Gönderen Konu: Fyodor Mihayloviç Dostoyevski romanları  (Okunma sayısı 1434 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Nazlıcan

  • K A L B İ M
  • *
  • İleti: 14.778
  • Cinsiyet: Bayan
  • Mutluluk gülüşünde saklı(:
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski romanları
« : 21 Mart 2010, 20:46:46 Paz »




İyi miydi ? Kötü müydü?Bir karanlıklar evreninin Peygamberimiydi?

insanın kin, sadizm ve umutsuzluk gibi olumsuz yanlarının sözcüsümüydü?

Yoksa dünyayı yeniden yaratmak için gelmiş bir Rus İsa,nın Havarisimiydi?

Ne olursa olsun , onun acılı eserlerindeki temel duygu ,Modern insanın kendi varlığı ve kendi kaderi hakkındaki bilinçtir



Şimdi, bu hayallerimi, bu şekilde ortalığa sermemin hiç de iyi bir davranış olmadığını söyleyeceksiniz hem de bunca itiraf, coşku ve gözyaşından sonra...

Neden iyi bir davranış olmuyormuş?

Yoksa bunların, sizin yaşadıklarınızdan daha aptalca ve utanç verici olduğunu mu düşünüyorsunuz?


Aslında bazıları çok iyi tasarlanmış hayallerdi üstelik hepsi de Komo gölü etrafında geçmiyordu. Evet, siz haklısınız...


Bu yaptıklarım çok alçakça ve bayağı şeylerdi ama asıl alçakça olan, kendimi size haklı göstermeye çalışmamdır.


Şimdi de kendimi kötülemem, her şeyi daha berbat yapıyor. Artık bu kadar yeter, çünkü gittikçe çamura batıyor, buna rağmen anlatmak istediklerimi de anlatamıyorum....





SUÇ VE CEZA

 

Raskalnikovun kendi için yaşama tutkusu onu iç dünyasında yüceleştirir ve hak, hukuk kavramlarının tamamını alt üst ederek çözümlemelerde bulunur.


Fakat tasarladıkları altında boğulur ve tüm psikolojisi çöker. Kitap boyunca olayları Raskalnikovun gözüyle görüyor, Istırabı onunla yaşıyorsunuz..



Romanın kahramanı Rodion Raskolnikovun Rus Faustu olduğunu söyleyenler var


Ortak yönleri ikiisnin de yoksul öğrenci gururlu ve ihtiraslı olmalarıdır.


Her ikisi de üstün zekalarından ötürü duydukları gururla suç işlerler.Kendilerine bağlı bir kadının aşkı ile doğru yolu bulurlar...




YERALTINDAN NOTLAR

 

Hovardalık günlerimin sonunda daha fazla hayaller içerisine gömülür, pişmanlık, gözyaşları, lanetler ve sevinçlerle dolardı yüreğim.



Bazı zamanlar, bu sarhoşluk ve her yanımı kuşatan mutluluk, bana kendimle alay etmeyi unuttururdu.


Neredeyse damarlarımda dolaşırdı umut, inanç ve sevgi. O zamanlar dışarıdan gelecek bir mucizeyle önümdeki her şeyin ferahlayacağına, iyi, güzel ve kusursuz bir çalışma ufkunun beni beklediğine inanırdım.


Şimdi, bu hayallerimi, bu şekilde ortalığa sermemin hiç de iyi bir davranış olmadığını söyleyeceksiniz


hem de bunca itiraf, coşku ve gözyaşından sonra...

 



KARAMAZOV KARDEŞLER

 

Karamazov Kardeşler Tolstoy evini terkettiğinde yanına aldığı kitapdır



Şaka ediyormuşum..


Dün de dedenin yanında iken şaka ettiğimi söylediler. Bak yavrum, on sekizinci yüzyılda bir günahkar vardı Şöyle bir laf ortaya attı


Eğer Tanrı olmasaydı, onu icat etmek gerekirdi dedi.



..Siln existait pas Dieu il faudrait linvanter..


ve garip olanı, insanda hayranlık uyandıran, Tanrının gerçekten varolması değildir. Asıl hayranlık uyandıran şey, insan gibi acımak bilmeyen vahşi bir hayvanın içinde ..Tanrının varolması zorunlu bir şeydir.. diye bir düşüncenin uyanmasıdır

 



BUDALA

 

Dostoyevski bu eserinde, sara hastası bir genç adamın merkezine yerleştirdiği bir dünyada dürüst ve açık bir insan olarak yaşamanın zorluklarına değinmekte ve toplumun ne kadar da iki yüzlü bir sistem üzerine dayanarak ayakta durduğunu gözler önüne sermektedir. Dürüst olmak .....budala.... olmaktır.

