Gönderen Konu: DÜŞ KIRIKLIĞI (25/9-1/10 2006)  (Okunma sayısı 1816 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Zynep

  • Artık sende "biz" densin..
  • *
  • İleti: 10.497
  • Cinsiyet: Bayan
  • Stranger&Zynep
DÜŞ KIRIKLIĞI (25/9-1/10 2006)
« : 04 Ekim 2006, 12:43:54 Çrş »

            BİR ÖYKÜM
     Geliyorum demiştin en son  yazdığın mektubundan. Sarılıp boynuma; ''seni umutsuzluğun, imkansızlığın çökertigi yerden tekrar dirilteceğim demiştin''. Ve kocaman gülümsemelerinle nefesimin daraldığı yani yeni bir nefesinle yeni bir mutluluğun müjdesiydi mektubunda yazılanlar.
     Bende boş durmadım senin ziyaret edeceğin kalbimi temizlemeye başladım, tüm acıların yosun tutmuş her yanımı, yüzüme, gözüme sinmiş keder izlerini bir bir  bahar temizliği andırırcasına silmeye çalışıyordum. Gelişin bir bayram havasıydı gönlümde patlayan havai fişeklerin eşliğinden.
      Uzun bir aradan sonra aynanın karşısına geçip, kendimle bir bebek edasıyla bakıyordum. Gözlerime bakınca bu tılsımlı aynanın karşısında senin gözlerini de görür gibi oldum. Belki gözlerimin hayal içinde senin bir yansınma dalgasıydı o gördüklerimin,

      Bir aynalara bir de resimlere bakınca kendimi sevebiliyordum, yalanda olsa, sırda olsa bir an kendimizi mutlu hisede biliyorduk o gizemli aynanın karşısında, ama yüzümüzü aynada çektiğimiz, resimleri albüme kaldırdığım zaman eski halime dönüp tekrar derin üzüntülere dalıyordum. Aynayı ayna yapan arkasındaki sırlı kromlar değilmiydi?

        Saniye, saniye yüzüme kan pompalanıyordu, kalbim daha hızlı çarpıyordu her zamankiden daha farklı, sevdiğim insanın ‘’ben geliyorum’’ demesiyle bedenimdeki tüm ölü hücreler canlandı, alyuvarlar ve akyuvarların savaş atakları duyulmaya başladı bile, beni tekrar diriltmek ve sevdiğim kollarına sapasağlam atılmam için var güçleriyle çırpındılar, nefes alışım düzenlendi gözlerimdeki cılız göz retinası bile ferlendi.
Kısa bir zaman önce önümü bile görmezken şimdi çok uzaklarda ki tepelerde bir çoban ateşinde çıkan dumanları görebiliyordum. Sevmek, sevilmek ne yüce bir duygu ki insanın ayakları yerden bile kesebiliyor.
         
         ‘’Bana geliyorum’’ dedin ya ey özlenen sevgili; geleceğin yollarda çiçekleri döşedim halı niyetine, cadde kenarlarına ağaç fideleri ektim sana selam dursun diye, ben de yolun en sonunda bekliyor olacağım seni.… sana AŞK duracağım. Mevsimin kış olduğunu aldırmadan başını bırakacağın göğsümü açacağım, buz gibi rüzgarların esişine takmadan. Kalp atışlarım daha bir hızlandı, bu helecana dayanır mıyım bilmem? Ne zor muş meğer helecan içinde sevdiğini beklemek. Kendimi zor zaptediyordum ayakta durabilmek için.

         Soğuk hava kütlesi değişip yerine sıcak bir havanın, tenimi yalarcasına ısıtı, az önce hoyratça esen rüzgarda bir eser kalmamıştı, rüzgar dinmiş toprak kokusu yüreğimi parfümlercesine siniyordu.
Ve beklenen an geldi, sevdiğim sevecen bakışlarıyla ve ivedi adımlarla geliyordu, gözlerimde bir güneş misaliydi, saçları altın sarısında güneş ışıklarıyla ahenkle dans eder gibiydi, bir ara usulca esen rüzgarı kıskandım ben ona dokunmadan, o sevdiğimin narin tenini yalıyordu: ‘’Deli rüzgar ne olacak’’ saniyelere sıkışmış zaman aramızı kapatıyordu her adımla bana yaklaşan sevdiğimin bana gelişini, özlemin sona erdiğini düşünürken...
         Benim vücut coğrafyamda ani değişimler olmuştu, o an kelebekler kadar hafif, uçacak kadar kanatlanmıştım ve yanımda ki çiçeklerin ahenkle dans edişi görüyor gibiydim. Çiçekleri ürkütmemek pahasına haykırmak istediğim halde haykırmamı erteledim kısa bir süreliğine, ‘’ ah bu çiçeklerin mütevazi duruşları, inceliği’’ olmasa öyle bir haykıracaktım ki sevdiğimin bana sarılırken en kutsal öpücüklerinden ıslanıp, sevinç gözyaşların yağmurlarına tutsun isterdim.
          Şimdi göz gözeydik, nefeslerimiz bizden önce harmanlandı garip ve gizemli duyguların akınlarında gelip geçen zamansız gelgitlerinde ve tuhaf bir benlik korkuları  sardı beni, şaşırmışlığım beni alt üst etti!
Gözlerin içine bakıyordum kalbimdeki ana depremler durmuş sakin bir öbek altında beni gözlemlercesine sabit durdu! Bir yanımda artçı depremleri bekliyordu kendime gelebilmem için!!!
…………………………………………………………………………………………………………………………………………………….?

        Ve beklenen artçı depremler olmadı tam aksine sismografların bile ölçemediği bir deprem oldu. Sevdiğim insanın gözleri omzumun üst tarafında geçip arkamda duran başka birinin gözlerine takılıp kaldı. Titrek ellerimin havada kalmasına aldırmadan, başkasına sarmaş dolaş olup ve ona :’’dediğimi yaptım, geleceğimi haber verip, sırf bir kez daha öldürmek isteyişimdi bu yaptıklarım’



                                                               28-EYLÜL-2006
                                                                Z.DEVRİM


           Bu öykün ardında; Yeni baharların geleceğini müjdeliyordu bana en hoyrat bildiğimiz fırtınalardan...


Teşekkür ederiz.
Kalbim
Forum Yönetimi