Gönderen Konu: # En İyi Hikaye / Temmuz - Ağustos  (Okunma sayısı 1914 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Birsam

  • Artık sende "biz" densin..
  • *
  • İleti: 1.567
  • Cinsiyet: Bay
  • The Green Beret in Kosovo
    • Hepsii Life
# En İyi Hikaye / Temmuz - Ağustos
« : 12 Eylül 2007, 04:13:09 Çrş »
     FIRTINA

     Fırtınanın ortasından çıkagelir bir adam ve herşeyi durdurmak için belirivermiştir uzaklardan. Tüm karmaşıklıkların arasında herşeyin son bulacağını hissettiği anda girmiştir tüm olan biten olayların içine. Kendini neyin beklediğinin farkında olarak, emin adımlarla yoluna devam eder.

     Karşısına iki tane güzel bayan çıkmıştır. Ancak bizim deli oğlan ne yapacağını bilemez olduğundan dolayı nasıl adım atacağının da farkında bile değildir. Herşeyi akışına bırakır ve yolunda ilerlemeye çalışır. Hatta biraz da onlara ayak uydurarak yolunda ilerlemeye çalışır diyelim biz buna.

     Yağmurlu bir gündü... Kanatlarının kırıldığı, gücünün bittiğini fark ettiği an bir ses onun kulağına fısıldadı... ''Bana gel...'' Sese uyup uymama konusunda kararsız kalmıştı bizim deli oğlan ancak kendini ve fırtınanın ortasındaki iki kişiyi de riske atıp kendisini de bu durmayan fırtınanın içine atıvermişti birden... Sesin olduğu yöne doğru ilerledi. Ve gördüğü manzara karşısında şaşırıp kalmıştı. Birden kendi derdini tasasını unutmuştu ve güçlü görünüp bu fırtınayı durdurmaya yardımcı olmaya çalıştı... Nafileydi... Ancak o gece çok özel bir şey olmuştu aralarında. Bizim deli çocuk fırtanayı içine çekmiş ve hayatının bir ilkini yaşamıştı. Lakin bir engel vardı... Tartışılamaz bir engel... Er ya da geç aşılacaktı ancak beklemeye tahammülü yoktu hiç kimselerin. Herşey olmuştu artık. Geriye dönüş yoktu. Deli çocuk kendisini nasıl bir fırtınanın içinden haberdar olarak korkusuzca yolunda ilerledi. İnanmaya çalıştı ve bu hırçınca esen fırtınayı kendi çabasıyla durdurmaya çalıştı.

     Aradan bir kaç hafta geçmişti. Fırtınanın birisi durulmuştu ancak birisi halen ayaktaydı... Fakat fırtına bilinçsizce hareket ediyordu. Ne yaptığını bilmeden... Her yeri savurup atıyor, kendi içinde bile bir şey bırakmıyordu. En sonunda olan da olmuştu... Her yer aniden yerle bir oldu ve fırtına istediğini başardı ve durdu. Geriye kalan kırık, dökük harabe bir yerdi. Kim bilir... Belki herşey geriye alınabilirdi ama şu saatten sonra deli çocuk için çok geçti. Yaralar alınmıştı ancak kanatları bu yaraları karşın iyileşme göstermiş daha da güçlenmişti.

     Artık karşısında bir fırtına görmek istemiyordu. Görebileceği tek şey kendisinin bir fırtına oluşu ve hak edene karşı bunu kullanmaktı. Bir gün deli çocuk kızarsa eğer çok hırçın bir fırtına olacaktı... Ve kızacağı günü sabırsızlıkla bekliyor...


     Selim ÖZDEMİR



      KAĞITTAN SANDALLAR

      Bugün kalbimde güzel anılarımı sakladıgım sandıgı açdım...Açarken biraz korkdum fakat uzun zamandır açmamışdım açıp içini az kurcalıyım dedim...Açar açmaz beni yıllar öncesine çocukluk yıllarıma aldı götürdü...O zamanlar herkezde oldugu gibi benimde çocukluk aşkım vardı...Evimizin bahçesinden ark geçiyordu ve hemen hemen bir yaz boyu içerisinde su eksik olmazdı...İşde şimdi çocukluk aşkımla beraber o suyun kenarındayız ve kagıtdan kayıklar yapıp yüzdürüyoruz...Neşeyle gülüşüp arada sırada birbirimizi ıslatıyoruz...
 Kahkahalarımız bahçenin içerisinde yankı yapıyor ve güllerin kokusuyla karışıp gök yüzüne dogru uçup gidiyor...
Bir anda annemin sesini duyuyorum, dikkatli olun birbirinizi ıslatmayın hasta olursunuz...Keşke o zamanlar o anı yıllar sonra tekrar yaşayabilecegimi düşünebilseydim...Şayet düşünebilseydim o anları doya doya yaşar, o sandıgın içerisini o tatlı ve güzel anılarla doldururdum...

      Zaman geçdikçe o tatlı güzel anıların hayatın acımasızlıgı altında ezilmesine izin vermezdim...O anıların kagıtdan yapdıgımız sandallar gibi suyun içerisinde eriyip gitmesine izin vermezdim...Gerçi şimdi düşünüyorumda aslında bizlerinde o suyun içerisinde eriyip, dagılıp suyun bir oyana bir buyana vurarak alıp götürdügü yok ettigi sandaldan bir farkımız yok...O suyun içerisinde eriyip kaybolan kagıtdan sandallar bizlerden daha şanslı, en azından yok olurlarken tertemiz pırıl pırıl suyun içerisinde yok oluyorlar...Oysa bizler hayatın çeşmekeşlikleri, igrençlikleri, yerine göre pislikleri arasında yok olup gitmiyormuyuz...

      Bunları düşününce sandıgı hemen geri kapattım ve o sandıgın içerisine yaşadıgımız şuanki kirlenmişlikler, yalanlar, riyalar girmesin ve onlar hayatımda en azından temiz kalsın diyip kitledim...Bilmem birdaha ne zaman açarım açıpda içinden hangi güzelligi çıkarırım...Kimbilir zaman neyi gösterir....

      Cengiz AKALIN



Hamiş: Oylamada iki yazı da eşit oy aldığından dolayı, affınıza sığınarak iki hikayeyi de birinci olarak ilan ediyorum. Teşekkürler.
Determined to keep the peace. Turkish troops in KFOR.