  Budala, aynı zamanda gelmiş geçmiş en büyük aşk romanlarından biridir de.


Bu dünyada iyi olmak mümkün müdür, yoksa bu biraz da budalalık mıdır?



Bu başeserinde Dostoyevskinin şeytani zekası iyilik ile kurnazlık, saflık ile günah, aşk ile inanç arasındaki tehlikeli bölgelere giriyor...

 

 

 

DELİKANLI

 

istisnasız her biri, yalnızdır


-hayatı ve yaşadıkları çevreleri anladıkları için kendilerine yeten, kendi dünyalarına gömülü ve kendileriyle meşgul olarak yaşadıkları için başkalarına hep yabancı gözüyle bakan insanlardır....



Onların gözünde diğer insanlar, ya kendilerini hükmü altına alma tehdidi taşıyan ya da kendilerine boyun eğecek yabancı birer güçtür sadece.


Delikanlının genç Dolgorukiysi, bir Rothschild olma fikrini açıklayıp bu fikri gerçekleştirmek üzere yaptığı deneyleri anlatırken -bu deneyler ruhsal açıdan Raskolnikovunkilere çok benzer- onları yalnızlık ve güç kelimeleriyle nitelendirir.

Tek başınalık, diğer insanlardan kopukluk, yalnızlık hali, insanlar arasındaki ilişkileri bir üstünlük/aşağılık mücadelesine dönüştürür...





KUMARBAZ

 

kendisini anlatmıştır eserinde. eserini henüz kaleme almadan tahsil ettiği telif hakkını bile kumar borçlarını kapatmak için kullanmıştır.


Kendisi de bir kumarbazdır yani. Kumarbaz, mutsuz, acı dolu ve talihsiz.


Birçok kitabının telif ücretini de kumara yatırmıştır.


Romandaki aşk kendi aşkıdır,


romandaki kumar masaları, kendi talihini bağladığı kumar masalarıdır.


Dostoyevski kurtulur bir gün kumar belasından, kurtulur da, Aleksey kurtulamaz zarlardan.


Büyük bir borçla döner Moskovaya, varını-yoğunu ve sevdiğini kaybetmiş ihtiyar bir adam olarak…




ÖLÜ EVİNDEN ANILAR

 

 Kan ve güç sarhoş edicidir.



Duygusuzluk ve huysuzluğu geliştirir ve büyütür. En büyük sapkınlıklar kabul edilebilir bir hal alır. Sonunda kafa ve kalp için tatlılaşır.


Bir zalimde, insanlık ve vatandaşlık diye bir şeykalmaz. Tekrar saygı görmesi, vicdan sahibi olup yenilenmesi tamamen olanaksızlaşır.


Ayrıca böylesine keyfi bir gücün örneği bütün topluma bulaşıcı bir etki yapar. Çünkü böyle bir şey dayanılmaz bir çekicilik taşır. Bu tür olayları sadece seyreden bir toplum, kökten bozulmaya yüz tutmuş demektir


Yaklaşık bir yıl süren sıkıntılı ve acı günlerden sonra yavaş yavaş hapishanedeki korumuma ayak uydurmayı başarmıştım.

Bu bir yıl hapishanedeki yıllarımın en zoruydu. Zaten zihnimde böylesine derin bir iz bırakmasının nedeni de buydu. O yıla ait her saati, her dakikayı en ince ayrıntısına kadar hatırlıyorum. Fakat bu hayata bir türlü alışamamış mahkumlar da vardı.


Hatırlıyorum da bu bir yıl boyunca kendi kendime hep şu soruları soruyordum


Gerçekte neler hissediyorlardı?

Buraya ayak uydurmuş oldukları doğru muydu? Göründükleri kadar sakin miydiler acaba?

Zihnimin büyük bir bölümünü bu tip sorular kaplamıştı. Mahkumlar burayı, uzun bir süre yaşamak zorunda kalacakları bir yer olarak değil de, yoldan geçerken uğradıkları bir hanmış gibi görüyorlardı..

 



BEYAZ GECELER

 

YAZAR : Petersburgda sekiz yıl geçirmesine rağmen hiç arkadaşı olmayan biri. Ancak bu durumdan pek de şikayetçi sayılmaz. Oturmak için çoğu zaman cehennemin bucağındaki yerleri seçer. Gündüz ışığından kaçmak için oralara sığınır ve böcek gibi oradan ayrılmak bilmez. Hayalci, yalnız ve fakirdir. Kendini kimseye benzemeyen, gülünç bir adama benzetiyor. Kendine özgü bir tabiatı olduğuna inanıyor.

