pişmanlık,katran karası pişmanlık….hissettiğin tam anlamıyla bu,biliyorum…bedeni başkasına ait olan bir adamsın artık…yüreğin bana aitmiş hala,öyle diyorsun…ne yazıkki benim yüreğim hiç sana ait olmadı,bilmiyorsun…
yüreğim başka bir yüreğe değmiş diye milattan önce,beni kovdun yüreğinden…kendini de kendi hayatından kovdun…
oysa sana hissettiğim şey aşktan da değerliydi…güvenmekti,elimi sana uzatmaktı korkmadan…
ama sen sahte bir kelimeye inandın,aşka…
ve şimdi pişmansın..ve çıktığın yolda hep arkana bakarak yürüyorsun…sahte cümlelerle beni sevdiğini söylüyorsun…ama gerçekler çığlık çığlığa bağırarak kulaklarımı sağır ediyor…
ve yıllar önce sana yazdığım satırları yeniden yazıyorum buraya…asla okuyamayacağın uzak cümleler artık bunlar….ve hiç yaşayamadıklarımız…

Senin Gözlerine Emanetim

”Neredesin sen” diyen sesiyle başladı her şey. Sanki yıllar geçmemişçesine, sanki buluşmamız gereken saate geç kalmışım gibi ”neredesin sen” diyen bir ses.
Ben anlatıyorum, o ağlıyor; o soruyor ben ağlayarak anlatıyorum. Kötüleşiyor sesi, hıçkırıklarının arasında boğuluyor sanki. Kapatıyorum telefonu.. Yıllar önce kaybetmenin verdiği acı, şimdi kavuşmanın verdiği mutluluk birbirine karışıyor.
Sonra bir dağ kasabasına kaçıyoruz beraber. Günlerce, aylarca anlatıyor sevdasını. Bensiz geçen yıllarının acısını dindirmek için anlatıyor kuytuda kalan tüm sırlarını.
Titriyor bakarken bana, belli belirsiz bir tedirginliği var hissediyorum. Kocaman kahverengi gözleriyle çapkınca bakıyor kimi zaman. ”Yandım sana duyduğum aşkla” diyor bıkmadan.
Sigaralarımızın dumanı birbirine karışıyor. Kıyamıyorum o gözlere bakmaya. Nasıl şefkate muhtaç, nasıl da aşka aç.
Durmadan anlatıyor; ben diyor ”ben seni çok sevdim, hem de sen olmadan, sen yokken. Başka birine aşık olmana bile dayandım. O adam seni her üzdüğünde ben kendimi uçurumdan aşağı attım; benimde canım yansın diye. Sen ona aşıktın, ben sana. Her gece kendime ”Üçüncü Şahsın Şiirini” okudum. Dayandım, kahrettim ama dayandım. Seni çok sevdim ben.Ona gidişini sessizce izledim.”
Bense mahcup dinliyorum onu. Birbirimizin göz yaşlarında boğuluyoruz. Kocaman adam kollarımın arasında ağlıyor, ben perişan oluyorum.
Kalkıp kitaplığa doğru gidişini seyrediyorum. Dal gibi boyuna bakıyorum, nasıl da heybetli yürüyor. O çok sevdiğim şairin kitabını alıyor, yüzünün güzelliğine bakıyorum. Gözlerinin kahverengisi parlıyor bir anda. ”Bana bir gün böyle bakmanı hep hayal etmiştim.” diyor.
Gelip karşıma oturuyor, o kitabın sayfalarını karıştırırken ben biten kadehini dolduruyorum. Nasıl güzel bakıyor gözleri. Sayfaları çeviriyor ben onu izlerken.
Başlıyor en sevdiğimiz şiiri okumaya, gözleri dolu dolu.
Kalkıp sarılıyorum boynuna, o kocaman kahverengi gözlerine emanet ediyorum kendimi.
Gece bitiyor, biz aşkla yeni bir güne emanet ediyoruz kendimizi…

dünyanın en güzel yalan söyleyen adamı’na…özlemle..

kırmızı saçlı acemi yazar

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here