Aklının fındık kabuğuna binip okyanuslar aşacağını sanan dangalak! Hayreddin Paşa iken denizlerin hâkimi ona tabi olacaksın. Sana ne, tufan zamanı binilmiş olan Hazret-i Nuh’un gemisinden! Kaptan-ı Derya; ister kol gücüyle sürer gemilerini, isterse rüzgârla doldurur yelkenlerini. Sana ne, Nuh’un gemisinin buharla yürümüş olmasından!.. Âdeme, adam olmak yaraşır…
Adam olmayan âdem; adem olup yokluğa karışır!

Uçabilirsin, denmişse sana; kendini kartal mı sanman gerekir… Şahinlere akıl satmaya çalışman mı gerekir!..
Uçabilirsin, denmişse sana; kanatların olmadığını unutman mı gerekir!
Aynalar kimin için?
Bak ve gör, kendini…
Her karınca uçabilir elbette; bir büyük kuşun sırtına sımsıkı tutunmayı akıl ederse!..

Bazen akıl, kendi sahibine zulmediyor; bir filin ensesinde oturan zalim sürücü gibi!
İstikameti şaşıyor yanlış yönlendirilen hayvanın; ya kendi kervanını çiğniyor veya körlemesine düşman mızraklarına doğru yürüyor yahut geri dönüp kendi ordusunun piyadelerini bozuyor…

Marifet değil; herkes bilir her fındık kabuğunun suda yüzeceğini…
İyi de; hadi koy bakalım kendini o kabuğun içine, bir de günahlarını koy ve sonra açıl ummanlara;
..birkaç sevabının sana yelken olacağını umarak!
Hâlbuki, fırtınaların ejderha gibi dalgalarıyla karşılaşmaya fırsat kalmadan, daha ilk meltemin üflemesinde, korkudan öleceksin!

Fındık kabuğunda kıpraşan kurtçuğa eğer akıl verilseydi, acaba bazı akıl sahiplerinin yaptığını yapmaya kalkar mıydı?
Aklın işi; gemisine bineceğin kaptanı seçmektir…
Aklın işi; tutunacağın kanadı bilmektir!

Yazan : Muammer ERKUL / ME

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here