Gönderen Konu: Bir Kadın ve Bir Sarhoş ve Bir Sigara... Zynep Ocak 2007  (Okunma sayısı 2764 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Zynep

  • Artık sende "biz" densin..
  • *
  • İleti: 10.497
  • Cinsiyet: Bayan
  • Stranger&Zynep

Bir gün bitimi daha...
         Işıklar tek tek sönerken evlerde, sokaklarda cılız lambaların ışığında yürümeye çalışan sarhoşlar... ve geceyi ürkütmekten korkarcasına, adeta nefes bile almadan oturan bir kadın, kış mevsiminin olanca soğuna hiç aldırmadan. Hissetmeden.
         Gece lambasının tam dibine kusan sarhoşta ayrımsamadı kadını. Ne kadının umrundaydı adamın kusarken çıkardığı öğürtü sesleri, ne de sarhoşun umurundaydı bir kaç adım ötesindeki balkonda kadının, sessiz karanlıkta içtiği sigarasının ateşinden yansıyan ışık. İki yabancıydı onlar birbirlerine. Umutsuz sevdaların umutsuz iki yabancısı.
         Midesinde kalan son içki artıklarını çıkarınca öksürmeye başladı sarhoş adam. Kirden rengi kaybolmuş ceketinin ceplerinde bir şeyler arandı, olasılıkla bir sigara. Son sigarasını nerede söndürmüştü? Son yudumunu ne zaman bitirmişti hala elinde şişesini tuttuğu, tadı ekşi ucuz şarabın? Ve son ümidi hangi saç telinde tükenmişti...

         Sigarasının söndürdü kadın. Hiç olmadık anlarda aklına geliveren bir şiir düştü dudaklarına... Kimselerin duyamayacağı sesle kendi kulağına fısıldadı şiiri.
         Artık yoksun
         oysa vardın
         varsın yine...  gerisini anımsayamadı. Oysa şairi kendisiydi şiirin. İçini çekti gecenin sessizliğini bozarak.
 
           Aynı anda sarhoş adam iç geçirdi; "Ah be canan, ah be can yoldaşım, gönüldaşım... nerdesin be? Nerdesin?" Gülümsemedi.
           Ne kadın duydu sarhoş adamın iç çekişinde ki haykırışı, ne sarhoş adam duydu kadının isyansız, dingin iç çekişini.

           Yıldızlar kış geceleri çok göstermezler parlayan yüzlerini, nadirdir ay'ın yakalanışı kış karanlığında. Zaten karanlıksa artık yürekler, ne ay ne yıldızlar...

           Sarhoş ceketinin önünü ilikledi, oysa üşümüyordu ki. Sadece iç ürpertileri üşütüyordu yorgun düşmüş yüreğini.
           Kadın hırkasını sardı vücuduna, oysa bedeni üşümüyordu.
           Bir arabanın farları aydınlattı aniden karanlığı, kısacık bir an. Sarhoş adamın gözlerinde ki yaşlar görünmedi bile ve kendisi bile ayrımsamadı balkondaki kadın göz pınarlarında biriken hüznü. Bir müzik sesi duyuldu hızla geçen arabadan o kısacık anda. Ve sustu yeniden sesler.

           Yoruldu birden sarhoş adam, çöktü kaldı kaldırım taşlarına. Ne ilk çöküşüydü bu ve ne sonuncusu olacaktı... Aslolan yüreğinin çöküntüsü değil miydi?

           Kadın görmedi karanlığın içinde, balkonunun tam altına çöküveren karaltıyı. Bir sigara daha yaktı. Ve döndü anılarına... Bir çift yeşil göz gülümsedi karanlığın içinde, bir el uzandı ellerine, bir çarpıntı düşüverdi yüreğine. Kuşlar havalandılar bir yerlerde... Gün doğdu, güneş gülümsedi. Uzattı kadın elini, iki el birleşti ve iki yürek tek yürek oldu, gözler birleşti, gönüller gülümsedi birbirine. Bir mutluluk şarkısı çalıyordu çok uzaklarda... Bir dans başladı elele, tek yürekte, sımsıkı sarılmış iki insanın tek vücudunu saran sarmalayan bir dans. Mutluydu kadın alabildiğine... Yoktu yasaklar, sınırlar yoktu, sadece yaşamak vardı o yemyeşil gözlerin mutlu derinliğinde. Bir şiir yazdı işte o anda;
           Seninim ben
           seninle
           gideceksin biliyorum
           gittiğinde kalan ben olacağım
           ardında bırakacağın seninle...
           
           Sigara midesini bulandırdı birden, hırsla fırlattı. Giden gitmiş, o gidenle kalmıştı...
           
           Sarhoş adam, nereden geldiği belli olmayan, tam önüne düşüveren hala yanan yarım sigarayı yerden aldı, dudaklarına götürüp derin bir nefes çekti ve döndü anılarına... Hastane odasının önü kalabalıktı, mucize bekleyen yüzlerde şimdi bir yıkılmışlık vardı, bir sessizlik. Başlar öne düşmüş, birden soğuyuveren duvarlarda sessiz bir ağıt yankılanır olmuştu. Elinde çiçekler vardı... papatyalar. Şimdi anımsamadığı biri yaşlı gözlerini gözlerine çakıştırıp; "Gitti...", dedi, "kaybettik." Papatyaları sıkıca kavradı avuçlarında, dişleri kenetlendi, bir ses, bir söz çıksın istedi dudaklarından; "Papatyaları vereyim ben.", dedi sessizce. Ve çoktan boşaltılmış, yeni hastasını bekleyen hastane yatağına bıraktı papatyaları...

           Sigara bitti... sarhoş adam yerinden kalktı, yürüdü biten gecenin karanlığına.
           Balkondaki kadın hiç görmedi O'nu. Tek bir sigarada yitenleri paylaştığı adamı...
           Sabah oldu... ama ne kadın ne sarhoş adam duymadılar bile sabah müjdecisi sesleri.
           
Zeynep
31 Ocak 2007


Teşekkür ederiz.
Kalbim Forum Yönetim//