Gönderen Konu: Can YÜCEL (1926/1999)  (Okunma sayısı 4728 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı AngeL

  • Artık sende "biz" densin..
  • *
  • İleti: 1.414
  • Cinsiyet: Bayan
  • only you
Can YÜCEL (1926/1999)
« : 18 Nisan 2006, 11:18:56 Sal »



     Şair Can Yücel, 1926 yılında İstanbul`da doğdu. Türkiye'nin ilk Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in oğlu olan Can Yücel, orta öğrenimini Ankara Erkek Lisesi'nde tamamladıktan sonra, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Klasik Filoloji Bölümü'nde okudu. İngiltere'de Cambridge Üniversitesi`nde eğitimini sürdüren Yücel, bir süre Londra`da BBC Radyosu`nda çalıştı.

Türkiye`ye dönüşünde Bodrum`da turist rehberliği yapan Yücel, daha sonra İstanbul`a yerleşti ve bağımsız çevirici olarak yaşamını sürdürdü.

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel`e hakaretten yargılanan Yücel, 18 Nisan seçimlerinde ÖDP`nin İzmir 1. sıra milletvekili adayı oldu. Yücel, 12 Ağustos 1999'da öldü.

Güler Yücel ile evli olan şair, iki kız babasıydı.



"Yazma'dan başlayarak tüm şiirleri tarandığında Can Yücel'in şiirinin ironiden baska odakları olduğu görülecektir. Örneğin, yoğun bir duygusallık ve sevgi arayışı; ustalıkla doruğuna ulaşmış bir dil işçiligi, entellektüel düzeye varmış bir biçim arayışı; yanlışa, haksıza karşı, yerleşik düzenden öç alırcasına öfkeli ve bir o kadar da acılı bir direniş... En yakası açılmadık küfürlerden en acılı ağıtlara; en afili sokak ağızlarından en yoğun sevda ve sevgi şiirlerine; cin gibi zeka pırıltılarından en yalın, en sade söyleyişlere kadar her şeye yer verdiği şiiri, bir "göreve adanmışlık" şiiridir O'nun. Baştan beri hep böyle olmuştur."


İlk şiirlerini 1950 yılında "Yazma" adlı kitapta toplayan Can Yücel, "toplumsal sorunların yarattığı izlenimlerin ağırlığından kurtulmak istermiş gibi" kimi taşlama, kimi bıçak ile işleyen duyarlılığın ağır bastığı şiirlerinde, yalın dili ve buluşları ile dikkati çekti.


 
Can Yücel, 1945-1965 yılları arasında "Yenilikler", "Beraber", "Seçilmiş Hikayeler", "Dost", "Sosyal Adalet", "Şiir Sanatı", "Dönem", "Yöne", "Ant", "İmece", "Papirus" adlı dergilerde yazdı. "Yeni Dergi", "Birikim", "Sanat Emeği", "Yazko Edebiyat" ve "Yeni Düşün" dergilerinde yayımladığı şiir, yazı ve çeviri şiirleri ile tanınan Yücel, 1965`ten sonra siyasal konularda da ürün verdi.



Ünlü dünya şairlerinden çevirdiği şiirleri biraraya getirdiği "Her Boydan" adlı kitabı 1959 yılında yayımlanan Yücel, yapıtlarını Shakespeare’den Brecht’e birçok kişiyi Türkçeye aktardı.

Şiirleri ve yazıları çeşitli dergi ve gazetelerde aktarılan Can Yücel’in, »Yazma« (1950), »Sevgi Duvarı« (1974), »Bir Siyasinin Şiirleri« (1974), »Ölüm ve Oğlum« (1976), »Şiir Alayı« (1981), »Rengahenk« (1982), »Gökyokuş« (1984), »Beşbiryerde« (1985), »Canfeda« (1986), »Kısa Devre« (1990), »Kuzgunun Yavrusu« (1990), »Çok Bi Çocuk« (1992), »Gece Vardiyası« (1993), »Güle Güle Seslerin Sessizliği« (1993), »Gezintiler« (1994), »Maaile« (1995), »Seke Seke« (1997), »Mekanım Datça Olsun« (1999), »Alavara« (1999) adlı şiir kitapları ile düzyazılarını topladığı, »Düzünden« (1994), »Can’dan Yazılar« (1995) adlı kitapları yayımlandı.


