir evren ol

Erdem, der Antishenes, kendi kendisiyle yetinir; ne kurallara baş
vurur, ne laflara, ne gösterişlere.      


 Yapmaya alıştırıldığımız işlerden binde biri bile kendimizle  doğrudan doğruya ilgili değil. Bakarsınız bir adam canını dişine  takmış, kurşun yağmuru altında, yıkık bir kale duvarına tırmanıyor
bütün hıncıyla; bir başkası, karşı tarafta, kan revan içinde, aç susuz savunuyor o kaleyi ölesiye: Kendileri için mi gösteriyorlar bu  yararlığı? Uğrunda ölecekleri ve hiç görmedikleri insan belki o sırada
kılım kıpırdatmadan keyif sürmektedir. Bakarsınız bir başkası, bitkin, perişan, saçı sakalı birbirine karışmış kitaplıktan çıkıyor gece  yansından sonra: Bunca kitabı daha iyi, daha akıllı bir insan olmak
için mi karıştırdı sanırsınız? Yok canım sen de! Ya ölecek o kitaplıkta ya öğretecek yarınki kuşaklara Platus'un dizelerini hangi düzenle  kurduğunu ve falan Latince sözcüğün nasıl yazılması gerektiğini. Kim seve seve feda etmiyor sağlığını, canını şan şeref için? Oysa kalp bir  paradan başka nedir ki şan şeref? Kendi ölümümüzden korkmakla  yetinemeyiz; karılarımızın, çocuklarımızın, adamlarımızın ölümünden de korkmak zorundayız. Kendi işlerimizden çektiğimiz sıkıntı  yetmiyormuş gibi komşularımızın, dostlarımızın işleriyle de dertlere  sokar, bunaltırız kendimizi.


Vah! quemquamne hominem in animum instituere, aut

Parare, quod sit charius quam ipse est sibi? (Terentius)



Vah, vah! Nasıl olur da insan bir şeyi

Kendinden daha çok sevmeye kalkar?    

Çevrimdışı Gregor Sarsaryan

  • Forum Delisi
  • *
  • İleti: 505
  • Cinsiyet: Bay
YALNIZLIK
« Yanıtla #1 : 17 Şubat 2010, 14:40:55 Çrş »


 
Montaiqne--Yalnızlık


Yalnız yaşamanın bir tek amacı vardır sanıyorum  o da daha başıboş,  daha rahat yaşamak. Fakat her zaman, buna hangi yoldan varacağımızı  pek bilmiyoruz. Çok kez insan dünya işlerini bıraktığını sanır; oysaki bu işlerin yolunu değiştirmekten başka bir şey yapmamıştır

Bir aileyi  yönetmek bir devleti yönetmekten hiç de kolay değildir.





Ruh nerde  bunalırsa bunalsın, hep aynı ruhtur  ev işlerinin az önemli olmaları, daha az yorucu olmalarını gerektirmez. Bundan başka, saraydan ve  pazardan el çekmekle hayatımızın baş kaygılarından kurtulmuş  olmuyoruz.



Ratio et prudentia curas

Non locus effusi late maris arbiter, aufert. (Horatlus)




Dertlerimizi avutan akıl ve hikmettir, O engin denizlerin ötesindeki yerler değil

Ülke değiştirmekle kıskançlık, cimrilik, kararsızlık, korku, tutku bizi
bırakmaz.






Et post equitem sade atra cura. (Horatius)  

  Ve keder, atımızın terkisine binip gelir  

Onlar manastırlarda, medreselerde bile peşimizi bırakmazlar. Bizi onlardan ne çöller kurtarabilir, ne mağaralar, ne de bedenimize  ettiğimiz işkenceler  

  Haeret lateri letalis arundo. (Virgilius)

Öldürücü yara bağrımızda kalır.


Sokratese birisi için, seyahat onu hiç değiştirmedi, demişler. O da:  Çok doğal, çünkü kendisini de beraber götürmüştür, demiş.

Quid terras alio calentes

Sole mutamus? patria quis exul

Se quoque fugit? (Horatius)  


  Niçin başka güneş başka toprak ararsın?

Yurdundan kaçmakla kendinden kaçar mısın?


