Gönderen Konu: Korkut Eken (1945 - .... )  (Okunma sayısı 1508 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Birsam

  • Artık sende "biz" densin..
  • *
  • İleti: 1.567
  • Cinsiyet: Bay
  • The Green Beret in Kosovo
    • Hepsii Life
Korkut Eken (1945 - .... )
« : 25 Nisan 2006, 03:51:35 Sal »

    Eken, 1945 yılında Ankara'da doğdu. 1963 yılında baba mesleği olan subaylığa ilk adımı Kara Harp Okulu'na girerek attı. Hava İndirme Tugayı'nda görevliyken 20 Temmuz 1974'de paraşütçü birlikler ile Kıbrıs'ta ilk görev yapan askerlerimiz arasında yeraldı.

    1978 yılında çok üstün eğitimli subay ve astsubaylardan oluşan Özel Harp Dairesi, özel birlik komutanlığına atandı. 1984 Eruh baskınıyla başlayan PKK terör örgütüyle mücadelede, birliğiyle birlikte Siirt ve Sason bölgelerinde görevlendirildi.

     1986 yılına kadar devam eden bu görevinde sayısız sıcak çatışmaya girdi. Yaptığı çalışmalardan dolayı Türk Silahlı Kuvvetlerimiz'in en önemli madalyası olan Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası ile Başarı Madalyası ve birçok takdirname aldı. 1981 yılından 1986 yılına kadar Emniyet Genel Müdürlüğü Polis Özel Harekat Timleri'nin teşkili, teçhizi ve eğitiminde görev aldı.

     Kendi isteğiyle 1987 yılında Yarbay rütbesindeyken emekliye ayrıldı ve hemen MİT'de Güvenlik Dairesi Başkan Yardımcısı olarak göreve başladı. Basına sızan ünlü MİT raporunu hazırlayan Daire'de görevli olduğu için soruşturma geçirdi. Başka bir bakanlığa atanacağını öğrenince 1988 yılında MİT'den emekliye ayrıldı.
1993 yılında dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar'ın daveti üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü'nde çalışmaya başladı.

     1996 yılına kadar Özel Harekat timlerini yetiştirdi ve bunlarla birlikte operasyonlara katıldı.

     Samsun Terme nüfusuna kayıtlı Korkut Eken evli ve 3 çocuk babası.



MİT'e Giriş

    Yıl 1986... "Yarbay Eken, gönüllüler arasından seçtiği Polis Özel Harekat Timlerine eğitim verirken, eğitim alanına iki Land Rover araç geldi. Araçlardan inenlerden biri MİT Müsteşar Yardımcısı Hiram Abas'tı. Abas için hep "Türkiye'nin en iyi silah kullanan kişisi" denirdi. Uzaktan Eken'in atışlarını hayranlıkla izledi. Eken şişeyi vurmanın ötesinde, kurşunu şişenin içinden geçiriyordu. Abas yanlarına gitti, değişik silahlarla o da hedeflere ateş etmeye başladı. Abas hedefleri 12'den vuruyor, aynı delikten ikinci kurşun geçiyordu...

     Hiram Abas, aniden döndü ve uzakta duran Land Rover'lara ateş etmeye başladı. Araçların yanına gittiler. Kurşunun değdiği yerlere parmaklarını sürdü. İçeriye girip baktı. "Güzel" dedi.

     Araçlara zırh geçirilmişti. Yeni alınacak Land Rover'ların zırhlarının dayanıklılığını belirlemek için ateş ediliyordu. Hiram Abas, Eken'e "Yarbayım bir de siz deneyin" dedi. Eken önce Land Rover'ı inceledi. Nereye ateş edeceğini kararlaştırmıştı. Atış tamamlandığında hep birlikte yine aracın başına gidildi. Hiram Abas, "Yarbayım zayıf noktaları iyi yakalamışsın. Tebrik ederim" diye Eken'i kutladı. Korkut Eken'e teklifi hemen orada yaptı: "Size ihtiyacımız var. Emekli olup MİT'e gelin".