Ayrıca » E. Roosevelt« (1953), »Yeni Türkiye: Bir Garp Devleti - G. Duhamel« (1956), »Her Boydan - Dünya Şiirinden Çeviriler« (1957), »Anna Frank’ın Hatıra Defteri« - A. Frank (1958), »Lord Stadford`un Türkiye Hatıraları - S. Lane Poole« (1959), »Sırça Kümes - T. Williams« (1964), »Muhteşem Gatsby - S. Fitzgerald« (1964), »Lenin Petrograd’da - E. Wilson« (1967), »Küba`da Sosyalizm ve İnsan - E. Che Guevara« (1967), »Gerilla Harbi - Mao Tse Tung« (1967), »Siyah İktidar - S. Charmichael« (1968), »Saloz’un Mavalı - P. Weiss« (1972), »Yeni Başlayanlar İçin Marks - Rius« (1977), »Bahar Noktası - W. Shakespeare« (1981), »Şvayk Hitler’e Karşı - B. Brecht« (1982), »Don Cristobita ile Don Rosita - F.G.Lorca« (1983), »Batı Yakasının Hikayesi - A. Laurents« (1988), »Kar Kokusu - C. M. Schulz« (1991), Fırtına - W. Shakespeare« (1991), »Oliver Twist - C. Dickens« (1992), »Hamlet - W. Shakespeare« (1992), »Define Adası - R. L. Stevenson« (1992) adlı çevirileri yayımlandı.

 




 
 
 

Gelecegim, bekle dedi, gitti
ben beklemedim,
O' da gelmedi
ölüm gibi birsey oldu.
ama kimse ölmedi



Çevrimdışı CadI

  • Artık sende "biz" densin..
  • *
  • İleti: 3.636
  • Cinsiyet: Bayan
    • http://www.kalbim.gen.tr
Ynt: Can YÜCEL (1926/1999)
« Yanıtla #1 : 19 Nisan 2006, 16:48:06 Çrş »
çok değerli bir şairdi Allah rahmet etsın valla


...

Çevrimdışı isogulb

  • Forum Heveslisi
  • *
  • İleti: 52
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Can YÜCEL (1926/1999)
« Yanıtla #2 : 20 Nisan 2006, 01:16:36 Prş »
Türkiye'nin en iyi ve açık sözlü şaiiri. paylaşım için teşekkürler.
''...yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine,
           bu hasret bizim.'' (NAZIM HİKMET)

Çevrimdışı kanarya

  • Girişimci
  • *
  • İleti: 18
  • Cinsiyet: Bay
Can YÜCEL (1926/1999)
« Yanıtla #3 : 11 Temmuz 2006, 21:21:56 Sal »
özellikle her şey sende gizli diye bir şiiri vardı o beni çok etkilemişti

Çevrimdışı isogulb

  • Forum Heveslisi
  • *
  • İleti: 52
  • Cinsiyet: Bay
Can YÜCEL (1926/1999)
« Yanıtla #4 : 11 Temmuz 2006, 23:12:06 Sal »
evet o şiiri mükemeldi. o şiiri başta gördüğümde inanmamıştım can yücel'in olduğuna. ama daha sonra bu büyük şaire hayranlığım bin kat daha arttı.
''...yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine,
           bu hasret bizim.'' (NAZIM HİKMET)

Çevrimdışı sondanbirönce

  • Forum Kurdu
  • *
  • İleti: 696
  • Cinsiyet: Bay
  • 'Bu kalp seni unutur mu?'
Can YÜCEL (1926/1999)
« Yanıtla #5 : 23 Temmuz 2006, 06:43:59 Paz »
O dünyanın bütün küfürlerine sımsıcak bir sevgi elbisesini giydirebilmiş tek adamdı. Unutulmaz Can Baba'mızdı.Onu yakından tanımış olmam yaşamımın en önemli anlamlarından biriydi.
'ÖLÜM İLİŞKİLERİ'

