Gönderen Konu: Kitaptan hayat kurmak..  (Okunma sayısı 1429 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Nazlıcan

  • K A L B İ M
  • *
  • İleti: 14.778
  • Cinsiyet: Bayan
  • Mutluluk gülüşünde saklı(:
Kitaptan hayat kurmak..
« : 27 Ekim 2009, 10:55:49 Sal »


Öyle ya da böyle kitap okumuyoruz ve kitap okumayı çoğumuz sevmiyor. Çoğumuz entelektüel düzeye çok geç ulaşıyor. Çoğumuz ise hiç ulaşamıyor. Sebeplerini kendinize ne kadar soruyorsunuz bilmiyorum ama şunu biliyorum ki, insan bilmediğini, tanımadığını ve anlamadığını sevmez.

Hepimiz izleyip de çok beğendiğimiz filmleri birbirimize öneriyoruz. Bu öneriler sonrasında da bir fırsat yaratıp o filmleri izlemek için sinemaya gidiyoruz. Hatta bazen evinizde çayınızı yudumlarken de izleyebilirsiniz filminizi. Ama nedense ben bir kitabı okuyup beğendiğimde ve yakınlarıma önerdiğimde o kitabı kimse okumuyor. Peki, belki bir, belki de iki kişi okuyor. Bu benim kimse okumuyor demem için yeterli bir rakam.

Bugün izlediğimiz ve heyecanla devamını beklediğimiz filmlerin, dizilerin, perdeye yansımadan önce birer metin olduğunu yani yazıldığını unutmayalım. Zaten çoğu film de yazılmış ünlü eserlerden perdeye uyarlanıyor. Kısacası, hikaye olmadan senaryo da olamıyor.

Peki, neden bu hikâyeyi okumak izlemekten daha sıkıcı geliyor çoğumuza? Neden kitap, makale, dergi ya da yazılan herhangi bir eseri okumuyoruz? Türkiye'de yapılan birçok istatistiğe göre gençlerin %70'i kitap okumuyor. Yine BES'in hazırladığı "Türkiye'nin Okuma Alışkanlığı" adlı raporuna göre Türkiye'nin kitap okuma konusunda çoğu Afrika ülkesinden geri kalmış olduğu belirtiliyor. Raporda Türkiye'de 70.000 kişinin okuma alışkınlığı olduğu da yazılı. Toplumun %4'ü dergi okuyor ve %40'ı hiç kütüphane görmemiş.  Türkiye'deki gazete okurlarının yüzde 85'inin yalnızca spor ve magazin sayfalarını okuduğu belirtilmiş raporda.

Öyle ya da böyle kitap okumuyoruz ve kitap okumayı çoğumuz sevmiyor. Çoğumuz entelektüel düzeye çok geç ulaşıyor. Çoğumuz ise hiç ulaşamıyor. Sebeplerini kendinize ne kadar soruyorsunuz bilmiyorum ama şunu biliyorum ki, insan bilmediğini, tanımadığını ve anlamadığını sevmez. Sadece toplum baskısından, "Aaa, o kitabı okumadın mı? Yoksa sen kitap okumuyor musun?" tarzında sorulardan ve kendini cahillikle suçlayacak insanlardan edindiği antipati ile hayatına kitabı sokmayan bizlerin neler kaçırdığından söz etmek istiyorum.

Kitap okumak film izlemekten, müzik dinlemekten, resim yapmaktan farklı bir uğraştır bence. Duvarınıza astığınız ve her gün baktığınız tablonuz sizi motive edebilir, size huzur verebilir. O duvarda asılı olduğu sürece tablonuza bakan herkes aynı resmi görecektir. Fakat bir kitap okurken konusu ne olursa olsun onu görmek sadece sizin hayal dünyanızın gücüyle ilgilidir. İçinde yazan her şeyi canlandıracak olan kişi sizsinizdir.

Okur ve hayal edersiniz. Sizin başrolleriniz, sizin giysileriniz, arabalarınız, ormanlarınız, tepeleriniz ve evleriniz oluşacaktır. Aynı kitabı okuyan bir başka kişinin kahramanları, mekânları bambaşka canlanacaktır zihninde ve o eser bambaşka bir hayat bulacaktır başkalarının hayal gücünde. Her defasında yeniden yaratılacaktır yazılanlar.