     Eken, 1987 yılında Özel Birlik Komutanlığından emekliye ayrıldığında, zaman geçirmeden MİT'te göreve başladı. Görev yeri, MİT Güvenlik Dairesi Başkan Yardımcılığıydı." *

Devletin Derinliklerinde, Saygı Öztürk, Ümit Yayıncılık



Eken ve Çatlı

     "Korkut Eken, Emniyet'te olduğu dönemde, Abdullah Çatlı'ya ihtiyaç duymuştu... Haber gönderdi, "Ankara'ya gelsin görüşelim" diye. Aslında Çatlı'nın bir ayağı Ankara'daydı. Sık sık geliyor, görüşmelerde bulunup gidiyordu. Görüşme yeri için gizli saklı bir yer de seçilmemişti. Ankara Tandoğan'da bulunan ve bugün adı Ador olan Merit Altınel Oteli'nin lobisinde buluşma gerçekleşti.

     Kahve içerken Eken, "Sana bir dış görev vereceğim. Fransa'ya gideceksin, Dursun Karataş'a bakacaksın. Almanya'da PKK'nın lider kadrosunun yerini tesbit edeceksin. Bu bilgileri onbeş gün içinde temin etmeni istiyorum" dedi.

     Abdullah Çatlı hiç itiraz etmedi. Bilet ve masrafları için gerekli para verildi. Ayrılırken el sıkıştılar. Korkut Eken, "Gel seni bir öpeyim" dedi ve o güçlü elleriyle Çatlı'yı kendine doğru çekip öptü. Sırtını okşarken, "Bu zor görevde sana güveniyorum" dedi.

    Abdullah Çatlı, "Yarbayım, ben de size güveniyorum. Siz olmazsanız ben böyle bir görevi kabul etmezdim. Çünkü, bana yapılan bazı şeylere çok üzüldüm. Kelle koltukta görev yapıyorum ama neredeyse beni vurdurtacaklardı" diye yanıtladı.

     Eken, "Merak etme, komutanına güven" deyince, Çatlı'dan şu sözcüğü duydu: "Güveniyorum Emmi."...

     Birbirlerine güvenmişlerdi. Eken, Çatlı'nın getirdiği raporları okurken, rapora girmeyen özel bilgileri de dinliyordu. Bu raporlar Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar'a veriliyor, raporun bir örneği de Başbakan Tansu Çiller'e sunuluyordu. Çatlı, Avrupa ülkelerinde önemli bir istihbarat ağı oluşturmuştu. "Net" bilgiler getiriyor, bilgileri fotoğraf ve filmle destekliyordu..." *


Gazeteci Saygı Öztürk soruyor, Korkut Eken Çatlı'yla bağlantısını açıklıyor:

Abdullah Çatlı'yı tanıyor musunuz?

     Abdullah Çatlı'yı MİT'ten emekliye ayrıldıktan sonra, yani devlet hizmetinde olmadığım bir dönemde İstanbul'da bir yemekte tanıdım. O yemekte MİT'ten ayrılanlar da vardı, sekiz - on kişiydik.

Emniyette göreve başladıktan sonra mı Çatlı'yla ilişki kurdunuz?

     Emekliye ayrıldıktan sonra uzun yıllar MİT ve Emniyet'le bağım olmadı. 1993'te ben Emniyet'te göreve gelince kendisiyle irtibat kurdum. Mahkemede Çatlı'yı tanıyıp tanımadığım sorulunca, tanıdığımı ifade ettim. Sebebi, tanıdığım için çekineceğim birşey yoktu. Bu kişiyi hem Abdullah Çatlı olarak, hem de kod ismi Mehmet Özbay olarak, şimdi hatırlamayacağım birkaç kod ismi daha vardı, hepsiyle tanıyorum.

İnterpol tarafından aranan bir kişiye neden görev teklif ettiniz?

     Çünkü Avrupa'da çok gücü ve potansiyeli vardı. Çatlı'nın Avrupa'daki çok büyük haber alma imkanından faydalanmak için görev teklif ettim ve kabul etti. İki - üç defa Avrupa'ya gitti, çok güzel net bilgiler verdi.

Çatlı'dan aldığınız bilgileri ne yapıyordunuz?

     Özellikle Avrupa'daki PKK'lı liderlerin yerleri konusunda, faaliyetleri konusunda bilgiler getirdi, raporlar getirdi. Biz de bu raporları ilgili makamlara aktardık.

Abdullah Çatlı'nın arandığını bile bile ona görev vermeniz doğru bir yaklaşım mı?

     Abdullah Çatlı'nın kanun kaçağı olduğunu bakan biliyor. Bakanın yemeklerine bu kişi katılıyor, onunla konuşuyor, milletvekillerinin yanlarına gidiyor. Parti kongresine gidiyor. ANAP kongresine onlarca arabayla geldi.