Çevrimdışı Devrim

  • Artık sende "biz" densin..
  • *
  • İleti: 4.240
  • Cinsiyet: Bay
Can YÜCEL (1926/1999)
« Yanıtla #6 : 02 Ekim 2006, 20:01:42 Pzt »
          Teşekkürler Angel,
sevdiğim bir şair, allah rahmet etsin

Tekliği bilir misin?
Öbür adı yalnızlık olan.
Bir kelebek mi uçtu...
Dokunma! Ömrü çok kısa

Z-DEVRİM

Çevrimdışı h@cer

  • Forum Tutkunu
  • *
  • İleti: 130
  • Cinsiyet: Bayan
Can YÜCEL (1926/1999)
« Yanıtla #7 : 15 Kasım 2006, 00:10:59 Çrş »
Sevgi emekmiş,

Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür
bırakacak kadar

sevmekmiş...

CAN YÜCEL



Çevrimdışı Gregor Sarsaryan

  • Forum Delisi
  • *
  • İleti: 505
  • Cinsiyet: Bay
CAN YÜCEL ŞİİRLERİ
« Yanıtla #8 : 06 Ağustos 2007, 09:05:39 Pzt »


Can Yücel  1926  da istanbulda doğdu.

Milli Eğitim Bakanlığı da yapmış olan ünlü kültür adam

hasan ali yücel in oğludur.

ankara ve Cambridge üniversitelerinde

Latince ve Yunanca okudu.
Çeşitli elçiliklerde çevirmenlik  Londra da BBC nin Türkçe bölümünde spikerlik yaptı.

Askerliğini Kore de yaptı. 1958 de

 Türkiye ye döndükten sonra
bir süre Bodrum da turist rehberi olarak çalıştı.

Ardından bağımsız çevirmen ve şair olarak yaşamını İstanbul da sürdürdü.

1956 yılında Güler Yücel ile evlendi.

Bu evlilikten iki kızı (Güzel ve Su) ve bir oğlu (Hasan) oldu.

Son yıllarında Datça ya yerleşti

ve her hafta Leman  her ay Öküz dergilerinde

yazıları ve şiirleri yayımlandı.
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel e hakaretten yargılanan Yücel 

18 Nisan seçimlerinde ÖDP nin İzmir 1. sıra milletvekili adayı oldu.

12 Ağustos 1999 gecesi ölen şair  çok sevdiği günebakan çiçekleriyle uğurlanarak

Datça ya gömüldü.



                             

                            YAZARLIĞI

Can Yücel  1945-1965 yılları arasında  Yenilikler  Beraber  Seçilmiş Hikayeler    Dost  Sosyal Adalet   Şiir Sanatı  Dönem  Ant  İmece  ve  Papirüs  adlı dergilerde yazdı. Daha sonraları  Yeni Dergi   Birikim  Sanat Emeği   Yazko Edebiyat  ve  Yeni Düşün  dergilerinde yayımladığı şiir  yazı ve çeviri şiirleri ile tanınan Yücel  1965 ten sonra siyasal konularda da ürün verdi. 12 Mart 1971 döneminde Che Guevara ve Mao dan çeviriler yaptığı gerekçesiyle 15 yıl hapse mahkum oldu. 1974 de çıkarılan genel afla dışarı çıktı. Dışarı çıkışının ardından hapiste yazdığı Bir Siyasinin Şiirleri adlı kitabını yayımladı. 12 Eylül 1980 sonrasında müstehcen olduğu iddiasıyla  Rengahenk  adlı kitabı toplatıldı.

1962de İngiltere deyken  1709 yılından kalma  Latin harfleriyle taş baskısı olarak basılmış bir Türkçe dilbilgisi kitabı bulması geniş yankı uyandırdı.

Şiirlerinde argo ve müstehcen sözlere çok sık yer veren, bu nedenle zaman zaman dikkatleri üzerine çekip koğuşturmaya uğrayan Yücel  ilk şiirlerini 1950 yılında  Yazma  adlı kitapta toplamıştır.

