”İnsanlar konuşa konuşa anlaşır” diye bir söz vardır, çok da doğrudur, tabiki karşınızda gerçekten sizi dinleyen birisi varsa.

Birisi tarafından gerçekten dinlenmek etkili iletişimin ilk şartıdır. ”İnsanlar konuşa konuşa anlaşır” diye bir söz vardır, çok da doğrudur, tabiki karşınızda gerçekten sizi dinleyen birisi varsa. Yetişkinlerde, çocuklarda gerçekten dinlenildiklerini hissettiklerinde açılırlar, kendilerini daha iyi ifade ederler çünkü değer verildiklerini, anlaşıldıklarını düşünmeye başlarlar. Böylelikle iletişimde bir güven ortamı oluşur.

 

Pek çok anne-baba çocuklarının ergen çağa geldiğinde onlardan koptuğunu uzaklaştığını görür. Bunun sebebi genelde daha küçük yaşlarda kendini ifade edip onun için önemli olan şeyleri heyecanla anlatmaya çalıştığında gerçekten, derinlemesine dinlenmediğinin farkına varmasıdır. Çocuğun (yetşkinlerin) kelimelerinin arkasında yatan anlamlar, duygular vardır. Kelimelere takılıp kalınmış yüzeysel dinlemelerde kişi kendi kafasına göre yorum yapar ve odağı bir an önce kendi söylemek istediğindedir. ihtiyacı olan derinlemesine ve dinlenmektir.

Derinlemesine dinlemek kulaklarımızla işitmemiz dışında tüm duyularımızı kullanmaktır. Özelliklede hislerimizi ve sezgilerimizi. Ne anladığımıza ya da ne söyleyeceğimize değil çocuğumuzun ne anlatmak istediğine odaklanmaktır. Kelimelerin arkasında yatan duyguyu, nefes alış-veriş temposunu, vücut dilini ve satır aralarını okumaktır. Yetişkinler bile kendilerini çok net ifade edemezken bir çocuğun sözsel ifadesini sadece kelimelerle değerlendiremeyiz. Bu haksızlık olur.

Derinlemesine dinledikten sonra vereceğimiz cevaba çocuğumuzun nasıl bir tepki gösterdiğini gözlemlemek de dinleme diyaloğunun devamıdır. İletişimin devamını bu tepki belirleyecektir. Gerçekten dinlendiğini anlayan çocuk (yetişkin) daha da açılarak ve güvenerek konuşmaya devam edecektir. Örneğin birden bire ”artık ben okulu ” diyen bir çocuğa hemen okula gitmesi gerektiğini anlatmaya başlarsanız yüzeyde kalmışsınız demektir. ”Artık okulu ” cümlesinde gizlenmiş olan ”öğretmenim bana kötü davrandı”, ”arkadaşımla kavga ettim”, ”benimle dalga geçtiler” gibi pek çok şey gizlidir. Dinlemede bu yüzden merak çok önemlidir. Nedir acaba bu cümlenin altında yatan anlam. Meraklı olmak algılarımızı daha da açar. Çocuğumuzu dinlerken önemli olan onun sözlerine cevap vermek midir yoksa onu anlayabilmek midir? bu sıklıkla kendimize sormamız gereken bir sorudur.

İyi bir dinleyici karşısındakinin beden dilini gözlemleyip onun ruh haline yakın bir ruh haline girerek onu dinlerse konuşanın halinden çok daha iyi anlayacak ve satır aralarını daha iyi okuyacaktır.
Küçük yaşlarda dinlenilmediğini anlayan çocuklar büyüdükçe aileyle olan iletişimini keser. Ya anlaşılmadığının ya da dinlenilmeye değer olmadığının inancını geliştirir. Dışarıda arkadaşlarıyla daha fazla samimi olur. Arkadaşlarının onu anladığını düşünerek kendine dışarıda bir güven bölgesi oluşturur. Aile de ”bu çocukta hergün bizden daha da uzaklaşıyor” deyip çözüm olarak ona saldırmayı, karşı çıkmayı yani bu duruma olumsuz tepki vermeyi seçer. SONUÇ: Çocuk daha çok aileden uzaklaşır.

Çocuklarımıza sahip çıkmak istiyorsak onlarla ”dinleye dinleye” anlaşmalıyız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here