NASTENKA : On yedi yaşında, sevimli, esmer bir kız. Küçükken anne ve babasını kaybettiği için ninesiyle kalıyor. Fazla eğitimi yok. Ninesi onu eteğine iğneleyerek bir yere gitmesini engelliyor. Bütün gününü kitap okuyarak ya da örgü örerek geçiriyor. Bu yüzden de çok yalnız bir kız. Kiracılarına aşık.

NASTENKANIN NİNESİ : Eskiden zengin biridir. Tavan aralı eski ve ahşap bir evi vardır. Geçimini dul maaşı ve tavan arasının kirasıyla sağlamaktadır. Kör ve yaşlı bir kadındır.

KİRACI : Taşralı, Petersburga yeni gelmiş, orta yaşlı, yakışıklı, fakir, bir yıllığına iş için Moskovaya gitmiş birisi.



yazar sekiz yıldır Petersburgda yaşamasına rağmen hiç arkadaşı olmayan birisidir. Ama o bunu kendine pek dert etmemektedir. Çünkü tüm Petersburg sokaklarının kendisine ait olduğunu düşünmekte olan bir hayalcidir.


Her gün saatlerce Petersburg sokaklarında gezer ve insanları, binaları izler. Petersbugda kendine ait köşeler seçer ve saatlerce buralarda tek başına hiç ayrılmadan oturur.


Petersburgdaki insanlar onun her şeyidir. Onlar mutlu ve neşeliyse o da mutlu ve neşelidir onlar hüzünlüyse o da hüzünlüdür. Yaz gelince herkes yazlıklara gittiğinde sokakların bomboş kalması onu hüzünlü bir ruh yapısına sokar. Üç gün boyunca Petersburgda oradan oraya dolaşır durur..




EBEDİ KOCA

 

 Öte yandan, böyle bir kadına uygun düşen ve bütün görevi bu kadına uygun düşmek olan bir koca tipi de vardı.


Böyle bir kocanın asıl görevi ebedi koca olmaktı


yani o hayatı boyunca kocadan başka bir şey değildi.


Böyle adamlar koca olmak için doğup büyürler, kendilerine özgü karakterleri olsa bile evlenir evlenmez karılarının tamamlayıcısı oluverirler.


Bu tip kocanın en belirgin özelliği alnındaki madalyalardır. Boynuzlarının olmaması güneşin doğmaması demektir.


Bu gerçekten habersizdirler, doğaları gereği habersiz olmak zorundadırlar..

 



UYSAL BİR RUH

 

Timsah / Gülünç Bir Adamın Düşü / Uysal Bir Ruh


Geveze ve kendini beğenmiş bir Rus aydınını yutan bir timsahla tanışacaksınız,


(bu tiplemenin günümüzde bile varlığını sürdürdüğünü bilmek herhalde Dostoyevskiyi bile şaşırtırdı ) ardından kendinden ve dünyadan umudu kesmiş, intiharın eşiğine gelmiş genç bir adamın gördüğü akıl almaz düşle yaşadığı uyanışa tanıklık edeceksiniz.


Uysal Bir Ruhta ise büyük Rus yazarının bir gün gazetede elinde ikonu ile intihar eden bir genç kız üzerine okuduğu bir haberden esinlenerek kaleme aldığı alçak gönüllü ama çarpıcı bir öykü bulacaksınız.


Üç öyküde de yazarın birçok romanında ele aldığı bir konuyla - gerçeklikten kopan, insanlığa yabancılaşan ruhun yaşadığı ahlaksal çöküntüyle - karşılaşacaksınız.


Ve yine hepsinde, bu büyük yazara özgür bir iyileşme, bir kurtuluş kapısı bulacaksınız..



(Tek tek eklemek çok zormuş ilgilenenler için değer umarım)

 


 
 

Ve dörtte üçü su olduğundan mı vücudumuz okyanuslar gibi Ay'ın cazibesinin etkisindedir..? Bu yüzden mi içimiz gelgit halindedir..? Sular ve gökler arasında kalabalığım. Tut ki yeni yaratılmışım... Bu yüzden mi sudan sebeplerle yitiririz su gibi aziz şeyleri çoğu zaman. Sular durulduğunda aydınlanır anlamlar ama sular ...durulmaz dalgalanmadan..

Çevrimdışı hisar

  • Forum Heveslisi
  • *
  • İleti: 41
  • Cinsiyet: Bay
  • Aradığını bilmeyen, bulduğunu anlayamaz.
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski romanları
« Yanıtla #1 : 08 Temmuz 2010, 01:43:01 Prş »
Ebedi koca hariç bütün kitaplarını okudum,bana göre gelmiş geçmiş en büyük yazar.
        Paylaşım için TEŞEKKÜRLER  :kalpp
Hayat merdivenlerini çıkarken,insanlara iyi davranalım, Çünkü inerken
yine aynı insanlara rastlayacağız.