Can Yücel, taşlama ve toplumsal duyarlılığın ağır bastığı şiirlerinde, yalın dili ve buluşları ile dikkati çekti. Can Yücelin ilham kaynakları ve şiirlerinin konuları  doğa insanlar  olaylar  kavramlar  heyecanlar  duyumlar ve duygulardır. Şiirlerinin çoğunda sevdiği insanlar vardır.  Maaile  şairin kitaplarından birine koyduğu bir ad. Can Yücel için ailesi çok önemlidir  eşi  çocukları torunları  babası.. Bu insanlarla olan sevgi dolu yaşamı şiirlerine yansımıştır.  Küçük Kızım Su ya  Güzele  Yeni Hasana Yolluk  Hayatta Ben En çok Babamı Sevdim  bu sevgi şiirlerinden bazılarıdır.

Can Yücel ayrıca Lorca  Shakespeare  Brecht gibi ünlü yazarların oyunlarından çeviriler yaptı. Shakespeare çevirileri (Hamlet  Fırtına  Bir Yaz Gecesi Rüyası) aslına tam olarak bağlı kalmasa da son derece başarılıdır. Shakespeare in ünlü  to be or not to be  sözünü  bir ihtimal daha var  o da ölmek mi dersin  şeklinde türkçeleştirmiştir. 1959da ilk baskısı yayımlanan  Her Boydan  adlı kitabında dünya şairlerinin şiirlerini serbest ama çok başarılı bir biçimde Türkçeye çevirmiştir.

 
 
 
   ESERLERİ          
Yazma (1950)

Her Boydan (1959  Çeviri Şiirler)

Sevgi Duvarı (1973)

Bir Siyasinin Şiirleri (1974)

Ölüm ve Oğlum (1976)

Şiir Alayı (1981  ilk dört şiir kitabı)

Rengâhenk (1982)

Gökyokuş (1984)

Beşibiyerde (1985, ilk beş şiir kitabı)

Canfeda (1985)

Çok Bi Çocuk (1988)

Kısa Devre (1990)

Kuzgunun Yavrusu (1990)

Gece Vardiyası (1991)

Güle Güle-Seslerin Sessizliği (1993)

Gezintiler (1994)

Maaile (1995)

Seke Seke (1997)

Alavara (1999)

Mekânım Datça Olsun (1999)
                   

 

 BAĞLANMAYACAKSIN ÖYLE KÖRÜ KÖRÜNE             


Bağlanmayacaksın bir şeye öyle körü körüne
O olmazsa yaşayamam demeyeceksin
Demeyeceksin işte
Yaşarsın çünkü
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki
Çok sevmeyeceksin mesela O daha az severse kırılırsın



Ve zaten genellikle o daha az sever seni
Senin onu sevdiğinden
Çok sevmezsen çok acımazsın
Çok sahiplenmeyince çok ait de olmazsın
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa kaybetmekten de
korkmazsın.

 


Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin


Güneşi ayı yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı senin yıldızın olacak.
O benim. diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak
İlle de bir şeye ait olacaksan renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.

 


Çok sahiplenmeden Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutara


 CAN YÜCEL    

 

Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim 
Hayatta ben en çok babamı sevdim.
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpı bacaklarıyla  ha düştü ha düşecek
  Nasıl koşarsa ardından bir devin
  O çapkın babamı ben öyle sevdim.

  Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici – hep hepp acele işi
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi.
  Atlastan bakardım nereye gitti
  Öyle öyle ezber ettim gurbeti.

  Sevinçten uçardım hasta oldum mu
40ı geçerse ateş çağrırlar İstanbula
Bi helallaşmak ister elbet diğimi oğluyla 

Tifoyken başardım bu aşk oyununu
  Ohh dedim göğsüne gömdüm burnumu.

  En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin
Daha başka tür aşklar geniş sevdalar için
  Açıldı nefesim fikrim canevim.
  Hayatta ben en çok babamı sevdim

CAN YÜCEL
 
 

 
 
 
HERşEY SENDE GıZLı
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin
Yaşadıklarını kar sayma
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna

Ne kadar yaşarsan yaşa
Sevdiğin kadardır ömrün
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

ışte budur hayat
ışte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren
Sevdiğin kadar sevilirsin..