İnsan önce içindeki sıkıntıyı dağıtmazsa yer değiştirmek daha fazla  bunaltır onu: Nasıl ki yerine oturmuş yükler daha az engel olur  geminin gidişine. Bir hastaya iyilikten çok kötülük edersiniz yerini
değiştirmekle. Hastalığı azdırırsınız kımıldatmakla, nasıl ki kazıklar daha derine gidip sağlamlaşır sarsıp sallamakla. Onun için  kalabalıktan kaçmak yetmez, bir yerden başka bir yere gitmekle iş
bitmez: İçimizdeki kalabalık hallerimizden kurtulmamız, kendimizi kendimizden koparmamız gerek



Rupi jam vincula dicas;

Nam luctata canis nodum arripit; attemen illi,

Cum fugit, a collo trahitur pars longa catenae. (Persius)
***  


Kırdım diyorsun zincirlerini;

Evet, köpek de çeker koparır zincirini,

Kaçar o da, ama halkaları boynunda taşıyarak

Zincirlerimizi götürürüz kendimizle birlikte; tam bir özgürlük  değildir kavuştuğumuz; döner döner bakarız bırakıp gittiğimize;  onunla dolu kalır düşlerimiz.    

 

***





Nisi purgatum est pectus, quae prelia nobis

Atque pericula tonc ingratis insinuandum?

Quantae conscindunt hominem cuppedinis acres

Sollicitum curae, quantique perinde timores?

Quidve superbia spurcita, ac petulantia, quantas

Efficiunt clades? Quid luxus desidiesque? (Lucretius)

***
İçi arınmamışsa, neler bekler insanı,

Kendi kendisiyle ne savaşlar eder boşuna!

Tutkuları içinde ne kemirici kaygılar.

Ne korkular içinde kıvranır insan!

Ne çöküntüler yapar bizde gurur, şehvet,

Öfke, gevşeklik ve tembellik!

Kötülüğümüz içimizde bizim; içimizse kurtulamıyor kendi  kendisinden.

In culpa est animus qui se non efiugit unquam. (Horatius)


Ruhun derdi içinde ve kaçamaz kendi kendinden  


İnsanın, olanak varsa karısı, çocuğu, parası ve hele sağlığı olmalı,  ama mutluluğunu yalnız bunlara bağlamamalı. Kendimize dükkanın  arkasında, yalnız bizim için bağımsız bir köşe ayırıp orada gerçek
özgürlüğümüzü, kendi sultanlığımızı kurmalıyız. Orada, yabancı hiçbir konuğa yer vermeksizin kendi kendimizle her gün başbaşa verip  dertleşmeliyiz; karımız, çocuğumuz, servetimiz, adamlarımız yokmuş gibi konuşup gülmeliyiz. Öyle ki, hepsini yitirmek felaketine  uğrayınca onlarsız yaşamak bizim için yeni bir şey olmasın. Kendi  içine çevrilebilen bir ruhumuz var; kendi kendine yoldaş olabilir;
kendi kendisiyle, çekiş dövüş, alışveriş edebilir. Yalnız kalınca sıkılır, ne yapacağımızı bilmez oluruz diye korkmamalıyız.






In solis sis tibi turba locis (Tibulhıs)

Issız yerlerde kendin için bir evren ol

Erdem, der Antishenes, kendi kendisiyle yetinir; ne kurallara baş
vurur, ne laflara, ne gösterişlere.      


 Yapmaya alıştırıldığımız işlerden binde biri bile kendimizle  doğrudan doğruya ilgili değil. Bakarsınız bir adam canını dişine  takmış, kurşun yağmuru altında, yıkık bir kale duvarına tırmanıyor
bütün hıncıyla; bir başkası, karşı tarafta, kan revan içinde, aç susuz savunuyor o kaleyi ölesiye: Kendileri için mi gösteriyorlar bu  yararlığı? Uğrunda ölecekleri ve hiç görmedikleri insan belki o sırada
kılım kıpırdatmadan keyif sürmektedir. Bakarsınız bir başkası, bitkin, perişan, saçı sakalı birbirine karışmış kitaplıktan çıkıyor gece  yansından sonra: Bunca kitabı daha iyi, daha akıllı bir insan olmak
için mi karıştırdı sanırsınız? Yok canım sen de! Ya ölecek o kitaplıkta ya öğretecek yarınki kuşaklara Platus'un dizelerini hangi düzenle  kurduğunu ve falan Latince sözcüğün nasıl yazılması gerektiğini. Kim seve seve feda etmiyor sağlığını, canını şan şeref için? Oysa kalp bir  paradan başka nedir ki şan şeref? Kendi ölümümüzden korkmakla  yetinemeyiz; karılarımızın, çocuklarımızın, adamlarımızın ölümünden de korkmak zorundayız. Kendi işlerimizden çektiğimiz sıkıntı  yetmiyormuş gibi komşularımızın, dostlarımızın işleriyle de dertlere  sokar, bunaltırız kendimizi.




Vah! quemquamne hominem in animum instituere, aut

Parare, quod sit charius quam ipse est sibi? (Terentius)



Vah, vah! Nasıl olur da insan bir şeyi

Kendinden daha çok sevmeye kalkar?