Çatlı verdiğiniz görevleri istediğiniz gibi yerine getirebiliyor muydu?

     Çatlı önemli görevler yaptı. Öna "PKK'nın askeri kanat sorumlusu şu anda Hollanda'ya kaçtı diye bir duyumumuz var. Adamın yerini tespit et bildir" diyorsunuz. Gidiyor, onbeş gün sonra bilgileri getiriyor. O, Avrupa'daki Türklerin çoğunu örgütlemiş. Bu kadar meşhur. Her gittiği ülkede krallar gibi karşılanıyor.

Kanun kaçağını yakalamanız gerekirken, siz görev veriyorsunuz. Ceza almanız da bu yüzden değil mi?

     Bizim yaptığımız hemen her ülkede olan bir işlem. Her ülkede bu böyledir. Geçmişte de böyle olmuştur. Ülkemizde olanın aynısı Çin'de de, Amerika'da da, İngiltere'de de inanın aynen böyledir. Normal bir vatandaş bu tip bir görevi kabul edebilir mi? Resmi görev daha tehlikeli olur. Neden? Devletin adı çıkar. Siz adamı görevlendirirken diyorsunuz ki, "Kardeşim yakalanırsan tanımayız, sahip çıkmayız. Bu şartları kabul ediyor musun?"

Çatlı'ya siz de öyle mi dediniz?

     Tabii ki benzer şeyler söyledim. Çatlı, TBMM'ye gidiyor, milletvekilleriyle görüşüyordu. Bürokratların yanına gidip geliyordu. Onların çoğu da onu Mehmet Özbay adının yanısıra Abdullah Çatlı olarak da tanıyordu. Bu nasıl aranmak?

Çatlı'ya bu görevi verirken, hizmetinin karşılığında o sizden ne istedi?

      Bunlar da bu tip görevlere talip olurken, gerçek şu ki, güvence, yani devletten aranmamasını isterler. Ailesinin yanında rahat yatmak ve oturmak istiyorlar. Budur yani. Başka bir şey yok.

Silahlı bir eylem yaptırdınız mı?

     Çatlı'yı istihbarat faaliyetlerinde kullandım. Çatlı'yla ilişiğinizi kestiğiniz zaman yerine hazır bulunan başkasını gönderirsiniz. Bunlar olan işler.

Yurtdışına nasıl gönderiyordunuz?

     Niye? Normal pasaportu vardı. Mehmet Özbay adına düzenlenmişti. Yeşil pasaport konusunda bilgim yok. Zaten yurtdışındaki bu tip görevlerde yeşil pasaport çok dikkat çeker.

Çatlı ölene kadar size bağlı mı çalıştı?

     Çatlı benimle çok uzun çalışmadı. Benden alınıp kime verildiğini bilmiyorum. Beni aşıp görüşmeler yaptığını öğrenince bundan hoşnut olmadığımı biliyordu. Halbuki, bu tip insanlarla, idare edenin arasında çok güzel sevgiye, saygıya dayanan bir bağlılık gereklidir. Mutlaka mesafe konulmalı.

Devletin Derinliklerinde, Saygı Öztürk, Ümit Yayıncılık
Determined to keep the peace. Turkish troops in KFOR.

Çevrimdışı muamma

  • Forum Kurdu
  • *
  • İleti: 870
  • Aşk bir hükmü ezeldir. Derdi zevkinden güzeldir.
Ynt: Korkut Eken (1945 - .... )
« Yanıtla #1 : 26 Nisan 2006, 00:06:29 Çrş »
Bu adamı iyi analiz etmek lazım

Güzel bir paylaşım Selimcim sağol varol
Ruhumun kanatları ufuklara sığmıyor
ve o ufuklara çarpan kanatlarım kanıyor, kanıyor, kanıyor...

Çevrimdışı akrep5835

  • Forum Aşığı
  • *
  • İleti: 352
  • Cinsiyet: Bay
Korkut Eken (1945 - .... )
« Yanıtla #2 : 11 Mart 2007, 22:30:54 Paz »
 :turk
SEVDİMMİ ÖLÜMÜNE SEVERİM
SİLDİMMİ  BİR KALEMDE SİLERİM
SİLEMEYİPTE  KARALAYANLAR UTANSIN