CAN YÜCEL
 
 

 
 
 
 
BOŞVER BE YAŞI BAŞI
 

gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?
şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan
sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna  ondan haber ver?
koyma bir kenara yüreğini  aç kapılarını
gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama
gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna.
Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda
ama aklını kaybedecek bir aşk varsa avuçlarında
bırak aksın yollarına.


yağ geç  yık geç  kimse inanmazsa inanmasın.
sen inan yüreğine
hem ona geçmezse kime geçer sözün?
büyü büyü... bak ellerin ayakların kocaman.
aklın da maaşallah yerinde
e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye.
akıllı ol, yüreğin gelir peşinden
boşver yaşı başı


aşk var mı aşk  sen ondan haber ver?
takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere.
o çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün
atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir
kış günü  öl gitsin...
parayı pulu savurup
bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır isteğin
savrul gitsin...


Boş ver be yaşı başı  kim tutar seni kim
kendi yüreğinden başka kim?
Aklını al da öyle git
ister bir duvara  ister bir od aya  ister kıra
bayıra vur da git.
Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle
bırakmadıkça birine.
O biri de gelir gerçekten istediğin oysa
seveceksen ve öleceksen uğruna...
yaşa be  yaşa da öyle git  gireceksen toprağa

yaş 70 e gelse bile  hayat daha bitmemiş.
sen mi biteceksin?
çekeceksen bile bayrağı
yaşadım ulan dibine kadar diyemiycek misin?

Can Yücel



 

 

YAŞAYINCA ANLADIM

 

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını

 kendimi bulduğumda anladım.

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış

Kendi yolumu çizdiğimde anladım..

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş
 
 hayat okuyarak dinleyerek değil..
 
 

Bildiklerini bana neden anlatmadığını  anladım..

Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış

Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..

Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden

Neden hiç ağlamadığını anladım..
 
 
 

Ağlayanı güldürebilmek ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş 

Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..

Bir insanı herhangi biri kırabilir ama bir tek en çok sevdiği  acıtabilirmiş

Çok acıttığında anladım..
 
 

Fakat hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını

Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
 
 Yalan söylememek değil  gerçeği gizlememekmiş marifet

Yüreğini elime koyduğunda anladım..

 
 

Sana ihtiyacım var  gel   diyebilmekmiş güçlü olmak

Sana  git dediğimde anladım..

Biri sana git dediğinde kalmak istiyorum
 diyebilmekmiş sevmek
 
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
 
 

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan

Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..

Özür dilemek değil  affet beni  diye haykırmak istemekmiş pişman

olmak  Gerçekten pişman olduğumda anladım..
 
 
 

Ve gurur  kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş
 
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış

Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
 
 
 

Ölürcesine isteyen beklemez sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi

Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..

Sevgi emekmiş

Emek ise vazgeçmeyecek kadar  ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...

Can YüceL
 
 
 
KİM ÖZLERDİ
 
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir
büyük ayrılıklar bile  en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların 
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp  göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman
meydan savaşlarında korkular  aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük  o görkemli son  ölüm bile anlamını yitirirdi
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi  kısacık kestirmelerin ardından
dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de
kartvizitinde  onca ayrılığın birinci dereceden failidir  denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da  ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer


Can Yücel
 

 
 
 
BEY VE HANIM

 
 
Seneler geçsin  sen beni bil  ben seni bileyim istiyorum.

Benim olduğu kadar dostlarının

dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum.

Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.

Yaşayalım ki  öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı.

Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız.

Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız.

Öyle ki  yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.

Güzel günlerimizi  evimizde bir şişe şarap ve pijamalarımızla
kutlamalıyız.

Yada bazen dostlarla ucuz biralar içerek...

Böylece yaşamalıyız işte.

Sonra çocuğumuz olmalı

Düşünsene senin ve benim olan bir canlı.

Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız.

Sen arada mızıkçılık yapmalısın ve ben söylenerek almalıyım sıranı.

Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım  söylenerek yumurta
kırmalısın.


Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.

Zaman su gibi akıp giderken  herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı.

Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden Mutluda olsa  kötüde
olsa  yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı.


Saçlara düşünce aklar  yada gidince aklar  çocukları güvence
altına alıp gitmeli bu şehirden.

Kavgasız  her sabah cinayetle uyanılmayan  sessiz bir yere
gitmeliyiz.