Bir kitabı okurken dünyada sizinle aynı fikri savunan, sizinle aynı duyguları yaşayan insanlar olduğunu anlayacaksınız. En önemlisi, okurken siz ve kitabınız yalnız olacaksanız. Biriyle herhangi bir konu üzerinde sohbet etmeye başladığınızda size söylenenler fikirlerinize aykırı gelirse, hemen savunmaya geçersiniz ve bu sohbet sonunda tartışmaya varır. Oysa kitap okurken karşınızda size cevap verecek biri olmadığından ve siz de kendinizi savunamayacağınızdan yazılanlar sizin doğrularınızla örtüşmese de okumak zorunda olduğunuzdan okur ve biraz düşünür, belki de fikirlerinizi iyi yönde değiştirecek güzel bilgiler edinebilirsiniz.

Zihnin ve Ruhun Arkadaşı

Zihninizi dinlendirmenin en güzel yollarından biridir kitap okumak. Yazılanları anlamaya çalışırken zihniniz azıcık da olsa olumsuz düşüncelerden, geçmişinizden, sorunlarınızdan uzak kalacak ve hemen yenilenecektir.
Uykusuz gecelerin tek çözümü 30 dakika kitap okumaktır. Her zaman 30. dakikayı göremeden uykuya dalmışımdır. Başucunuzda sevdiğiniz kitapları, dergileri bulundurursanız uykunuz kaçtığında hemen geri getirebilirsiniz.
Film izliyoruz, konserlere, tiyatroya gidiyoruz. Görsel olan her şey önce yazılıdır. Okurken, canlandırılmadan önce yazar sizinle paylaşmak istiyor yazdıklarını. Söz uçar, yazı kalır derler. Okurken sizin için önemli olan ve unutmak istemediğiniz sözlerin altını çizerseniz daha sonra tekrar okumak istediğinizde hemen onu gözden geçirebilirseniz.

Kitap okumayı alışkanlık edinmek bizim toplumumuz için gerçekten zor bir eylem. Eğer edinebilirseniz ve sevdiğiniz yazarlar olmaya başlarsa gösterime girecek olan filmlerden önce çıkacak yeni kitapları takip edeceksiniz.
Hayata bakış açınız hayatın güzelliklerini keşfedenlerden haberdar oldukça değişecektir. Hiç bilmediğiniz bir yönünüzü bir kitap sayesinde keşfedebilir ve bambaşka bir alana yönelebilirsiniz. Yazılan kitabın türü ne olursa olsun içinde mutlaka ilginizi çekecek, şimdiye kadar merak edip araştırmadığınız bir bilgi bulabilirseniz. Bu bir roman da olsa, tarih kitabı da olsa fark etmez. Küçük dip notlar, mesajlar kitabın her sayfasında bulunur. Okudukça kendinizi ifade etme gücünüz artacak ve bu, konuşmanıza da yansıyacaktır.   

İnsanlık tarihimiz yazının icat edilmesiyle başladı. Yazı keşfedilmemiş olsaydı tarih de olmayacaktı, bunu hepimiz biliyoruz. Tarih yazı ile başlar. Bugün hâlâ antropologlar, arkeologlar, sosyologlar eski yazıları anlamaya çalışarak bilime ışık tutuyor ve tarihimizi aydınlatmaya çalışıyorlar. Bilim ve yaşam gelecek nesillere yazılarak aktarılıyor. Tarihimiz kitaplarda saklı. Belgeler dünya tarihini korumanın tek yolu.

Okumazsak yazamayız ve yazamazsak belgeleyemeyiz. Aklınıza gelen her şeyi, her duyguyu, her bilgiyi bir de okuyarak yaşamayı deneyin. Okumanın faydalarını sözcüklere sığdırmak mümkün değil. En azından denemeye değer olduğunun sözünü verebilirim.

Moliere, "Yalnız yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan da sorumluyuz!" demiş. Hepimiz kitabın kapağını bir kez çevirelim. Önyargısız bir benlikle bir kez okumayı deneyelim. Yaptıklarımızın arasına ekleyeceğimiz kitap, en değerli hazinemizdir…
     
GENÇ GELİŞİM
 

Ve dörtte üçü su olduğundan mı vücudumuz okyanuslar gibi Ay'ın cazibesinin etkisindedir..? Bu yüzden mi içimiz gelgit halindedir..? Sular ve gökler arasında kalabalığım. Tut ki yeni yaratılmışım... Bu yüzden mi sudan sebeplerle yitiririz su gibi aziz şeyleri çoğu zaman. Sular durulduğunda aydınlanır anlamlar ama sular ...durulmaz dalgalanmadan..