Geceleri balkonda denizi seyredip  sandalyelerimizde sallanmalıyız.

Eve gelip benden kahve istemelisin.

Çocuklar gelmeli ziyaretimize  geçmişteki hareketli günlerimizi
anımsamalıyız.


Ben   Bey  demeliyim sana  sende   Hanım

Öyle sevmelisin ki beni bu yazdıklarım korkutmamalı seni.


Tebessümler açtırmalı yüzünde.

Birgün bu hayatı bırakıp giderken  sadece mutluluk olmalı yüzümüzde.

Birbirimizi sevmenin gururu olmalı herşeyde....

Can YÜCEL


 
Çaya Kaç Şeker

 

Yalnızlığa dayanırım da  bir başınalığa asla.

Yaşlanmak hoş değil öyle duvarlara baka  baka.

Bir dost göz arayışıyla.

Saat tıkırtısıyla…

Korkmam  geçinip gideriz biz mutlulukla.

Ama  Günün aydın  akşamın iyi olsun
diyen biri olmalı.

Bir telefon sesi çalmalı ara sıra da olsa kulağımda.

Yoksa  zor değil  hiç zor değil  demli çayı bardakta karıştırıp  bir başına yudumlamak doyasıya.

Ama  Çaya kaç şeker alırsın ?

Diye bir ses sormalı ya ara sıra…

CAN YÜCEL



 

YEŞİL ŞİİR


Baktikça çoğalir  yıldızlar  gecede
Parmaklarınla sayılmaz
Kimi duyulur  kimi duyulmaz
Dinledikçe çogalır gecede
Sesler gelir
Ya  hızlıdan  ya yavaştan.

Her şey kendi dilince konuşur
Karanlık örtse de üstünü 

Gecede devam eder renk renk
Ağacın dalında  rüzgarda
Her şey kendi rengince konuşur.

Gözlerini kapatır beklerdi
Yaprağa benzer ellerini  avuçlarını  uzatır
Beklerdi isitinceye dek
Ağacın dalında  rüzgarda
Yeşili duydu mu uyurdu
Rüyasinda...

  Can Yücel

 

 

ANAYASASI İNSANIN  

 

Kan yasası bu insanın   

Üzümden şarap yapacaksın 

Çakmak taşından ateş 

Ve öpücüklerden insan 

Can yasası bu insanın 

Savaşlara yoksulluklara 

Ve binbir belaya karşın 

İlle de yaşayacaksın 

Us yasası bu insanın 

Suyu şavka döndürüp 

Düşü gerçeğe çevirip 

Düşmanı dost kılacaksın 

Anayasası bu insanın 

Emekleyen çocuktan 

Uzayda koşana dek 

Yürürlükte her zaman
 

   CAN YÜCEL


 
 
BELKİM BİR KERTENKELEYİM

 

Belkim bir kertenkeleydim

piç edilmiş bir yağmurun serini

bir güzelin çirkiniydim

çirkinlerin en güzeli

yeşil koşsa güneşlerin gölgesi

ben en hızlı yeşiliydim

kurbağa yarışlarında annemin

 

çatal matal kaç çataldım kim bilir

bin dereden bir kendimi getirdim

haydan gelip huya giden bir huysuz

heyheyler içinde bir heydim

belkim yedi belkim sekiz belaydım

 

düdük çalar hırsızlanmış polisler

ben korkudan üstlerime işerdim

üç yıldızlı bir albaydı gökyüzü

karşısında önüm açık gezerdim

ağzı bozuk meymenetsiz bir ozan

rus cenginde çağanozdum bir zaman

 

iki gözüm iki koltuk-eviydi

mavilerim bir miyobun koynunda

kendi düşen köyler kentler ağlamaz

sur dışında ben oturur ağlardım

ekmek diye bağrışırdı bebeler

elma derler ben ortaya çıkardım

ağıtlarla kutlanırdı İsa-doğdu gecesi

fildişinden bir kuleydim yıktım kendimi

 

bilmem hangi keloğlanın fesiydim

bir püskülsüz sümbülteber tohumu

fesleğenler yaprak dökmüş şerrimden

bir naraydım kimse bilmez nereden

ya yakından ya uçmaktan gelirdim

belkim ince belkim kalın bir sestim

belkilerin kol gezdiği saatta

belkim belki bile değildim.

 

CAN YÜCEL

« Son Düzenleme: 06 Ağustos 2007, 09:25:45 Pzt Gönderen: TEOMAN_IST »

Çevrimdışı gatri

  • Artık sende "biz" densin..
  • *
  • İleti: 1.881
  • Cinsiyet: Bay
  • yanıldım...
CAN YÜCEL ŞİİRLERİ
« Yanıtla #9 : 07 Ağustos 2007, 09:03:18 Sal »
emeğine sağlık arkadaşım
sayende büyük ustanın şiirlerini bir kez daha okudum
sana git diyemem
ama...
kal demek te gelmiyor içimden...

Çevrimdışı olcimik

  • Forum Aşığı
  • *
  • İleti: 293
  • Cinsiyet: Bayan
CAN YÜCEL ŞİİRLERİ
« Yanıtla #10 : 12 Ağustos 2007, 22:38:44 Paz »
Muhteşem şiirler. Sevgili Teoman, bizimle paylaştığın için çok teşekkür ederim, ellerine sağlık.

Çevrimdışı Gregor Sarsaryan

  • Forum Delisi
  • *
  • İleti: 505
  • Cinsiyet: Bay
CAN YÜCEL ŞİİRLERİ
« Yanıtla #11 : 23 Kasım 2008, 15:03:40 Paz »


Kan yasası bu insanın   
Üzümden şarap yapacaksın 
Çakmak taşından ateş 
Ve öpücüklerden insan

 
Can yasası bu insanın 
Savaşlara yoksulluklara 
Ve binbir belaya karşın 
İlle de yaşayacaksın 


Us yasası bu insanın 
Suyu şavka döndürüp 
Düşü gerçeğe çevirip 
Düşmanı dost kılacaksın 


Anayasası bu insanın 
Emekleyen çocuktan 
Uzayda koşana dek 
Yürürlükte her zaman 


can yücel

Çevrimdışı Gregor Sarsaryan

  • Forum Delisi
  • *
  • İleti: 505
  • Cinsiyet: Bay
CAN YÜCEL ŞİİRLERİ
« Yanıtla #12 : 23 Kasım 2008, 15:17:33 Paz »


EĞER

 

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir büyük ayrılıklar bile
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses
hiç bir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de kalp
göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel
namuzsuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi kısacık kestirmelerin ardından
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında
bir ayrılık gizlendiğine belki de kartvizitinde
Onca ayrılığın birinci dereceden failidir. denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller kendi belirsiz sahillerinde
amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da
ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet sevgili
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu
Kim uzanmak isterdi ince parmaklarına
Mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa
tanıklık etmiş olmasalardı eğer

Can Yücel

Çevrimdışı Korsan

  • Administrator
  • *
  • İleti: 2.140
  • Cinsiyet: Bay
Can YÜCEL (1926/1999)
« Yanıtla #13 : 23 Kasım 2008, 17:04:40 Paz »
Konular birleştirilmiştir.
Teşekkür ederim.

Çevrimdışı Nazlıcan

  • K A L B İ M
  • *
  • İleti: 14.778
  • Cinsiyet: Bayan
  • Mutluluk gülüşünde saklı(:
Can YÜCEL (1926/1999)
« Yanıtla #14 : 01 Ocak 2010, 21:15:22 Cum »
Çok sahiplenmeden Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutara



Bizim olduğunu bilmemiz yetiyor aslında hemen sapihlenmemize çok yanlış olsada bu tutum bizi üzsede...

Emeğine sağlık her zman aklımda olan şiirlerinden birini tekrar okumak güzeldi..
 

Ve dörtte üçü su olduğundan mı vücudumuz okyanuslar gibi Ay'ın cazibesinin etkisindedir..? Bu yüzden mi içimiz gelgit halindedir..? Sular ve gökler arasında kalabalığım. Tut ki yeni yaratılmışım... Bu yüzden mi sudan sebeplerle yitiririz su gibi aziz şeyleri çoğu zaman. Sular durulduğunda aydınlanır anlamlar ama sular ...durulmaz dalgalanmadan..